Dün bu batağı seviyordum
Bugün yalnızca sarhoşluğunda bir kuğu gibi salınmaktayım
Dün sadece yaşıyordum
Bugün nefesim kemiklerimde inleyip zihnime melodiler bırakmakta
Kaçak kalan herkes içerde
O çok bilen koyu müfreze,siz dışarı
Dünyanın tüm cehaletleri içeri…
Ya çok bilindiğinden ya da az görüldüğünden eksik bu şefkat
Kanadı asılı kalan kuşa çaresizce bakıyorlar
Sanki kuşmuşlar gibi,kuşa uçabilirlermiş gibi
Kimsesizce öten güzel kuş
Nasıl ağlıyorsun öyle,ne tatlı ağlıyorsun
Senin çığlıkların benim kulaklarımda tatlı birer şarkı
Senin güz şarkın benim yağmur sesime benziyor
Huzur dolusun,acıyla huşu bulmuş gibisin.
Ve ben…
Kalbime kadar sağnak yağıyor
Ellerime bulaşan şu çöl sıcağı
Kış güneşini arıyor,yalnızca yolunu arıyor…
Bulutlara sarılıp,ağaçlara düşmek istiyorum
Seninle beraber aynı dala asılı kalmalıyım
Aynı göç yoluna sapmalıyız,
Aynı kanadımız acımalı
Sola vurmalı sancımız
Bizim bir farkımız olmalı
Sen ve ben dışında bir şey olmalıyız
Kanadımız sola çarpmalı
Biz olmalıyız!
Kendime geliyorum aniden
Evet kendimle buluşuyorum kısa bir süre
Yalan söylüyor bana,sanki az önce buradaymış gibi
Bir şarabın gürültüsünde boğuyorum onu
Asaletine gömüyorum gururunu
Ve yine kalıyoruz baş başa
Bulutlara sarılıp,ağaçlara düşüyorum
Seninle aynı göç yolundayım
Seninle uçuyorum
Zihnim kopuk bir kaçık olsa da
Kalbim bu sefaletten yana
Kanadı asılı kalan kuşa çaresizce bakıyorlar
Sanki kuşmuşlar gibi,kuşa uçabilirlermiş gibi

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder