Kurak bir dilde konuşuyorum
Anlamak elinde olsa da anlamazdan gel
Ben zaten hep böyleyim
Kambur bütün cümlelerim
Özlediğim ne , özlediğin kaç gramlık bir cüsse
Kaldırma kuvveti eşit mi sence kendisine?
Kadın dediğin gibi mi olmalı?
Demediğin kadar güzel mi yoksa!
Diyemediğin kadar acı mı ya da...
Henüz keşfedilmemiş bir sefalet bizimkisi
Sizinkisiyse çoktan affedilmiş bir günah
Biliyorum ki acımasızdır tüm noktalı cümleler
Kesindir ve kalın
Etine,kemiğin, ruhuna saplanır
Her sonsuzluk parçası kara nokta
Sevimsiz görünüyor öyle değil mi?
Onca soru birikmiş göğüs boşluğumda
Onca nefes birikmiş
Küfretmek adına onca dil beklemiş!
Hangi acı gülerek gelir ki insana
Sinsi bir yılan değilse tabi kapında ki!
Çekilen acıyı bilmek,hissetmek derinde
Dene,yapabilirsen ne ala!
Öyle yüce bir kalp olabilir misin?
Öyle güzel sesler duyuyor kulaklarım
Ve öyle acıklı çığlıklar
Sanki et mi koparıyorlar ne...
Sanki çiğnenmiş birer zafer ayaklar altında el üstünde
Ya da kaçınılmaz bir hançer mi dilinde ki?
En doğru görünenler en yanlış kapıya çıkar
Dinle…ahenkle dans eden ruhlara bak
Hepsi öyle hafif ve yüce ki
Sen ve ben yalnızca dik alasıyız şapşallığın
Sen ve ben yalnızca sararmaktayız yaz günü sessizce
Yani sen ve ben yalnızca biziz işte
Biz kafir gibiyiz aşkın imanına
Yani gocunma,
Bu yalnızca maziden aşina!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder