20 Nisan 2009 Pazartesi

Hangisi daha emniyetli bilemiyorum....

Derken saat geç olmuştu.Ne derken susumuştuk?Merak içinde filitresiz buluşlarla uçan karıncalar vardı her yerde.Kime ne için ya da kim ne içindi,bilinmez olsun istiyorduk.Derken zaman susmuştu.Hesaplayamıyorduk artık gençliği.Gençlik sandığımız köşe başı çiçeklerinin hazin sonlarını merak bekliyorduk bir başka köşe başında.Dönüp dolaşıp sarabilecekti bu hezeyan bizi de…Ancak beklemek çok yanlıştı biz de beklemedik onun için.Keşkeli cümlelerin rivayet halinde ortalıkta dolaşması kaçımız için huzurluydu ki…

Kayıplar geçiyordu çiçekcinin önünden.Kayıplar yalnızca varmış gibiydiler.Taklit etmek boşunaydı.Çekilen ve dert denilen acılar herkese helal bize haramdı.Herkes acırdı ancak kayıplar kendileri kaybolmuşlardı.Biz her şeyden mesuldük,her şey bizim hatamız.

Kaçıncı caddeden dönülebileceğini çok düşünmüştük zamanında.Oysa o kadar da zor değildi ikram etmek korkuları.Düşünürken bütün kavşakları kaçırdık.Dönmek için yola çıkıp,bir daha asla arka penceresi olmayacak bir eve taşındık.

Yalnızca bize mi mahsustu,kelimeden dualar.Yalnızca bize mi aitti lanetler ve vuranlar.Sanki ayrılıyorduk incecik bir çizgiyle fikri hür insanlardan.Bizim paragraflarımız batıyordu,onların cümleleri öylesine bir vızıldı saçıyordu ortalığa.Dinlemiyorlardı,görmüyorlardı.

Biz hep öylesine ordan geçenlerdik,onlar isimleri belli şahsiyetler..Amaçlarından kaybolmuş sanıklar.Hangisi daha utanılası bilemiyorum.Bilmeden geldiği gibi yürümek mi;hesaplı yaşamaktan,koşarak nefes nefese kalmanın ne demek olabileceğini bile bilememek mi?

Hangisi daha emniyetli bilemiyorum.Yaşamak mı seyretmek mi!

Hiç yorum yok: