Karşılıksız susuyorum
Bileklerimi incecik bir bağ tutuyor
Nakışlı bir dilin sözleri bağlıyor aklımı
Geçmişi sulandırıp,geleceğe katıyorum
İngiliz çay saatinde buluşuyoruz
Alacalı bulacalı bir damak tadı oluşuyor.
Konuşmuyorum….
Karşılıksız bir matem içinde,
Tutam tutam umut saçıyorum her yere
Kalın geliyor üzerimde ki örtü
Daha da ince, daha da hafif olmalı derim
Uçmak istiyorum, anlayabiliyor musun?
Kaçırmak istiyorum aklımı,
Bir deliyle aynı fikirdeyiz!
Karşılıksız bekliyorum
Bir çift sözüm var, susmak için çok sebebim
Anlatacak çok derdim var!
Dinletmeye niyetim var ancak, söyletmek gücüme gidiyor
Zavallı çocuk, neyin içinde sarhoş bilmiyor
Fırsatı bulunca gözlerinden ruhuna akıtmak gerek bütün acıyı
Nasıl kızgınım ve nasıl soluk tenli
Göz bebeklerim sarardı, çünkü zihnim kararalı çok oluyor
Yeri göğü inleten sessizliğim nasıl korkutuyor beni
Hangi güne sakladığımı bilemediğim kelimeler var
Kime olduğunu bilemediğim kızgınlıklar
Şimdi saat erken, biraz karanlık çöksün
Zihnim aydınlıktır o zaman!
Açtığım her kapının ardında cesedinle buluşuyoruz
Her cadde başında, bina önünde
Bütün kadehlerde , incelikli minörlerde
Ve tüm yaşanmışlıkların içinde
Kapattığım her kapının sebebisin!
Karşılıksız susuyorum şimdi
Bir gün merak edip soracaktır cesaretine
Kinim paslanmıyor, nefretim her gün yeniden doğuyor
Tam alıştım derken yeniden bir sancı boğuyor nefesimi
Haketmedim biliyorsun,
Hak edemedik diyorum!
Haklıydım yani,
Bir türlü şaşırtamadın beni!
Hakkımda
- korkunç akıllılar
- Delilik kayda değer bir gelişmedir! DİKKAT BURASI BİR ANI DEFTERİ NİTELİĞİ TAŞIMAZ!!
20 Haziran 2009 Cumartesi
19 Haziran 2009 Cuma
Kanadı asılı kalan kuşa çaresizce bakıyorlar
Dün bu batağı seviyordum
Bugün yalnızca sarhoşluğunda bir kuğu gibi salınmaktayım
Dün sadece yaşıyordum
Bugün nefesim kemiklerimde inleyip zihnime melodiler bırakmakta
Kaçak kalan herkes içerde
O çok bilen koyu müfreze,siz dışarı
Dünyanın tüm cehaletleri içeri…
Ya çok bilindiğinden ya da az görüldüğünden eksik bu şefkat
Kanadı asılı kalan kuşa çaresizce bakıyorlar
Sanki kuşmuşlar gibi,kuşa uçabilirlermiş gibi
Kimsesizce öten güzel kuş
Nasıl ağlıyorsun öyle,ne tatlı ağlıyorsun
Senin çığlıkların benim kulaklarımda tatlı birer şarkı
Senin güz şarkın benim yağmur sesime benziyor
Huzur dolusun,acıyla huşu bulmuş gibisin.
Ve ben…
Kalbime kadar sağnak yağıyor
Ellerime bulaşan şu çöl sıcağı
Kış güneşini arıyor,yalnızca yolunu arıyor…
Bulutlara sarılıp,ağaçlara düşmek istiyorum
Seninle beraber aynı dala asılı kalmalıyım
Aynı göç yoluna sapmalıyız,
Aynı kanadımız acımalı
Sola vurmalı sancımız
Bizim bir farkımız olmalı
Sen ve ben dışında bir şey olmalıyız
Kanadımız sola çarpmalı
Biz olmalıyız!
Kendime geliyorum aniden
Evet kendimle buluşuyorum kısa bir süre
Yalan söylüyor bana,sanki az önce buradaymış gibi
Bir şarabın gürültüsünde boğuyorum onu
Asaletine gömüyorum gururunu
Ve yine kalıyoruz baş başa
Bulutlara sarılıp,ağaçlara düşüyorum
Seninle aynı göç yolundayım
Seninle uçuyorum
Zihnim kopuk bir kaçık olsa da
Kalbim bu sefaletten yana
Kanadı asılı kalan kuşa çaresizce bakıyorlar
Sanki kuşmuşlar gibi,kuşa uçabilirlermiş gibi
Bugün yalnızca sarhoşluğunda bir kuğu gibi salınmaktayım
Dün sadece yaşıyordum
Bugün nefesim kemiklerimde inleyip zihnime melodiler bırakmakta
Kaçak kalan herkes içerde
O çok bilen koyu müfreze,siz dışarı
Dünyanın tüm cehaletleri içeri…
Ya çok bilindiğinden ya da az görüldüğünden eksik bu şefkat
Kanadı asılı kalan kuşa çaresizce bakıyorlar
Sanki kuşmuşlar gibi,kuşa uçabilirlermiş gibi
Kimsesizce öten güzel kuş
Nasıl ağlıyorsun öyle,ne tatlı ağlıyorsun
Senin çığlıkların benim kulaklarımda tatlı birer şarkı
Senin güz şarkın benim yağmur sesime benziyor
Huzur dolusun,acıyla huşu bulmuş gibisin.
Ve ben…
Kalbime kadar sağnak yağıyor
Ellerime bulaşan şu çöl sıcağı
Kış güneşini arıyor,yalnızca yolunu arıyor…
Bulutlara sarılıp,ağaçlara düşmek istiyorum
Seninle beraber aynı dala asılı kalmalıyım
Aynı göç yoluna sapmalıyız,
Aynı kanadımız acımalı
Sola vurmalı sancımız
Bizim bir farkımız olmalı
Sen ve ben dışında bir şey olmalıyız
Kanadımız sola çarpmalı
Biz olmalıyız!
Kendime geliyorum aniden
Evet kendimle buluşuyorum kısa bir süre
Yalan söylüyor bana,sanki az önce buradaymış gibi
Bir şarabın gürültüsünde boğuyorum onu
Asaletine gömüyorum gururunu
Ve yine kalıyoruz baş başa
Bulutlara sarılıp,ağaçlara düşüyorum
Seninle aynı göç yolundayım
Seninle uçuyorum
Zihnim kopuk bir kaçık olsa da
Kalbim bu sefaletten yana
Kanadı asılı kalan kuşa çaresizce bakıyorlar
Sanki kuşmuşlar gibi,kuşa uçabilirlermiş gibi
18 Haziran 2009 Perşembe
Maziden Aşina
Kurak bir dilde konuşuyorum
Anlamak elinde olsa da anlamazdan gel
Ben zaten hep böyleyim
Kambur bütün cümlelerim
Özlediğim ne , özlediğin kaç gramlık bir cüsse
Kaldırma kuvveti eşit mi sence kendisine?
Kadın dediğin gibi mi olmalı?
Demediğin kadar güzel mi yoksa!
Diyemediğin kadar acı mı ya da...
Henüz keşfedilmemiş bir sefalet bizimkisi
Sizinkisiyse çoktan affedilmiş bir günah
Biliyorum ki acımasızdır tüm noktalı cümleler
Kesindir ve kalın
Etine,kemiğin, ruhuna saplanır
Her sonsuzluk parçası kara nokta
Sevimsiz görünüyor öyle değil mi?
Onca soru birikmiş göğüs boşluğumda
Onca nefes birikmiş
Küfretmek adına onca dil beklemiş!
Hangi acı gülerek gelir ki insana
Sinsi bir yılan değilse tabi kapında ki!
Çekilen acıyı bilmek,hissetmek derinde
Dene,yapabilirsen ne ala!
Öyle yüce bir kalp olabilir misin?
Öyle güzel sesler duyuyor kulaklarım
Ve öyle acıklı çığlıklar
Sanki et mi koparıyorlar ne...
Sanki çiğnenmiş birer zafer ayaklar altında el üstünde
Ya da kaçınılmaz bir hançer mi dilinde ki?
En doğru görünenler en yanlış kapıya çıkar
Dinle…ahenkle dans eden ruhlara bak
Hepsi öyle hafif ve yüce ki
Sen ve ben yalnızca dik alasıyız şapşallığın
Sen ve ben yalnızca sararmaktayız yaz günü sessizce
Yani sen ve ben yalnızca biziz işte
Biz kafir gibiyiz aşkın imanına
Yani gocunma,
Bu yalnızca maziden aşina!
Anlamak elinde olsa da anlamazdan gel
Ben zaten hep böyleyim
Kambur bütün cümlelerim
Özlediğim ne , özlediğin kaç gramlık bir cüsse
Kaldırma kuvveti eşit mi sence kendisine?
Kadın dediğin gibi mi olmalı?
Demediğin kadar güzel mi yoksa!
Diyemediğin kadar acı mı ya da...
Henüz keşfedilmemiş bir sefalet bizimkisi
Sizinkisiyse çoktan affedilmiş bir günah
Biliyorum ki acımasızdır tüm noktalı cümleler
Kesindir ve kalın
Etine,kemiğin, ruhuna saplanır
Her sonsuzluk parçası kara nokta
Sevimsiz görünüyor öyle değil mi?
Onca soru birikmiş göğüs boşluğumda
Onca nefes birikmiş
Küfretmek adına onca dil beklemiş!
Hangi acı gülerek gelir ki insana
Sinsi bir yılan değilse tabi kapında ki!
Çekilen acıyı bilmek,hissetmek derinde
Dene,yapabilirsen ne ala!
Öyle yüce bir kalp olabilir misin?
Öyle güzel sesler duyuyor kulaklarım
Ve öyle acıklı çığlıklar
Sanki et mi koparıyorlar ne...
Sanki çiğnenmiş birer zafer ayaklar altında el üstünde
Ya da kaçınılmaz bir hançer mi dilinde ki?
En doğru görünenler en yanlış kapıya çıkar
Dinle…ahenkle dans eden ruhlara bak
Hepsi öyle hafif ve yüce ki
Sen ve ben yalnızca dik alasıyız şapşallığın
Sen ve ben yalnızca sararmaktayız yaz günü sessizce
Yani sen ve ben yalnızca biziz işte
Biz kafir gibiyiz aşkın imanına
Yani gocunma,
Bu yalnızca maziden aşina!
17 Haziran 2009 Çarşamba
....
Cenntten kaçan insanoğlu,kim bilir belki bir gün özler
Korkuyorsa bir deli,safahat sürdüğü bahçesinden
Hiç gerek yok anlatmaya
Bırak korksun ve büyüsün
Konuşsun ve dökülsün milim milim..
Susuz kalmasın kimse,dilsiz kalmasın
Bükülmesin eli kolu,anıları süklüm püklüm
O deli bir gün çıkagelsin
Hep aynı kapıdan girsin içeri
Hep gittiği yoldan geri dönsün
Uçsuz bucaksız,sırf karanlık mağarasına
Bir de bakarsın kapanmış şu hazin yara
Kara görünmüş,fakat ne aynı toprak altında ne aynı güneş üstünde
Adımlar başka,ilkim başka,insanlar bambaşka
Çulsuzlar var burda , hayata çok harcayan çulsuzlar
Kemirgenleri diğer kıyıya savurup,kaçan insanlar var
Diğer kıyının hükmünde yaşayanlar...
Ve kimbilir belki bir gün ölüverirler sessizce
Ki o zaman altından,ganimetten ve herhangi bir mücevherden de
Öylesine kıymetli olurlar ve sanarsınız ki
Öylesine sevinmiş bu deliler göçüşünüze
Suretiniz öyle acılı ki
İçiniz öyle çıplak ve maskeleriniz öyle ıslak ki
Siz o kadar ortada ve açık saçıksınuız ki
Acınız gizlenemez bir şahit tüm olanlara...
Korkuyorsa bir deli,safahat sürdüğü bahçesinden
Hiç gerek yok anlatmaya
Bırak korksun ve büyüsün
Konuşsun ve dökülsün milim milim..
Susuz kalmasın kimse,dilsiz kalmasın
Bükülmesin eli kolu,anıları süklüm püklüm
O deli bir gün çıkagelsin
Hep aynı kapıdan girsin içeri
Hep gittiği yoldan geri dönsün
Uçsuz bucaksız,sırf karanlık mağarasına
Bir de bakarsın kapanmış şu hazin yara
Kara görünmüş,fakat ne aynı toprak altında ne aynı güneş üstünde
Adımlar başka,ilkim başka,insanlar bambaşka
Çulsuzlar var burda , hayata çok harcayan çulsuzlar
Kemirgenleri diğer kıyıya savurup,kaçan insanlar var
Diğer kıyının hükmünde yaşayanlar...
Ve kimbilir belki bir gün ölüverirler sessizce
Ki o zaman altından,ganimetten ve herhangi bir mücevherden de
Öylesine kıymetli olurlar ve sanarsınız ki
Öylesine sevinmiş bu deliler göçüşünüze
Suretiniz öyle acılı ki
İçiniz öyle çıplak ve maskeleriniz öyle ıslak ki
Siz o kadar ortada ve açık saçıksınuız ki
Acınız gizlenemez bir şahit tüm olanlara...
imla kuralları yokken,noktalarla
öyle derin ve düzensiz bir sancıydı ki bu,bir gün aniden kabuklarını yırtıp atacağı belliydi.sanki dünyam kendi içinde dönüyor,dünyam kuru bir yaprak gibi sonbahar fıtratında salınıyor.şimdi sizden,senden,ondan,bundan geriye pekte bir şey kalmadı.ben olabilmek adına olduğum bir çok şeyden vazgeçtim bugün.duyduğum duymadığım isimlerden,sebepsiz acılardan,sebepli gözyaşlarından,içinde ve dışında yağmur olmaktan.kasvetti ki her yanımı sarmış,öyle yasun bağlamıştım,farksızdım bir ölüden ve kaybolmuş bir diriden.yalnız olmak yalnız olmak değldi yalnızca tek olmaktı kendince kendinle kalmaktı.demek ki bugün bir daha yaşansa diye bir kavramın alıp beni götüren düşüne lanetinin sıkştırdığı kör düğümden bugün kurtuldum.gidiyorum ve gitmek bu defa sıfıra yakın bir sonsuzluktan başlatıyor beni hayata.balıklar var denizde ve okyanusta ne kadar sonsuz bir hayata aitler kendilerince.ve biliyorum ben şimdi dünler geride kalan günler yani,kimsesiz olduğumda daha da güzeller.şimdi yorgunum öylesine gereksizce koştum dün,bugün yorgunum ve yorgunluğuma içip ağrıyan kemiklerimle dans ediyorum.tek bir seferde atıyorum zehrimi,bir irin bir tür iltihaptan kurtulmuş gibi.duygusal bir kanser hoşgörülen bir hücre yeniliği şimdi.hayaller,istekler,düşler,beklenen beklenmeyen insanlar...
şimdi imla kuralları yokken artık yalnızca noktalarla yürüyorum.virgüller,ünlemler,soru işaretleri,kesme işaretleri yokken.
şimdi bu kapıları açık bırakıp,komşu köye kaçıyorum ben.bir kaç ay kendimi yolda bırakıp benimle kaçıyorum.küçük odamın loş serinliğine,kitaplarıma,kağıtlarıma,kalemlerime sarılmaya gidiyorum.kemiklerim,başım,iliklerim ağrıyor ve acıyor bugün.ben dönünce sıfıra yakın bir sonsuzluktan yeniden başlayacağım hayata,hayatıma...
şimdi imla kuralları yokken artık yalnızca noktalarla yürüyorum.virgüller,ünlemler,soru işaretleri,kesme işaretleri yokken.
şimdi bu kapıları açık bırakıp,komşu köye kaçıyorum ben.bir kaç ay kendimi yolda bırakıp benimle kaçıyorum.küçük odamın loş serinliğine,kitaplarıma,kağıtlarıma,kalemlerime sarılmaya gidiyorum.kemiklerim,başım,iliklerim ağrıyor ve acıyor bugün.ben dönünce sıfıra yakın bir sonsuzluktan yeniden başlayacağım hayata,hayatıma...
14 Haziran 2009 Pazar
Cinayet
Yoğun acı duyan her kimse
Eteği ellerinde,belinde sırma saçlar
Kumral bir düzenin esmer katili
Kimsesiz çocuklara özleminden oluyor tüm bu yalnızlıklar
Sararmışsın neden?
Ve inatla imana davet ediyor suretini
Manasız kurallar bütünü içinde kaybolan krallığına sövüyor
Bu dereye hangi yoldan gidilir,
Şu çatallaşan asfalt...
Hangisi doğru yolun bekçisidir
Ve sence bilinir bir tür doğru mudur içinde ki
Bana göresi yok bu defa acının
Acı,acımak,acıtmak için belki de!
Kahkahalar gün be gün soysuzlaşır,kemikleşir
Cesaret ince bir zeytin dalı gibi süzülür aranızdan
Zanlılar toplanmalı şimdi
Derhal sorulmalı,kim yarattı sizi
Belki de çok yalnızdı aynada ki komşun...
Kansız olsun bu kez,sancısız
Hiç hissetmeden öldüğünü,doğduğunu anlamadan yeniden
Ve bir sabah aniden yine kimsesiz kalacaksın
Sırf bu sebepten!
Derhal toplanmalı tüm zanlılar
Bu cinayetin sebebi bulunmalı
Kaç hamime sebep olduysa adı
Onca kez vurulmalı
Ve sonra toplanmalı tüm zanlılar,yeniden sorulmalı
Kim yarattı bu acizi,kime vurdurmalı!!
Eteği ellerinde,belinde sırma saçlar
Kumral bir düzenin esmer katili
Kimsesiz çocuklara özleminden oluyor tüm bu yalnızlıklar
Sararmışsın neden?
Ve inatla imana davet ediyor suretini
Manasız kurallar bütünü içinde kaybolan krallığına sövüyor
Bu dereye hangi yoldan gidilir,
Şu çatallaşan asfalt...
Hangisi doğru yolun bekçisidir
Ve sence bilinir bir tür doğru mudur içinde ki
Bana göresi yok bu defa acının
Acı,acımak,acıtmak için belki de!
Kahkahalar gün be gün soysuzlaşır,kemikleşir
Cesaret ince bir zeytin dalı gibi süzülür aranızdan
Zanlılar toplanmalı şimdi
Derhal sorulmalı,kim yarattı sizi
Belki de çok yalnızdı aynada ki komşun...
Kansız olsun bu kez,sancısız
Hiç hissetmeden öldüğünü,doğduğunu anlamadan yeniden
Ve bir sabah aniden yine kimsesiz kalacaksın
Sırf bu sebepten!
Derhal toplanmalı tüm zanlılar
Bu cinayetin sebebi bulunmalı
Kaç hamime sebep olduysa adı
Onca kez vurulmalı
Ve sonra toplanmalı tüm zanlılar,yeniden sorulmalı
Kim yarattı bu acizi,kime vurdurmalı!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)