1 Eylül 2009 Salı

Her istediğimi yapamıyorum ben

Kocaman kar tanelerinin altından uyumak istiyorum
Yorgunluğumu buzların serinliğine bırakmak
Kalbimi çöpe atmak istiyorum
Her istediğimi yapamıyorum ben

Küçük bir ev istiyorum,
İçinde yalnızca ben dolu olan
Kimseden hiçbir ses istemiyorum
Kaybolsun istiyorum sebepler
Sebeplerimi sevmiyorum,
İstediklerim korkutuyor beni bile
Belki bir can istiyorum, belki bir nefes!

Yalnızca zamanı durdurmak istiyorum
İlersinden korkuyor, gerisine bakamıyorum bile
Yoğrulduğumu hissediyorum zamanla
Hamurumda ki acıyla katılaşıyorum
Katran gibi oluyorum
Yağlı, koyu, sıcak, lanet!

İstemiyorum iyilik güzellik
Bedelli özgürlükler istemiyorum
Kapım kapalı olsun istiyorum ben
Her gelen giremesin,
Çıkmak kolay olsun istiyorum kapalı kapılardan
Her istediğimi yapamıyorum ben

Söyleyemiyorum içimi,
Anlatamıyorum ne onlara ne sana
Kendimde sıkışıp kaldım, kendimi unutarak
Şimdi ben yok olmak istiyorum
Yok etmekten de geri duramam öyleyse
Ama ne yazık,
Her istediğimi yapamıyorum ben!

30 Ağustos 2009 Pazar

Dinle

Sözünü bölüyorum, unutma söyleyeceklerini
Ama ben daha fazla duramayacağım bu yıkıntıda
Kayıtsız kalıyorsun her gözyaşıma, her duama gülüyorsun
Daha fazla dinlemeyeceğim seni
Ama sen yine de söyleyeceklerini unutma
Belki olur ya,
İçimde ki kaybolmuşluğun hatrına
Bir kez daha duyarım seni
Kötüyüm ben, bilmelisin
Sebep olduğun nefes kötü!
Ne kadar küçüldüm, zaten hiç o kadar büyükte olamadım
Sen zannettiğin gibisin belki ama
Ben hiç sandığın kadar dik duramadım
Şimdi susuz bir yaz geçiriyorum
Buharlaşıyor mutluluklarım
Ben öylece izliyorum imkansızlıkların oluş şeklini
Arada bir de olsa gözün ilişmiyor mu gözlerime
Görmüyor musun o koca deliği
Hani içinde yıllarımın yok olduğu!
Seni ne kadar da büyütmüşüm gözümde
Bir hayat nasıl yıkılır, nasıl gömülür bir çocuk
Nasıl hiç büyüyemez bir kadın
İzliyorum…
Elimden hiçbir şey gelmiyor
Acımı dindirecek belki küçük bir umut
Küçücük, yarından çalıntı,
Kendimi atabileceğim bir denizim bile yok
Uzun uzun boğulabileceğim ve duymayacağım...

Mutlu ailelerin tebessümlerinden kalıntı
Belki biraz da bu çatıya girer şu kahkahalar

Özlüyorum sen biliyor musun bunu?
Hiç görmediğim bir evi özlüyorum
Hiç yüzünü görmediğim babayı ve anneyi
Hiç tanımadığım o çocuğu da özlüyorum
Hiç bize benzemiyorlar, bunu da biliyor musun?
Ve engelleyemezsin ama ben görüyorum
Kıymetsiz safsataların inadı çok güçlüymüş

Kimse kimse için feda etmiyormuş
Yarınını, bugününü, umutlarını…
Ya da fedakarlık zannettikleri samana alevmiş!
Biliyor musun ben yapmıştım çok eskiden
Hem de senin için,
Ekmiştim bütün gençliğimi
Çuvala tıkmıştım, en güzel anlarımı
Sen bunu bilmiyorsun tabi…
Şimdi gülerim ben buna
Kimse kimsenin hiçbir şeyi olamıyormuş gerçekten
Ben çok tokat yedim öğrenmek için
Vurduğun yerde de gül falan bitmedi,
Hala kanıyor gözlerim

Gerek sebebim de olsan nefesime
Nefesimi sen vermedin,
Ben bunu da biliyorum artık,
Güvenmiyorum sana,
Bencil ve körelmiş ruhun…
Belki de ben biraz senden olmasam
Sevmezdim de seni!
Unutturamayacağın şeyler var unutma
Mesela saat gece yarısı
Kulağımda ağıtlardan ninniler
Ellerim ter içinde belki yarın, yarım oluruz diye
Unutma unutturamayacağın şeyler var
Mesela günlerden gençlik bayramı
Benim ellerimde on beşlik çareler
Mesela saat gece yarısı bir ben bir yıldızlar
Ben sana, yıldızlar aya küs
Bir de çığlıklar var, senin ellerine bulaşmış
Unutturamayacağın şeyler var yani
Ki ben affetmiştim sözde çoktan!
Ama hala unutturamadığın şeyler var
Yani sanmaki tertemiz kaldın yıllar sonra!