Bu bir tür pişmanlık
Elinde olmayana sebeplerin pişmanlığı
Bir tür kaçış,
Yeterince yorulduğunda yeniden hazır olunacak...
*****
Hiç bir gölün adı deniz olmadı
Senin denizin bana göl
Benim gölüm sana bir avuç birikinti
Ve şimdi bir gölden ve şu manasız birikintiden
Hiç doğar mı sonsuz okyanuslar...
*****
Cam gibisin ve ben seni kırmak için sabırsızlanıyorum
Ve sonra birileri yapıştırmalı, eğri büğrü belki
Ama hiç kimse cam gibi olmamalı,
Dümdüz ve pürüzsüz...
*****
Üşüyorum....neden?
Penceren açık
Üşüyorum, hala ....neden?
Penceren kapalı
Üşüyorum, yine....neden?
Çünkü üşümek istiyorsun.
*****
Seni unutmak
Eklemlerinin ne işe yaradığını, kollarının sarışını
Ve gözlerinin nasıl baktığını unutmak
Ve hatta yüzünü
Oysa her gün aynı yerde uyanıyorum
İlk seni görüyorum,
Her sabah sendeyim,
Yıkıyorum,değiştiriyorum,boyuyorum
Ama gel gör ki seni yine de unuttum
Hem de bazıları hala beni hatırlarken!
*****
Şu sessizliğe bak
Gerçekten yalnız olmayı biliyorsun
Kuma gömülü içinde ki bulutlar,
Hiç çıkmayacaklar mı güneşe
Ayaz görmeyecekler miartık,
Yağmur damlasıyla gülmeyecekler mi,
Doymak ya da susamak yok mu arık?
Yıkıldı mı gerçekten şu mabed,
Kör mü oldun sen?
Kırmızıyı mora mı gömdün...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder