
Öyle mi yapalım?Geri dönüp ardımıza bir kere olsun bakmayalım mı?Sanki elimizdeymişcesine...
Öylesine zor ve neredeyse imkansız...Kırdığın kalpler,yıktığın dağlar ve yıkıldığın gerçeği.İçinde bir yerler de hepsi birikiyor.Şimdiyse uzun uzun boş bakışların sahibisin.Çünkü tek bir bakış,tek bir an yetmiyor.O kadar uzun ki hesaplaşman birileriyle..Tüm bunların yanında bir de aynaya baksan...ki bu yüzden bakmıyorsun işte!
Hepsi hayatını ele geçirdiler.Onlar ve anılar.Sıkıcı oluyor artık...
Bir keresinde hayalimde yaşamıştım.Tertemiz bir sayfa,gönlünce karalayacağın,sileceğin,dağıtacağın bir sayfa daha..Bir şans daha yani.Gerçekte eline öyle kolay kolay da geçmeyecek bir şans.
Her köşe başında bir yüz.Her köşe başında bir sarsıntı.İçine giren ve çıkmayan vicdani savaşlarının tam da üzerinde sürdüğü bir yara.Bir büyük boşluk artık hiç dolmayan.Her seferinde en acı şekilde görmektense dolmadığını,boşluğa sarılıp uyumayı öğrenmek en güzeli belki de..
Eskisinden daha çabuk gelen uyku vakitleri.Yatıp tavana bakarak ertesi günü getirmek.Aslında günün yorgunluğundan değil,yaşamanın vermiş olduğu ağırlıktan bu beden o kadar ağır ve bu uyku hiç bitmeyecekmiş gibi..
Neresinden çıkar bu yorgunluğun bilmiyorum ama yine de çıkıyor kısa bir bağlayıcı kelime ''umut''...
Neye umut,kime umut bilmiyorum ama hala bir umut var ortada..Belki de sadece bir sabah uyandığında yeniden doğmuşcasına dinlenmiş ve önünde boş bir sayfayla yeniden pencereni açıp dünyanın tam ortasına atlama umudu..Kaybettiğin gerçek gülümseyişinle,bu sahte şeylerin içinde...
Oysa şimdi sadece bu kadar kabalığın içinde,kibar kalan tek şey yorgun bir nefret!

