Yok olmak ki öylece sessiz
Canını satan, şerbetsiz tatlı gibisin
Eksik ve gereksiz
Hiç uyuşmayan ellerin
Hissettiğinde elbet bir gün soğuk geceyi
Ellerinin arasında,
Düşer birkaç bahar mevsimi kapına
Pencere önünde buluşan serçeler
Bilmelisiniz ki aç ve korkarak uçulmaz
Hiçbir kapı sahibi, hiçbir pencere tüneğine güvenilmez
Düşmek kolay, kalkmak zordur
Kaldırmak, yükünce ağırlığı hissetmeden
Nadir bir savaş…
Şu aciz med cezirleri kestirmek zamanında
Ve tutmak tam zamanında duaları
Tam zamanında ağlamak, geceye karşı
Kimsin ki bahtiyar bir tebessümle koşarsın üzerime
Daha dün ki , iki yıl olmuş
İşte o kadar tazedir cümleler
Bir yudum bir yudum daha
Hiç biter mi acı sen istemedikçe,
Hiç düşer mi bir çocuk bir çocuğun ayağına takılıp
Kurallar oyunlar içindi,
Arka bahçeler de oynanan oyunlar için
Biraz büyümüştük çanak çömlek adına
Kamburlarımızın adlarını sayıyorduk birbirimize
Her saat başı yeni bir yüz görüyordum yüzünde
Her gün yeni bir tepecik bindi sırtına
Şimdi gözlerini göremeyecek kadar aşağıdasın
Omzunda kadından tepecikler, yalnızlıktan evler
Ve yankı yapan bir bedenin sahibisin
Kör bir kalem var elimde
Yazıyor yazmıyor…
Seviyor sevmiyor gibi tıpkı…
Kör kalemim yazıyor, okuyor musun?
Sevmiyor musun?
Hiç olmadı dinle biraz…

2 yorum:
Hele şükür, yıllardan sonra şiirin
sesini duymak,hem sahici,hem uzakta,hem benden yakında bir dostun mırıldandığı müzik gibi bana,ruhuma iyi geldi.Hem de çok.
size bu kadar iyi gelmesine sevindim...Duygular paylaştıkça çoğalıyor.Teşekkürler...
Yorum Gönder