Bir dünyanın diğerine yandan kaydırması
İçinde ki boşlukları nasıl doldurursa
Kimilerinin loş zarafetleri boşluklarda yankı yapıyor.
Komşumun bahçesine girdiği için ölen adam
Sen hiç anlamamışsın,
Bak isteyince otla bok nasıl birbirine karışıyor
Kapıları üzerine çarptıran
Hıncın alt kümelerini yaratan,
Bir o kadar saf ve yanlış yerde duran
Ve bir o kadar ağlatan, ağlayan
Her şeye rağmen dedirten, her şeyi yıkan
Ve altında kaldığım zarif mutluluğunun koca götü
Sandığım kadar güçlü değilmişim
Bileklerim ağrıyor...
Böyle olduğun için mi kızıyorum
Yoksa ben zannettiğim gibi zift yürekli olmadığımdan mı?
Büyük soru mu?
Kısa cevaplı...
Bak susuyorum, açım hem de yorgun
Ama yine de yaşıyorum
Yani yaşanılıyor sessizce...
Nasıl cümleler yeşeriyor içimde
Yeni doğan bebeler gibi laf dolu ağzım
Manasız sesler çıkarıyorum çığlıkla karışık
Aslında çok şey anlatıyorum
Anlamıyorsun, anlamıyorlar
Lakin anlatamıyorum ...
Ben suçlu kaldım,
Sinsice üzerime yapıştı gözyaşların
Sinsiliğin sonra!
Sevmiyorum kalantor aşkları, aşıkları
Yüksek ökçeli kahkahalar boğuyor beni
İçim kalkıyor
Şöyle yanımdan geçsin gitsin istiyorum
Sakin kadınlar, adamlar
Gözlerim görmesede,
Canıma değsin ruhlar...
Ve bugün yine aynı koltuktayım
Sanıyor musun ki aynı şekilde oturuyorum
Hafif kambur hafif yılgın
Gençliğimin altında seneler yatıyor,
Çokta değil bir yirmi yıl kanatlanıyor içimden
Sendeliyorum hafifce
Midem bulandı,
Uzun koridorlu evin uzun yılları
Uzun çocukluk, hiç bitmeyen uzun acılar
Kaygılı günlüğüm
Sessiz gözyaşlarım
Arabesk geceler, göğsüme yapışmış yumruk
Göğsüm de kabaran korku!
Senin cesaretin olamaz bu kadarına
Olmasında zaten,
Hem yanlış dergahın kapısı bura
Sahte şeyhlerin, mümin bozuntularının mekanı!
Kısa kısa yollar...
Ne tam mutlu ne tam mutsuz
Ne tam ölü ne tam diri
Ne tam kadın ne tam çocuk
Ne tamım ne yarım
Ne tam yalnız ne tam kalabalık
Ne bugün ne yarın
Hep akşam üstü,
Hep el ayak boşalınca
Suya vurunca karanlık
İşte orada bekliyorum
Benim koyu gözlerim,
Kuytu kentlerim...
Hayali cinayetlerim!
