öyle derin ve düzensiz bir sancıydı ki bu,bir gün aniden kabuklarını yırtıp atacağı belliydi.sanki dünyam kendi içinde dönüyor,dünyam kuru bir yaprak gibi sonbahar fıtratında salınıyor.şimdi sizden,senden,ondan,bundan geriye pekte bir şey kalmadı.ben olabilmek adına olduğum bir çok şeyden vazgeçtim bugün.duyduğum duymadığım isimlerden,sebepsiz acılardan,sebepli gözyaşlarından,içinde ve dışında yağmur olmaktan.kasvetti ki her yanımı sarmış,öyle yasun bağlamıştım,farksızdım bir ölüden ve kaybolmuş bir diriden.yalnız olmak yalnız olmak değldi yalnızca tek olmaktı kendince kendinle kalmaktı.demek ki bugün bir daha yaşansa diye bir kavramın alıp beni götüren düşüne lanetinin sıkştırdığı kör düğümden bugün kurtuldum.gidiyorum ve gitmek bu defa sıfıra yakın bir sonsuzluktan başlatıyor beni hayata.balıklar var denizde ve okyanusta ne kadar sonsuz bir hayata aitler kendilerince.ve biliyorum ben şimdi dünler geride kalan günler yani,kimsesiz olduğumda daha da güzeller.şimdi yorgunum öylesine gereksizce koştum dün,bugün yorgunum ve yorgunluğuma içip ağrıyan kemiklerimle dans ediyorum.tek bir seferde atıyorum zehrimi,bir irin bir tür iltihaptan kurtulmuş gibi.duygusal bir kanser hoşgörülen bir hücre yeniliği şimdi.hayaller,istekler,düşler,beklenen beklenmeyen insanlar...
şimdi imla kuralları yokken artık yalnızca noktalarla yürüyorum.virgüller,ünlemler,soru işaretleri,kesme işaretleri yokken.
şimdi bu kapıları açık bırakıp,komşu köye kaçıyorum ben.bir kaç ay kendimi yolda bırakıp benimle kaçıyorum.küçük odamın loş serinliğine,kitaplarıma,kağıtlarıma,kalemlerime sarılmaya gidiyorum.kemiklerim,başım,iliklerim ağrıyor ve acıyor bugün.ben dönünce sıfıra yakın bir sonsuzluktan yeniden başlayacağım hayata,hayatıma...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder