10 Eylül 2010 Cuma

Mühim Olan

O ince tele vuran güz çığlıkları
Geliyorum diye seslenen yağmurlar
Kepenk indirmiş hayal dükkanları
Yalan tutmuş ruhu
Ruh elinden kayarken
Diken batmış işte,
Elin yüzün acısa da
Yine sırf sevgiden tıkanmış sözcükler
Dili acılar tutmuş

Vazgeçmenin öteki dilleri aranıyor
Kaç kelime kaç cümle
Daha acısız daha çabuk
Hep çabuk oluyor,
Hep bir var bir yok oluyor anın samimiyetleri

Uzuyor…
Ertelenen her kelime, bir günü daha çalıyor
Çalınan her gün
Bir kez daha üstünden geçiyor benliğin
Unutulmuş sıfatların arasında
Kurumuş birkaç önemsiz kişi

Mühim olan nedir diyor?

Yoksa anlamıyorum,
Mühimleştirmek mi hata?
Anlamıyorum,
Yoksa gülüp geçmek mi,
Altından üstünden…
İşte bir şekilde nefes alıp vermek mi?

Mühim olan . . .
Kirli birkaç gözbebeğinin sığınağı mı?

Anlamıyorum,
Yoksa mühimleştirmek mi hata!

8 Eylül 2010 Çarşamba

Sıradan bir gerçek

Aynaların içinden geçip kayboluyor hayaller
Sanki burada yoksun, sanki hepten hayal tüm dakikalar
Ardı sıra konuşan, susan ve ardından koşan
Hiçbir kimse için değişmedi zaman

Yol aldıkça sen, kaybettiğini göremedikçe
Hep yerinde saydıran yoksulluklar
Yalanlar, kendine söylenen
Kendine yalan söyleyenler
Kim daha zavallı
Hiçbir kimse için değişmedi yalan

Kucak kucak sevgi ve kucak kucak nefret
Büyüdükçe küçücük kafalar
Ve serinliğinde sözde özgürlüklerin
Şakadan noktalı, şakadan gerçek
Hepsi gülmek için
Hiçbir kimse için değişmedi gülmek

Sütüne acıkan bebek
Tenine acıkan bir büyümek
Doyamadan ölmek, ölümün temiz elleri
Hayatın fikrinden sömürüsü
Ardına ağlayan ve ardından ağlanan
Hiçbir kimse için değişmedi kaybetmek

Sıradan bir gerçek,
Noktanın resmi.

7 Eylül 2010 Salı

kork

İçini aç, açtıkça korkarsın
İçeri al, aldıkça korkarsın
Dışarı at, ölürse, korkarsın
Dışarı kaç, kaybolursan korkarsın

Öyleyse kork!!
Hiç değilse bir daha gördüğünde tanırsın.

Gözler

Beni duyamaman,
Ne acı yalnızca sözcüklerimi dinlemen.
Oysa ben ne diyorsam şimdi, tersini anlatıyor gözlerim
Sen, sen de hiç bakmadın onlara
En az diğerleri kadar.

Yitirmek

Karanlığın huzura doğru açması kapılarını
Deliliğin sınırlarını zorlamak
Çok düşünmek, çok yormak her şeyi
Ve bir yanda sen…
Diğer yanda kendim
Hiç bu kadar zorlanmamıştım
Anlamakta ve yaşamakta
Ne kadar içerdesin ne kadar dışarıda
Aslında sen de biliyorsun ki, hiç girmemeliydin o kapıdan
Ve biliyorsun ki,
Kalmak, harcamak demek oluyor.
Seni, beni, zamanı, yoksulları, zenginleri, meraklıları…


Hep söyleyecek çok şeyim var
Çok konuşuyorum ama en çok kendimle.
Ve hep unuttuklarım, unutmak istediklerim
Sohbetlerim…
Hiç duymadıklarınız…

Bir kere diyorum, bir kere oluyor her şey.
Bir kere bu yaşının içinde olacaksın
Bir kere bu kadar içten güleceksin
Bir kez bu kadar seveceksin
Bir kere bu kadar isteyip,
Bir defa bu kadar iteceksin
Sonra belki diyorum,
Belki bir kere bu kadar çok yitireceksin!

Diyorum…

Ve didikliyor yine kuşlar aklımı.
Benim kuşlarım…
Bir kere öyle mi diyorlar, emin misin?
Hiç yitirmedin mi şimdiye dek ?

Sonra bir aynaya ihtiyaç duyuyorum.
Algılamakta zorlandığım adım, rengim
Tek bir yerde duruyorum,hepiniz gibi
Gözlerimde…

Kendim diyorum, telaş içinde korkuyla
Beni bulmakta güçlük çekerken yalnız olmam deliliğe özendiriyor.
Sonra ivedi bir cesaret yükleniyor sırtıma
Ama bu kamburu seviyorum
Şimdi,
Beni bulana kadar hepiniz yoksunuz diyorum.
Yitirmek böylece manasını kaybediyor.
Daha fazla neyi yitirebilirim ki…

Süzek

Ne diyor tüm dünya ve insanlar?

Artık sizi dinlemeye üşenir oldum ve anlamaya.
Yordunuz beni…
Ve küstahlığınızdan sıkıldım.
Kisbeler…
Hepimiz bir doğruyuz ve bir yanlış
Her insan hayatında hiç olmazsa bir kez doğru olanı yapar
Ve herkes hayatında en az birkaç kez yanlışı seçer

Bile bile lades, umut etmenin sonucudur.
Bilmek fakat yanılmayı istemek arzusundan doğar.

Hiçbir şey bir fincan kahvenin dibi kadar tatlı değil.
Hayatın dibini merak ediyorum.
Kahveye mi benziyor zifte mi?

Yüzeyden bakınca her şey olağan belki,
Peki ya dibe çöken artıklar, dipteki dokunulmamış acılar ne olacak?
Hayatın dibi zifte benziyor.
Evet evet… tıpkı zift!

Kimse mutluluklarını dibe çökertmez.
Çünkü yaşamanın olası arzusudur güzel anılar.
Mutluluk bir tutanak….

Oysa kaçımız bilir ki gerçek tutanaklar acılardır.
Eğer doğru dinlersen onu, acımak dik yürümeyi kolaylaştırır.

Bir imkanım olsa da dönmesem bu geceden hiç…
Tepinmenin hiçbir manası yok gündüzleri, geceleri de öyle.

Gündüzler koşmak, geceler susmak için şimdilerde
Bu yüzden gündüzleri yokum, geceleriyse meşgul.

İnanmanın bu kadar zor olması.
İnandıklarından şüpheye düşmen.
Ve hayal kırıklıklarının peşinden koşması.
Kaçtıkça keşkelere takılıp düşmen.
Oysa pişman değilsin hiçbir geçmiş andan.
Yalnızca çok soru soruyor aklın, fazla didikliyor her şeyi.

Ne gereği var, sus sorma!
Zaten burada olmanın da bir manası yok
Gerçeği bunca merak etmeninde.
Ne de olsa bugünün gerçeklerinin, yarının yalanlarına dönüşmesi için çok fazla çaba sarfetmeye gerek yok.

Zaman öyle bir süzek ki…
İnsan her uyandığında bir gerçeğini yitiriveriyor.