
Soğukkanlı olacakmışsın.Vurduğu yerden kaklmayacak,biraz düşünüp öyle doğrulacakmışsın.Sebepsizlikleri sebep etmeyecekmişsin.Olgun olacakmışsın,durgun.Ha bir de elin yüzün parlayacakmış.Senin yüzüne bakınca karanlık ruhu aydın olsun olsun diye.Zevkine ambar yapacakmışsın,beyimiz külhan sansın kendini diye….Öyleymişte,böyleymiş..Hep bir haber ruhundan ancak;hep bir haberdarlık haline bürünmüş şu utanmaz.Bir de yalan söylemeyecekmişsin.Öyle diyor hünkarımız.Yüzünden düşsünde masken ne aydınlıkmış ruhun görsün cümle alem!!
Oysa haberi yok ki burada ki yıkılmışlıklardan.Bir duvar gibi önünde,öylece unutmuş insan olduğu günleri.Şu ruhsuz bedenini bir armağan zannediyor Tanrı’sından…Gülmek ne kelime kahkahalar atıyorum zavallıcığa.
Aç ve kanırmış vaziyette oysa hayata ve zevklere.Öyle kaybolmuş ki zamanında şuursuzluğun en derin köşelerinde,şimdi günah geliyor en güzel çiçeklerin kokusu bile.Kendini cezalandırıyor mu dersin?Hiç sanmam o denli farkında olduğunun.Belki korkmuşdur,sinmiştir,acımıştır,acıtmıştır…Kaçıyordur ya da kaçırılmıştır..Utanıyor mu yoksa!Yok,yook!En harici duygusu olsa gerek.
Kendi de has deli halbuki.Kondurmaz tabi kendine.Ne diyecek dersin,deliliğinin ilanını mı yakacak ortalıkta,temamen kabullenmek için…Yok tabi,hep böyledir ya!En büyük delilik yine akıllıyım demek belki..Farkında mıdır dersin?Yok anacım!Böyle fark olmaz…
Peki kim susturacak bu yavrucağı ya durulsun şu dalgalı denizi.Ha gayret çocuğum biraz daha çırpın batacaksın tam da olduğun yere.Bir bataklığa saplanmışsın zaten ne debelenir durursun inceden inceye.Kefili mi kaldı yavrucağın elinden tutup çekip kurtarsınlar şimdi…Nereden nereye be zebilim!Gün gelmiş idi de,sen konuşurdun cahil cesaret.Şimdi kaldırıp bakmışsın ki yeni günün güneşi vurmuş yüzüne de,te solundan aydınlatmış sağına gölgeni düşürmüş ağır ağır.Gelir sonun da ağlarsın on iki ayın son gününde.Yetiştirmişsin gözyaşlarını da sabahın ilk saatlerine.Korkma be oğlancıkta azcık soluyuver bir tutam erkeklik nezlinden.Zor tabi,ağacını yaşken vurmalıydı senin!
Dönmüş dolanmışta sırtına bir tutam ‘’ah’’eylemişler senin.Yankısı gelir kulaklarıma şimdi haziran gecelerinin.Duyuyor musun be mülksüz zebilim!Görüyor musun,dumanı tütüyor küllerimin!Bir bıçak altında bin bıçağa vurmuşlardı ya beni,işte o da benim bana ihanetim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder