Bir cumartesi gecesi kararırsa ne olur?
Ilık rüzgar keserse etlerini,
Saçlarını yolarsa yıldızlar
Kim dağıtır bu sisli çığlıkları?
Ter dökmüyor artık hiçbir hayat bir başka hayat için!
Sakladığımız ruhlar,
Şu bedenlerimizde sonsuz denizlerden derin
Şu kısacık hayatlarmızın içine saklanmış kayıplar,
Kaybolanlar...
Sisle beraber doğar mı güneş?
Cevabını bildiğimiz soruları sormaktan vazgeçmeyiz,
Biz umut bağımlıları, biz güz arsızları
Hep bekleriz,
Hep daha ilerde durur ancak daha geriden takip ederiz.
Bir cumartesi gecesi diyorum,
Susarsa herkes ve sen konuşursan yalnızca
Yahut yalnızca ben seni duyarsam ne olur?
Tüm inciler dökülür, bütün camlar parçalanır
Ve tamamı sen olursun tüm kırıklıkların
Tamamı sensin, yokluklarımın
Ve sen hiçbir şeysin aslında
Ben seni değil, beni özlüyorum!
Bu kadar bencil olmayı biliyorum artık,
Bu kadar arsız!
Bir beden özlenmez, kimse kemiği ve deriyi özlemez
Herkes soyutu özler, çoğu zaman anlayamaz bile neyi aradığını,
Neyi kaybettiğini anlamaz çoğu zaman.
Bir cumartesi gecesi karardığında görür
Neyi, nerede, ne için, nasıl kaybettiğini...
Şimdi bir cumartesi gecesi kararırsa ne olur?
Ne dünya yıkılır, ne de sen altında kalırsın,
Yalnızca geçer gidersin,
Kendi toprağından havalanan tozları yutarak...
O sisli denizi içine çekersin ve susup dinlemeye devam edersin
Ta ki susuncaya dek,
Ta ki sen dinlemeyi bırakıncaya kadar...
