27 Eylül 2008 Cumartesi

OLSUN!SAĞLIK MI OLSUN!!



Nasıl da sağır herkes ve nasıl da aç!

Kime anlatabilirsin ki dönümlerini.Mutluluklarını,acılarını,sancılarını kime anlatsan anlar ki...Bu kadar erkenden tükenen umutların ve çürüyen bahçelerde ki güzel kokuların senden nasıl da kaçtıklarını nasıl açıklayabilirsin!O bahçelerde bir zamanlar açan binbir çeşit çiçeğin rengini,kokusunu damaklarına nasıl yerleştireceksin ki...Onca yılı kime yaşatabilirsin sırf seni anlaması için.Anlamaktan fazlası lazım oysa.Ama yine de..

Olsun!Sağlık olsun..

Umut,bir çöl bahçesi şimdi...

Bu yüzden kapıyı kapat ve kilidi vur üzerine.Dört duvara kesil dikkatini,belki onlar gözlerine daha çok bakıyordur.Hep susar ve dinler onlar,zaten sen de hiç anlatmazsın.Hissediyorsun değil mi!Bittiğini görüyorsun.Eskisi kadar hızla atamıyorsun kendini ateşe.Dile kolaydır her zaman!Her heveslendiğinde,yeniden hayatı solumaya başladığında,birileri ya da bir şeyler çıkıp nefesinden çalıyor.Hep paylaşacakken,azaltıyorlar.Neden yaptıklarını ne sen anlıyorsun ne de onlar anlatabiliyorlar.Yorgunluğunu sırtından alacaklar sanarken sen,yenilerini de onlar ekliyor.Onlar,hep varlar ve hep bir yerlerde olacaklar.Hiç yapmamış gibi,sanki hiç kırmamış gibi...Hiç bilmiyorlarmış gibi.Bencil ve çaresizlerin sığındığı limandan fazlasıydım oysa.Ama yine de şimdi olsun,sağlık olsun,öyle mi!!

İçimi bir nehre akıtabilsem keşke.Keşke şimdi bir sahil kenarında ve yalnızca yıldızları düşünüyor ve onu düşlüyor olsam.Ilık rüzgarın sesini tenimde duyumsasam.Keşke dalgalar kadar güzel şarkı söylese tüm insancıklar.Keşke onun için hala biraz daha cesaretim kalmış olsa.Oysa o kadar korkunçtu ki hepsi,artık hayal bile etmiyorum.Ne onu ne de beni.Hayallerim hep hayatım olduysa da kabuslarımdan da sakınmadılar kendilerini.Benim hayallerim yine hep beni vurdu.Yolundan dönmediğim ezgilerim dışında,ruhum hep birilerinin karalama kağıdı gibi...Ama yine de yani şimdi,olsun öyle mi!Sağlık mı olsun?

Hayatımı içime sokuşturup,buruşturup,kıvırıp sonra hala benimmiş gibi bana uzatıyorlar.Kendi pisliklerinde,kendilerince oynaşıp,sonra hala tertemiz olduklarını idda ediyorlar.Onlar en çok kendilerini sevip,besliyorlar.Oysa yine de..tüm bunlara rağmen olsun!Sağlık olsun,öyle mi!!

Geçen onca yıl nerde birikiyorsa artık,onca sağlık diliyorum ''onlar''a !

Zaten bu saatten sonra bir bardak çay,bir kafe köşesi,bir defter,bir kalem.Eksik bir şey de olsa,olsun!Sağlık olsun,değil mi!

....

Korkulardan duvarlar ve acılardan saltanat.
Benim krallığımda ki sahte krallar ve kraliçeler...
Korkulardan duvarlar ve yalnızlığımdan daha kalın bir zırh yok.
Kelimelerimi sığdırdığım küçük kağıtlar.
Korkulardan duvarlar ve gözyaşlarımdan daha ağır bir silah yok yine beni vuran
Kendimi,kendime saklıyorum.
Vurdunuz dilediğiniz kadar ve sığındınız göğsüme
İnanç dilediniz,mutlu etmek için..
Açılan her kapıdan ezerek geçtiniz
Biriktirdiniz beni..
Yoldunuz,çaldınız çırptınız benden..
Aşk dilendiniz,mutlu etmek için..
Kirlettiniz hep ortalığı,dağıttınız
Toplamak bana kaldı hep..
Bir ben hep vardı arkada
Yalnızlığına sığınacak...
Gülüşleri hep vardı bir başka tohumdan yepyeni evler yapacak...
Kalmadı artık.
Ne bir ben kaldı ne de size bir aşk

25 Eylül 2008 Perşembe

Buğulu Gökyüzü,Kömür Kokulu Mahalle



Düşünceli ve olabildiğince sessiz.Kimsesiz ve farkında.Yolculuğunun en sıkıcı günleri belki de.Yaşlı bir kadının anılarını tazelediği cam kenarında ve 21 yaşında...Geçmiş henüz hasretle anılamayacak kadar taze.

Dışarda ki buğulu akşamın gözyaşları,genç kızın yanaklarından süzülmekte.Kömür kokulu mahallenin uzak seyircisi.Aramızda bir hayat kadar uçurum var.

O kızın umutlarının kabardığı sokaklar,penceresinden gözükmüyor.Kararmış mahallenin ikinci el dükkanların yanından geçip,pırıltılı arka sokağın incisi olabilmenin derdinde.Yeşilçamdan kareler var aptal kutusunun yüzünde...Kömür kokusuna karşın,bir fincan mocha kokusu duyularını okşayan.

O buğulu gökyüzü,kömür kokulu şaşkın mahalle...

Tam da sağından geçen ve bakışlarında terkedilmişliğin züriyetini gördüğüm adam.Kaç yaşındadır kim bilir elleri?Ancak gözleri,bir kara delik gibi yığınla içine akıtmış yılları.Acılı bir seferi sanki.Belki kırklarınının bile hakkından gelmemiştir daha lakin,yüzünde ki çizgiler ahirete yol olmuş şimdiden.

Kömür kokulu mahalle...

Sıcacık yatağından sabahın bir körü uyandırılan evlatcık.Kolalı yakalığı,masmavi önlüğü.Defterle kitap,evle okul arasında yüz adım hayat...Masumiyetin yaşı dokuz!Geceyle gündüz arasında çığlıklar,yatağıyla yan oda arasında savaş çıkmış.Geçen her dakika kolalı yakalığına bir damla yaş bırakıyor.Masumiyet erkenden terketti evlatcığı.Nerede kaldığını bilmeden,kömür kokulu mahallenin bir köşesinden dönünce şuracıkta ki pembe evin bir odasının bir köşesinde,sinmiş hayat.Nerede unuttuğunu bilmeden..

Buğulu gökyüzü,kömür kokulu mahalle

Başka bir pencereden aynı hikaye dökülüyor zihnimize.Kömür kokusu,sıcak mokayla;buğulu gökyüzü bir kaç damla yaşla servis ediliyor soframıza.