22 Mart 2009 Pazar

Laf-ı Güzar

Bir bütünden parça parça
Kumdan kalelerin tane tane incileri
Yerle bir olmuş masam
Keçeli kalemlerim,saman kağıtlarım çalınmış
Benim yerime bana nice masallar yazılmış
Hikaye bana emanet ben Tanrı'ya...
Sükunetimin içine dalınmış sessizce
Gürültü kıyamet çalınanların ve emanetlerin bedeli...
Oysa burdan bakınca her yer dümdüz
Binaların üzerinden,apartmanların tepelerinden güzel hayat
Uçurumun dibinde güzel
Nefes nefese,tıknaz ve kopuk!
Uzun metrajlı,kısa zamanlı bir film oldu bu
Yani olmadı bu,olmadı bu yanlış
Adı aşk oldu önce sonra laf-ı güzar
En son gereksiz bir inkar oldu bu sefalet
Şimdi yalnızca kağıt üzerinde cümle,
Cümle içinde bir kelime,kelime de bir tondan ibaret adı!
Ve sesler kaybolmaz evrende,insan ölmez
Toprak çeker kokusunu,içine çeker seni
Nemli,sıcak,karanlık ve eşsiz bir çığlık atar yüreğine
Herkes duyar ancak çok azı sarılıp uyur ona...
Uçurumun dibinde güzel işte
Toprakta,bedende,inkarlarda,sefaletlerde
Uçurumun dibinde güzel
Kanatlanıp uçana dek,göğü içine çekene dek
Kanatların kırılıp toprağa yığılana dek
Nefes nefese,tıknaz ve kopuk!

Hiç yorum yok: