30 Mayıs 2009 Cumartesi

Gece Fısıltıları

Bu defa kasırga değil,
Fırtına ya da büyüj bir toz bulutu da
Bu defa yalnızca duru bir boşluk
Bu yolun içinde ne görmeliyim
Bu yoldan geri dönmek ne demek!
Asalete bekçi olmaktan sıkılıp
Yanlış bir mabedin kehaneti olmak istemeyiz doğrusu.

*****

Ve güneşli günler
Mevsim kış...
Beyaz bir kabusa uyandım bu yıl
Sade ve ağır bir yola bakarken buldum kendimi
Kemikleştim artık,komikleştim biraz da tabi,
Kalınlaştım!
İçe döndükçe dışa kalanların hikayeleri gibi
Yozlaşmanın bir türlüsü
Hakim olamadan,sakilce...
Sabrediyorum artık
Donmuş olabilrim
Dondum tabi...
Burası buz gibi
Yankıyla uyandım!

*****

Bu akşam bolca hava yuttum
Nefesim kesildi
Sana inanamadığım günlerdeyim
Sana inanamıyorum!

*****

Şimdi bu kapıyı açıyorum
Sokak kırmızı,güneş mavi
Gökyüzü gri bir sabırsızlıkta
Çok yağacak belli,çok ağlayacak dünyanın gözü!
Gök gürlesin istiyorum
Yağacak olan yağmur her bir kahramanlığı,şaşkınlığı
Hataları,doğruları uyutsun..
Derin bir buğuyla ısıtsın güneş boşluğu
Damlalar koza kabuklarının içine dolmalı
Ayrıntılar gibi temiz!
Koyu mavi bir boşluğa aksın zümrüt taneleri
Belki de imitasyon gümüşler
Şu kuytu saatlere dolan çığlık
Kelimesiz,kayda geçmemeli bu yalnızlık!
Uçurumun tam kenarında bir gece meçhulün adı...
Yüzün..
Yüzün yalnızca acı kadar güzel bir çalıntı!

Hiç yorum yok: