Bir rüya gördüm
Gözlerim açıktı
Henüz gece olmamıştı
Geceler vardı ve gündüzler
Hep uykudaydım, hep uçuyordum sessizce
Bir rüya gördüğümü anladım
Hışımla uyandım bir gün
Bu kadar güzel olur muydu yalanlar?
Yürümeye çalıştım o sersemlikle
Takıldım sonra, düştüm
Dizlerim yarıldı tabi
Ama hala yürüyebiliyordum, durmadım
Bir tutam suya ihtiyacım vardı
Dilim damağım kurumuştu
Su sandım, içtim
Boğazımda kaldı, çürüttü!
Hışımla tükürdüm bu sefer
Ne yuttuysam, çıkardım
O sersemlikle oraya yığılıp kaldım
Yürüyemedim, koşamadım, doğrulamadım
Baktım gidemiyorum daha fazla
Son durağı evim yaptım!
Hakkımda
- korkunç akıllılar
- Delilik kayda değer bir gelişmedir! DİKKAT BURASI BİR ANI DEFTERİ NİTELİĞİ TAŞIMAZ!!
7 Eylül 2009 Pazartesi
...
Kelimelerim ağır geliyor
Yorgun duruyorum aşağıya bakarken
Sessizliğim beni kementliyor
Çok canım acıyor, çok!
Susmak için o kadar zaman bekledim ki…
Artık diyorum,
Batsa şu gemi ve yenisine taşınsak biz
Daha mavi bir denize, daha çok yıldızı olan bir gökyüzüne
Nil’in kenarında uyusak,
Ya da birileri öyle huzurlu uyutsa
Belki de hiç uyanmamalıydık,
Ya da fazla uyuduk!
Çok mu istiyorum diyorum sonra
Azaldıkça, çok mu istiyorum diyorum...
Azalıyorum ama bir türlü bitemiyorum!
Yorgun duruyorum aşağıya bakarken
Sessizliğim beni kementliyor
Çok canım acıyor, çok!
Susmak için o kadar zaman bekledim ki…
Artık diyorum,
Batsa şu gemi ve yenisine taşınsak biz
Daha mavi bir denize, daha çok yıldızı olan bir gökyüzüne
Nil’in kenarında uyusak,
Ya da birileri öyle huzurlu uyutsa
Belki de hiç uyanmamalıydık,
Ya da fazla uyuduk!
Çok mu istiyorum diyorum sonra
Azaldıkça, çok mu istiyorum diyorum...
Azalıyorum ama bir türlü bitemiyorum!
6 Eylül 2009 Pazar
Seni yağmur sesi kurtarır..
Ellerini tuttum buz gibi
Gözlerin yorgun ve hırçın
Öyle mutsuzsun ki, hissedebiliyorum
Uyutmuyorsun geceleri,
Sen uyusan bile…
Kaç defa da harcanır bir kalp
Kaç kere geçmelidir elinden
Ellerden geçmesi kaç saat sürer
Kaç yıl biçmeliyim bir yürek adına
Nereye kaçtığını zannediyorsun acaba?
Boş bir arsa yok bu dünya üzerinde
Senin sığabileceğin kadar büyük!
Topla, tüfekle vuran mı vardı?
Yoksa intikam mıydı senin ki,
Kimin gölgesinden kimi kaçırdın?
Neyle, nasıl cezalandırdın dünleri?
Şimdi soluksuz koşuyorsun,
Oysa ben görüyorum yürüyorsun sadece!
Bir damla su istemek için bile doğrulmuyorsun
Oysa muhtaçsın evveline…
Çok mu gururlusun, çok mu utanıyorsun yoksa
Yoksa çok mu kötüsün, iyiyim diyebilecek kadar?
Onun için mi bu nahoş mealler!
Sanıyorsun ki kurtarır küçük bir pencere
Az biraz sıcaklık,
Belki ince beller, belki yüksün karılar
Belki iki ter atarsın omzundan
Ya da iki saç teli düşer aklına
Sende düşersin sonra
Aydan yıldızlara
Oradan dünyaya çakılırsın,
Gömülürsün inceden,
Günah toplamış yastığına!
Her sabah aynı güne uyanırsın
Her gece uçurumlar bekler kapında...
Seni yağmur sesi kurtarır
Ağaç kavuğu kurtarır
Kuş sesleri affeder
Sabah sessizliği anlatır
Gece karanlığı dinletir
Seni önce bir kadın affeder,
Sonra sen affedersin,
Sonra vesselam yine aynı gün, aynı gece!
Sonra bir ezan sesine kapılırsın,
Bakmışsın bir adım atmışsın sadece
Milyonları geride bırakmışsın!
Gözlerin yorgun ve hırçın
Öyle mutsuzsun ki, hissedebiliyorum
Uyutmuyorsun geceleri,
Sen uyusan bile…
Kaç defa da harcanır bir kalp
Kaç kere geçmelidir elinden
Ellerden geçmesi kaç saat sürer
Kaç yıl biçmeliyim bir yürek adına
Nereye kaçtığını zannediyorsun acaba?
Boş bir arsa yok bu dünya üzerinde
Senin sığabileceğin kadar büyük!
Topla, tüfekle vuran mı vardı?
Yoksa intikam mıydı senin ki,
Kimin gölgesinden kimi kaçırdın?
Neyle, nasıl cezalandırdın dünleri?
Şimdi soluksuz koşuyorsun,
Oysa ben görüyorum yürüyorsun sadece!
Bir damla su istemek için bile doğrulmuyorsun
Oysa muhtaçsın evveline…
Çok mu gururlusun, çok mu utanıyorsun yoksa
Yoksa çok mu kötüsün, iyiyim diyebilecek kadar?
Onun için mi bu nahoş mealler!
Sanıyorsun ki kurtarır küçük bir pencere
Az biraz sıcaklık,
Belki ince beller, belki yüksün karılar
Belki iki ter atarsın omzundan
Ya da iki saç teli düşer aklına
Sende düşersin sonra
Aydan yıldızlara
Oradan dünyaya çakılırsın,
Gömülürsün inceden,
Günah toplamış yastığına!
Her sabah aynı güne uyanırsın
Her gece uçurumlar bekler kapında...
Seni yağmur sesi kurtarır
Ağaç kavuğu kurtarır
Kuş sesleri affeder
Sabah sessizliği anlatır
Gece karanlığı dinletir
Seni önce bir kadın affeder,
Sonra sen affedersin,
Sonra vesselam yine aynı gün, aynı gece!
Sonra bir ezan sesine kapılırsın,
Bakmışsın bir adım atmışsın sadece
Milyonları geride bırakmışsın!
Kum götürdüm, yağmur getirdim
Şimdi ben düşeceğim birazdan
Boş bir kovuktan boş bir ağaca
Ya da kendini toprak sanan bir veledin yanına
Her veledin olduğu gibi
Onun da acıları olacak, çocukça!
Hiç yormak istemese de,
O da düşürecek elinden...
Büyüklerin dünyası, çocukların dalgası…
Sessizlik çok konuşur,
Kafa şişirir
Ve hatta sınırına düşürür seni deliliklerin
Kimsenin bilmediği sarnıçlarda bulursun kendini
Yıkanırsın cücelerle, olmayanlarla
Yine de tuzlusundur hala,
Tatlı suya kavuşmak, meşakkat buyurur!
Ne kadar delirirsen delir,
Hala sahipsizliğini kanıtlayan bir akla aitsindir!
Baş aşağı bakıyorsundur
Düz görüyorsundur dünyayı
Ayaktayken yerde gibi
Yerdeyken devleşiverirsin
Hani kendinden korkarsın bir süre
Korkutmayı da öğrenirsin tabi...
Onca kümes hayvanı
Onca yalnızlık nereye kaçabilir?
Elinden gelenleri ardına koymaya alışmakta bir hal!
Öyle bir hal geldi bu sıralar işte
Ateşken, su olmak gibi
Yanarken sönmek…
Ağlarken gülmek değil ama,
Tebessümlerle kardeş belki
Yani hiç olmadı, sevmek gibi biraz
Kendini, seni,
Şunu, bunu…
Hani biraz kum götürdüm, yağmur getirdim gibi
Anlamadın değil mi?
Merak etme, anlatmadım zaten!
Boş bir kovuktan boş bir ağaca
Ya da kendini toprak sanan bir veledin yanına
Her veledin olduğu gibi
Onun da acıları olacak, çocukça!
Hiç yormak istemese de,
O da düşürecek elinden...
Büyüklerin dünyası, çocukların dalgası…
Sessizlik çok konuşur,
Kafa şişirir
Ve hatta sınırına düşürür seni deliliklerin
Kimsenin bilmediği sarnıçlarda bulursun kendini
Yıkanırsın cücelerle, olmayanlarla
Yine de tuzlusundur hala,
Tatlı suya kavuşmak, meşakkat buyurur!
Ne kadar delirirsen delir,
Hala sahipsizliğini kanıtlayan bir akla aitsindir!
Baş aşağı bakıyorsundur
Düz görüyorsundur dünyayı
Ayaktayken yerde gibi
Yerdeyken devleşiverirsin
Hani kendinden korkarsın bir süre
Korkutmayı da öğrenirsin tabi...
Onca kümes hayvanı
Onca yalnızlık nereye kaçabilir?
Elinden gelenleri ardına koymaya alışmakta bir hal!
Öyle bir hal geldi bu sıralar işte
Ateşken, su olmak gibi
Yanarken sönmek…
Ağlarken gülmek değil ama,
Tebessümlerle kardeş belki
Yani hiç olmadı, sevmek gibi biraz
Kendini, seni,
Şunu, bunu…
Hani biraz kum götürdüm, yağmur getirdim gibi
Anlamadın değil mi?
Merak etme, anlatmadım zaten!
Mecazen
Açtım bir sayfa
Okuyorum kendimden
Gece gündüz demeden biriktiriyorum
Mecazlarımı bulaştırdığım çok olmuştu
Ama hiç böyle derinden hissetmemiştim
Mecazen yok olduğumu…
Karnı aç kedilerim varmış
Sırtı pek aşklar.
Kediler nankördür, en az aşklar kadar
Kim bırakır deme,
Yolun sonundayken göremeyebilirsin başını
Ve mübalağ yapma sevgilerine
Onlar ki dünden daha eski çiçekler
Ki kopunca dalından, kuruyorlar biliyorsun,
Ölüyorlar yani…
Hani camdan vuran gün ışığı,
Onun gibi taze misin!
O kadar merhamet dolu…
Gün ışıdı!
Yani çok matahmış gibi yeni bir günün azmiyle boğuşuyorum
Geçecek benden biliyorum
Gidecek sonra ve ben hatırlamayacağım
Tıpkı duman gibi…
Sis gibi ya da..
Ya da her neyse artık
Ama işleyecek ciğerlerime
Belki bronşlarımı tıkar
Yahut kanser olurum,
Kim bilir artık!
Bugün günlerden Cuma olsaydı diye geçirdim içimden
Sanki yorgunum
Hazır değilim yeni azimlere
Bugünün Pazar olduğu gerçeği içime sinmedi bir türlü
Zaten gözlerimi ovuşturuyorum habire
Kim derdi ki diyorum,
Kim demişti,
Sonra diyorum ki demiştin!
Yanılmamışım, yanılmamış
İlk defa hata yaptım sanki
İlk kez çaldım kendimden
İlk kez can yaktım ama ilk değildi aslında
Sadece bu defa,
Çığlıklar yanıbaşımdaydı.
Vicdan azabı,
Temiz sayfa,
Kötü sokak, pembe bina
Okuyorum kendimden
Mecazlarımı bulaştırdığım çok olmuştu
Ama hiç bu kadar derinden hissetmemiştim
Mecazen yok olduğumu!
Okuyorum kendimden
Gece gündüz demeden biriktiriyorum
Mecazlarımı bulaştırdığım çok olmuştu
Ama hiç böyle derinden hissetmemiştim
Mecazen yok olduğumu…
Karnı aç kedilerim varmış
Sırtı pek aşklar.
Kediler nankördür, en az aşklar kadar
Kim bırakır deme,
Yolun sonundayken göremeyebilirsin başını
Ve mübalağ yapma sevgilerine
Onlar ki dünden daha eski çiçekler
Ki kopunca dalından, kuruyorlar biliyorsun,
Ölüyorlar yani…
Hani camdan vuran gün ışığı,
Onun gibi taze misin!
O kadar merhamet dolu…
Gün ışıdı!
Yani çok matahmış gibi yeni bir günün azmiyle boğuşuyorum
Geçecek benden biliyorum
Gidecek sonra ve ben hatırlamayacağım
Tıpkı duman gibi…
Sis gibi ya da..
Ya da her neyse artık
Ama işleyecek ciğerlerime
Belki bronşlarımı tıkar
Yahut kanser olurum,
Kim bilir artık!
Bugün günlerden Cuma olsaydı diye geçirdim içimden
Sanki yorgunum
Hazır değilim yeni azimlere
Bugünün Pazar olduğu gerçeği içime sinmedi bir türlü
Zaten gözlerimi ovuşturuyorum habire
Kim derdi ki diyorum,
Kim demişti,
Sonra diyorum ki demiştin!
Yanılmamışım, yanılmamış
İlk defa hata yaptım sanki
İlk kez çaldım kendimden
İlk kez can yaktım ama ilk değildi aslında
Sadece bu defa,
Çığlıklar yanıbaşımdaydı.
Vicdan azabı,
Temiz sayfa,
Kötü sokak, pembe bina
Okuyorum kendimden
Mecazlarımı bulaştırdığım çok olmuştu
Ama hiç bu kadar derinden hissetmemiştim
Mecazen yok olduğumu!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)