Bugün, neden bu kadar çok geçmişe benziyor ...
Aynada ki aksım, beni yanıltırcasına değişiyor
Yıllar hızla tüketiyor kendini
Peki bugün neden bu kadar çok geçmişe özeniyor!
Bu amber kokusu nereden geliyor
Şu cehennem ateşi nasıl tütüyor öyle
Her kapıdan bir şeytan çıkıyor
Öylesi sinsi ve cüretkar
Her kapının arkasında bir melek ağlıyor
Çaresiz ve titriyor…
Yalnız burada değil bu hikayeler
Dünya böyle dönüyor
Kimi zaman kapanıyorsun içine
Acımaya bile iznin olmuyor
Bitti diyorsun, bunlar onlar mı?
Bu sıcak düş gerçek mi, yoksa sıfatlardan mı ibaret?
Güzel evimiz…
Dumanı tüten biz miyiz?
Yoksa geçmiş yarınıma mı göz dikiyor…
Dünya böyle dönüyor
Yalnız değiliz bu hikayeler de
Ruhumdan kopan her bir parça için asılıyorum geleceğe
Gelecek gelmeden onun için yastayım!
Çağırıyorum dostlarımı ve söylediklerimin hepsi gerçek
Demiştim ben demekten yorulsam da
Bildiklerimi yaşıyorum , tek tek!
Aynı beden aynı ruha sığınıyor
Çatısı yıkık, içi soğuk
Cesaret, artık kaçmak demek oluyor
Bir yere gitmek demek oluyor
Bir yerde uyumak,
Bir yere sarılmak,
Bir şey de unutmak kendini,
Bir şey gibi yapmak,
Her hangi bir şey dilemek…
Tüm bu şeylerden vazgeçmek belki de!
Kalmak demek, kaybetmek olacak bu defa
Gitmekse ucu açık, kayıp bir yol
Beklemekse ölümcül, yanlış
Cesaret neyin adıysa, resmi dış kapımda.
Ruhum nerde doyuyorsa evim orada.
Hakkımda
- korkunç akıllılar
- Delilik kayda değer bir gelişmedir! DİKKAT BURASI BİR ANI DEFTERİ NİTELİĞİ TAŞIMAZ!!
18 Temmuz 2009 Cumartesi
15 Temmuz 2009 Çarşamba
Korkarım yanılıyorsun!
Sonbahardan kalma yaz gecesi
Tahminim güzel cümleleri üzerine
Adını duymakta zorlandığım
Kendisini anlamayı beceremediğim
Bilerek terk ettiğim,
Hiç ardıma bakmadan,
Pişmanlığın suyundan tatmadan
Zihnimi çürütmeden yürüyorum
Sudan bahanelerin, çocuksu kaçışların
Küçük sevinçlerin dev kahkahası
Aldatan, aldanırken aldatılan
Yalnızlık salgını kurbanı tek adam!
Her gün gibi bu da sonrakine kayarken
Sen bir adım geriden takip ediyorsun bizi
Her sözcüğün mührünü istiyorsun elimizden
Sen yalnızca hayal kuruyorsun!
Düşünüyorsun ama, bulamadığından tüm korkuların.
Aradığın çölde su, denizde ateş, bende aşksa
Korkarım yanılıyorsun
Geçmişe bakma, o bir tür hayal
Bir masaldır geçmiş, ondan bundan çalıntı
Son nefesinle berber saniyelere sığacak göreceksin
Koca hayatın!
Şimdi senin üç beş yıllık hüznün
Kimin umurunda olur!
Umdukların,umup bulamadıkların…
Oysa yanılmaktan tüm bu çıldırışların
Şu mutluluk masalların, sahte gülüşlerin…
Neredeyse yalvaran alkışların…
Korkarım acıyorsun,
Gözlerine sinen şu hüznün…
Düşlerimin konuğu, gözyaşlarımın tanesi değilsin artık
Beklemekten yorulan, dinlemekten sıkılan ben
Çölde ki suyun, denizde ki ateşin mısralarıyım senin için
İmkanları tartışmayı sevmiyorum,
İmkansızlığı barındırmayı ruhta
Ama anlıyorsundur umarım
Aradığın çölde su, denizde ateş, bende aşksa
Korkarım yanılıyorsun!
Tahminim güzel cümleleri üzerine
Adını duymakta zorlandığım
Kendisini anlamayı beceremediğim
Bilerek terk ettiğim,
Hiç ardıma bakmadan,
Pişmanlığın suyundan tatmadan
Zihnimi çürütmeden yürüyorum
Sudan bahanelerin, çocuksu kaçışların
Küçük sevinçlerin dev kahkahası
Aldatan, aldanırken aldatılan
Yalnızlık salgını kurbanı tek adam!
Her gün gibi bu da sonrakine kayarken
Sen bir adım geriden takip ediyorsun bizi
Her sözcüğün mührünü istiyorsun elimizden
Sen yalnızca hayal kuruyorsun!
Düşünüyorsun ama, bulamadığından tüm korkuların.
Aradığın çölde su, denizde ateş, bende aşksa
Korkarım yanılıyorsun
Geçmişe bakma, o bir tür hayal
Bir masaldır geçmiş, ondan bundan çalıntı
Son nefesinle berber saniyelere sığacak göreceksin
Koca hayatın!
Şimdi senin üç beş yıllık hüznün
Kimin umurunda olur!
Umdukların,umup bulamadıkların…
Oysa yanılmaktan tüm bu çıldırışların
Şu mutluluk masalların, sahte gülüşlerin…
Neredeyse yalvaran alkışların…
Korkarım acıyorsun,
Gözlerine sinen şu hüznün…
Düşlerimin konuğu, gözyaşlarımın tanesi değilsin artık
Beklemekten yorulan, dinlemekten sıkılan ben
Çölde ki suyun, denizde ki ateşin mısralarıyım senin için
İmkanları tartışmayı sevmiyorum,
İmkansızlığı barındırmayı ruhta
Ama anlıyorsundur umarım
Aradığın çölde su, denizde ateş, bende aşksa
Korkarım yanılıyorsun!
14 Temmuz 2009 Salı
Benim Gecem
Korkulacak hiçbir şey yoktu
Uyumak her zaman güzel olmuştu
Her zaman huzurlu
Korkulacak hiçbir şey yoktu şu karanlıktan
Oysa korkutan karanlık değildi
Soğuktu burası biraz
Bir tutam yalnızlık vardı
Sanki kopuyordum,sessizlik vardı
Korkmuyordum uyumaktan
Yalnızca tek renk vardı
Batıyorduk sanki sessizce
Ninniyle salınan döşek gibi bu gemi
Sesler kesilince uykum kaçıyor!
Tatlı rüyalar göremiyorum
Bozluyorum herkes gidince
Kimse sohbeti sevmiyor!
Kimsenin uyanmadığı saatleri seviyordum ben
Deniz,gece ve ben ayaktayken güzeldi dünya
Yıldızlar o kadar çoklardı ki
O kadar kalabalıktık işte!
Ay konuşmasını sevmezse de,gülümserdi hepimize
Deniz usulca anlatırdı derdini,
Hüznünü yosunlu taşlara vururdu
İzlerdim bende yavaşca seyreyleyen gökyüzünü
Dans ediyorlarmış gibi gelirdi
Gecenin karanlığa doyan yüzü
Güneşle selamlaşmadan
Şafak en koyu haliyle süzülürdü
İçimden akardı hayatlarım…
İşte tam o dakikalarda anlardım
Kayıp giden saatleri, yüzleri, sebepleri, nedenleri…
Kırmızıydı benim gecem, gözü dönmüştü
Tek tek anlatırdı bütün küçük şeyleri
Gecenin karanlığa doyan yüzü
Güneşle selamlaşmadan
Şafak en koyu mecaliyle süzülürken
Benim gecem,
Hatırlatırdı usanmadan bütün küçük şeyleri!!
Uyumak her zaman güzel olmuştu
Her zaman huzurlu
Korkulacak hiçbir şey yoktu şu karanlıktan
Oysa korkutan karanlık değildi
Soğuktu burası biraz
Bir tutam yalnızlık vardı
Sanki kopuyordum,sessizlik vardı
Korkmuyordum uyumaktan
Yalnızca tek renk vardı
Batıyorduk sanki sessizce
Ninniyle salınan döşek gibi bu gemi
Sesler kesilince uykum kaçıyor!
Tatlı rüyalar göremiyorum
Bozluyorum herkes gidince
Kimse sohbeti sevmiyor!
Kimsenin uyanmadığı saatleri seviyordum ben
Deniz,gece ve ben ayaktayken güzeldi dünya
Yıldızlar o kadar çoklardı ki
O kadar kalabalıktık işte!
Ay konuşmasını sevmezse de,gülümserdi hepimize
Deniz usulca anlatırdı derdini,
Hüznünü yosunlu taşlara vururdu
İzlerdim bende yavaşca seyreyleyen gökyüzünü
Dans ediyorlarmış gibi gelirdi
Gecenin karanlığa doyan yüzü
Güneşle selamlaşmadan
Şafak en koyu haliyle süzülürdü
İçimden akardı hayatlarım…
İşte tam o dakikalarda anlardım
Kayıp giden saatleri, yüzleri, sebepleri, nedenleri…
Kırmızıydı benim gecem, gözü dönmüştü
Tek tek anlatırdı bütün küçük şeyleri
Gecenin karanlığa doyan yüzü
Güneşle selamlaşmadan
Şafak en koyu mecaliyle süzülürken
Benim gecem,
Hatırlatırdı usanmadan bütün küçük şeyleri!!
13 Temmuz 2009 Pazartesi
Biz manalı bir kalabalık olamadık!
Dünya olduğu yerde dönüp durur
Saadet içi çürük bir elmayken
Isırmadan bilmezsin cadının zehrini
Kanı kıpırdamayan kurt köpekleri
Gözlerini dikmiş beklerken
Başıma yıkılan çuvalla yalnızlık
Biz manalı bir kalabalık olamadık!
Hepi topu derler ya onca azdık,
Yine de biz bir türlü onlar gibi olamadık.
Gülemedik beraber, yankılanamadı sofranın ahengi yüzlerimizde
Geçmiş içi bok dolu çuval
Millet kapımıza etmiş, habersizken biz yalandan dolandan
Dünya olduğu yerde dönüp duruyor
Dünyam kara delik taklidi yaparken
İçim günden güne boşalıyor
Namı yüksek değerlerden habersiz
Umrum olan tek yanlış ben!
Yolum açık gibi, kapalı olsa ne çıkar
Döne dolaşa aynı çamura batıyor ellerim
Sanki bilinmeyen bir bahardı bu
Huzursuz etti, mevsimini bulamadı
Ölesiye kışa mahkum bu insanlar
Hiçbir yaz sıcacık yatamadı!!
Saadet içi çürük bir elmayken
Isırmadan bilmezsin cadının zehrini
Kanı kıpırdamayan kurt köpekleri
Gözlerini dikmiş beklerken
Başıma yıkılan çuvalla yalnızlık
Biz manalı bir kalabalık olamadık!
Hepi topu derler ya onca azdık,
Yine de biz bir türlü onlar gibi olamadık.
Gülemedik beraber, yankılanamadı sofranın ahengi yüzlerimizde
Geçmiş içi bok dolu çuval
Millet kapımıza etmiş, habersizken biz yalandan dolandan
Dünya olduğu yerde dönüp duruyor
Dünyam kara delik taklidi yaparken
İçim günden güne boşalıyor
Namı yüksek değerlerden habersiz
Umrum olan tek yanlış ben!
Yolum açık gibi, kapalı olsa ne çıkar
Döne dolaşa aynı çamura batıyor ellerim
Sanki bilinmeyen bir bahardı bu
Huzursuz etti, mevsimini bulamadı
Ölesiye kışa mahkum bu insanlar
Hiçbir yaz sıcacık yatamadı!!
12 Temmuz 2009 Pazar
O günden beri!
Sağlam basıyorum toprağa
Gökyüzüne bakamıyorum bile
Ellerimin arasında zannettiğim ben bile dışında kalsam da
Ruhuma sindirdim alkışlarımı, yoksunluklarımı
Topal bir adam var karşımda, doğduğu günden bugüne
Ve hayat onun adına hep eksik
Onun gibi işte
Sıcaklığını kaybeden bir çatının altında
Eski kabuslardan kalma yeni günler
Yeni günler, eksik,
Doğduğum günden beri!
O kokunun adını bilirim ben, ruhunu yazdım
İçinde yıllarımı hapsettiğim, yıllarıma göz diken
Yüzlerce kez affettiğim ve affedilememekle lanetli
O kokuyu ezberledim, zehrini temizledim
Bedellerle akıttım kirini
Mutlu zamanlarımla intikam peşinde
Ve öylesi kör, öylesi acınası!!
Ya çalacaksa birazdan kapım
Ve gözlerim görecekse hayal misali geçmişten bir bugün
Zaman kendine dönecekse ve yine bildiğim gibi
Bildiğini okuyacaksa herkes,
En az onlar kadar üzülürüm
Lisanım çözülmeden, kara kitap gibi kalacaksam masada
Hiç dinlenmeden benim şarkım, öleceksem
Ya hiç anlatamazsam dilimi…
Hüznüm yaprak yaprak dökülürken
En az herkes kadar üzülürüm
Bildiğim gibi, beklediğim şekilde…
Umduğum yerde, koyu bir yalana bakarken bulunurum belki!!
Şimdi izlemekle meşgulüm
Yorulmak bana göre değil artık
Birileri görsün diye beklerken
Her gün biraz daha dün gibi
O günden beri!
Gökyüzüne bakamıyorum bile
Ellerimin arasında zannettiğim ben bile dışında kalsam da
Ruhuma sindirdim alkışlarımı, yoksunluklarımı
Topal bir adam var karşımda, doğduğu günden bugüne
Ve hayat onun adına hep eksik
Onun gibi işte
Sıcaklığını kaybeden bir çatının altında
Eski kabuslardan kalma yeni günler
Yeni günler, eksik,
Doğduğum günden beri!
O kokunun adını bilirim ben, ruhunu yazdım
İçinde yıllarımı hapsettiğim, yıllarıma göz diken
Yüzlerce kez affettiğim ve affedilememekle lanetli
O kokuyu ezberledim, zehrini temizledim
Bedellerle akıttım kirini
Mutlu zamanlarımla intikam peşinde
Ve öylesi kör, öylesi acınası!!
Ya çalacaksa birazdan kapım
Ve gözlerim görecekse hayal misali geçmişten bir bugün
Zaman kendine dönecekse ve yine bildiğim gibi
Bildiğini okuyacaksa herkes,
En az onlar kadar üzülürüm
Lisanım çözülmeden, kara kitap gibi kalacaksam masada
Hiç dinlenmeden benim şarkım, öleceksem
Ya hiç anlatamazsam dilimi…
Hüznüm yaprak yaprak dökülürken
En az herkes kadar üzülürüm
Bildiğim gibi, beklediğim şekilde…
Umduğum yerde, koyu bir yalana bakarken bulunurum belki!!
Şimdi izlemekle meşgulüm
Yorulmak bana göre değil artık
Birileri görsün diye beklerken
Her gün biraz daha dün gibi
O günden beri!
Kambur Beli
Yıllar keyfe keder gelip geçerken
Değerken benim hayallerime
Olurmuş gibi yaparken mutluluklarım
Gerçeği ters düz eden ayaklarım
İleri geri nerede olduğunu bilmediğim kararlarım
Ve sanki birazdan gelecek olan cahil seferi
Hayatıma dokunduğu kambur beliyle
Yıllarını devirecek sırtıma
Sanki en nadir en temiz hisleriymiş gibi
O da iyiymiş gibi yapacak bu defa
Kötülüğün emrini haykırmaya geldi sanki
Sanki toz dumanı bana yutturacak
Kan,hançer,yara,merhem hepsi birbirne karışmış
Ölürken bile yaşıyorum zannedecek
Ağlarken gülüyorum sanacak
Ve öyle geçip gidecek yıllar
Değerken benim hayallerime kambur beli
Elleri süsleyecek cenazemin toz pembe döşeğini!!
Değerken benim hayallerime
Olurmuş gibi yaparken mutluluklarım
Gerçeği ters düz eden ayaklarım
İleri geri nerede olduğunu bilmediğim kararlarım
Ve sanki birazdan gelecek olan cahil seferi
Hayatıma dokunduğu kambur beliyle
Yıllarını devirecek sırtıma
Sanki en nadir en temiz hisleriymiş gibi
O da iyiymiş gibi yapacak bu defa
Kötülüğün emrini haykırmaya geldi sanki
Sanki toz dumanı bana yutturacak
Kan,hançer,yara,merhem hepsi birbirne karışmış
Ölürken bile yaşıyorum zannedecek
Ağlarken gülüyorum sanacak
Ve öyle geçip gidecek yıllar
Değerken benim hayallerime kambur beli
Elleri süsleyecek cenazemin toz pembe döşeğini!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)