18 Temmuz 2009 Cumartesi

Ruhum nerde doyuyorsa evim orada...

Bugün, neden bu kadar çok geçmişe benziyor ...
Aynada ki aksım, beni yanıltırcasına değişiyor
Yıllar hızla tüketiyor kendini
Peki bugün neden bu kadar çok geçmişe özeniyor!

Bu amber kokusu nereden geliyor
Şu cehennem ateşi nasıl tütüyor öyle
Her kapıdan bir şeytan çıkıyor
Öylesi sinsi ve cüretkar
Her kapının arkasında bir melek ağlıyor
Çaresiz ve titriyor…

Yalnız burada değil bu hikayeler
Dünya böyle dönüyor
Kimi zaman kapanıyorsun içine
Acımaya bile iznin olmuyor
Bitti diyorsun, bunlar onlar mı?
Bu sıcak düş gerçek mi, yoksa sıfatlardan mı ibaret?
Güzel evimiz…
Dumanı tüten biz miyiz?
Yoksa geçmiş yarınıma mı göz dikiyor…

Dünya böyle dönüyor
Yalnız değiliz bu hikayeler de
Ruhumdan kopan her bir parça için asılıyorum geleceğe
Gelecek gelmeden onun için yastayım!
Çağırıyorum dostlarımı ve söylediklerimin hepsi gerçek
Demiştim ben demekten yorulsam da
Bildiklerimi yaşıyorum , tek tek!

Aynı beden aynı ruha sığınıyor
Çatısı yıkık, içi soğuk
Cesaret, artık kaçmak demek oluyor
Bir yere gitmek demek oluyor
Bir yerde uyumak,
Bir yere sarılmak,
Bir şey de unutmak kendini,
Bir şey gibi yapmak,
Her hangi bir şey dilemek…
Tüm bu şeylerden vazgeçmek belki de!

Kalmak demek, kaybetmek olacak bu defa
Gitmekse ucu açık, kayıp bir yol
Beklemekse ölümcül, yanlış
Cesaret neyin adıysa, resmi dış kapımda.
Ruhum nerde doyuyorsa evim orada.

Hiç yorum yok: