Dikdörtgen bir pencere,eşitkenar yanlışlıklar
Geniş açılı bir yalnızlık,
Şeytan üçgeninin iç açılarının toplamı!
Sade bir dünyamız vardı,oldukça basit problemler
İkiyle ikinin toplamıyla çarpımı aynıydı bize göre
Ayrıntılara gerek yoktu,genel geçere uygunduk
İki ile ikinin toplamı beşmiş aslında,haberimiz yoktu!
Bizim hesaplarımız çarşıya yetmedi...
Geçinmeyi de bir türlü öğrenemedik seninle
Saat on ikiyi geçerken kuru yeşil bir ışık aradı gözlerim
Seninle konuştum uzun uzun
Sanki tam karşımdaymışsın da
Her zaman ki gibi başın önünde ve kararsızca beklemekteymişsin
Yani seni hep öyle hatırlıyorum,gözlerin yarım
Sözlerin,sevgin,gülümsemen ve sen!
Ben seni hep yarım hatırlıyorum,kendimce...
Aynaları sevmezdim eskiden,
Konuşacak çok kimse varmış demek ki,
Belki de dinleyecek...
Oysa ben sağır,ben kalın ve kemirgen!
Şimdi en çok kendi gözlerimde,kendime yaranmaya gayret içindeyim!
Son zamanlar ağır geçti
Akrep yelkovanla olan aşkına ara vermiş gibiydi
Bozuk saatim günde kaç defa doğruyu gösterdi sayamadım!
Zamanın anlamsız sayıldığı şu dakikalarda
Anıların ortaya saçıldığı bu sokaktan tökezlyerek geçiyoruz
Yıllarımı kendi toprağıma gömüyorum
Ölmüş zamanların,huzurlu kucağı gibiyim
Ve sen hala benimlesin,
Adım içinde çok derinlerde esiyor sessizce,
Dilediğin kadar gürültü çıkarabilirsin
Tanımadığım tek kelimelik suretlerle.
Adımı bastırmak için,adlar yetmeyecektir!
Uyuyorum şimdi iyi geceler öpücüğümü de kendime sakladım
Sana yalnızca kuru bir gece ve hayaller
Bana da asla hatırlanamayan rüyaların kaldı...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder