19 Aralık 2009 Cumartesi

Bir dün için onlarca yarın

Öylesine dolup taşan nehir
Kaç gece için uçsuz bucaksız
Ve bir dün için onlarca yarın
Harap edilmiş yastıklar, unutulmuş kamburlar
Kırık bel kemikleri ve aşifte aşıklar
Sızlayan burnunun direği
Sol omuzdan felç, sol kanattan yırtık
Cam gibi saydam ve bir o kadar karanlık
Sefalet dolu her yer, her göz, her kulak
Kalk buradan taa oraya yetiş şimdi
İçinde binlerce kilometre yol var
Sana gelene kadar daha çok iş var
Bir varmış bir yokmuş hikayeleri
Acımasız, devşirme hukuklar
Dinlendim, dinlendi, dinlendik
Yine aynı şeyleri yapmak için
Yorulduk yoruldum yoruldun
Aynı şeyleri yapmaktan
İçimde garip bir his,
Hala çatı delik, hala su sızdırıyor
Anlamadığım bir şeyler var
Bu evde kim yaşıyor?
Kim bu kadar ağlıyor ya da kim bu kadar duyarsız?
Öylesine dolup taşan nehir
Feda edilmiş olan kim, ne, neden?
Onlarca soruya tek bir cevap
Bir dün için onlarca yarın!
Yeminlenmiş günler, gecesi kafirliğe akan
Sabahı yumuk yumuk eller içinde umutlar
Öylesine dolup taşmaz hiçbir nehir
Ve bir dün için onlarca yarın düşmez elinden
Dünler cebinde ve sol tarafın uyumuşsa
Sızlayan burnunun direği yol gösterir sana
Kırık, yorgun ve emin adımlarla

14 Aralık 2009 Pazartesi

Ve tekrar baktığında değiş...

Aklını temizle, beynini ve gözlerini
Uzaklaş, oldukça uzağa doğru
Ve tekrar baktığında değiş...
Görmek için çaba sarfet ve duymak için
Sesleri olmayan, çok konuşan ve ancak sustuğunda bir şeyler ifade edebilen insanlardan uzak dur!
Vah benim, senin, onun, şunun, bunun geçmişine
Hayal dünyasının yankılı ürünleri
Gürültülü eserleri ve gerçeklerden kaçan delikanlı kadınlar ve erkekler
Sözde kanları deli, kanları yalan!
Cam gibi duruyor önünde kırılması gerekenler
Tek bir yumruk, tek bir nefes, tek bir söz
Tuzla buz edecek hala ayakta durduğunu zannedenleri
Ve kendin, ah güzel kendin
Sen hiç kendine kulak verdin mi, ne diyor diye?
Sus bundan böyle, sustur ve dön sırtını
Kendini dinle, aç içini
İçinden çıkanlar, çıkacak olanlar...
Geç bile kaldın çocuk,
Ama daha fazla gecikme
Umutlarını sıyırıp altından çıkacakları bekle
Ve kötü olanlara bakma, göz göze bile gelme
Öyle ki için bir tutam nefes ve huzur istiyor
Tek olmak, tekliğin dayanılmaz hafifliği,
Onca kalabalığın içinde yalnız kalmamak için,
Önce tek olmak, kendine hasret ruhuna kendini armağan etmek
Önce ruhunu doyurmalısın...
Dingin bir ruh asla yalnız değildir, unutma!