3 Temmuz 2009 Cuma

Sen çirkinsin,biliyorum!

Beni yoruyorsun
Ve kendimle savaşmama sebep oluyorsun
Beni üzdün hem de çok
Üzüldüğünü de biliyorum
Çok eskiden de olsa ağladığından da eminim
Tozdan gözyaşların vardı
En küçük rüzgarda unutulan
Beni yordun,artık bilmiyorum!
Gittiğim yol gün geçtikçe kayboluyor
Sesini hala hatırlıyorum,ancak yüzün karartılı
Anılarımsa dipsiz bir kuyuda birikiyor
Her geçen gün birini daha o kuytuya gömüyorum
Acıtıyorsun hala,inkar etmiyorum.
Acına acıyorum artık,utanıyor musun?

Ama asla unutmayacağım ve unutmayacaksın
En güzelini ve en çirkinini!
Hatırladığım her güzel şeyin önünde çirkinliğin yatıyor
Her çirkinliğinin önüneyse geçmişin güzellikleri seriliyor
Hem affedilensin hem nefrete layık

Sen çirkinsin , biliyorum!
Tıpkı bir zamanlar güzel olduğunu bildiğim gibi
İnsan olduğunu unutmuştum
Hatırlattığın her an için teşekkür ediyorum!
Sen çirkinsin biliyorum ve biliyorsun,
Ben hala benim!!

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Delilerin Derdi

Keyifsizim bu gece.Çoğu gece olduğundan farklı olmamakla beraber her zaman daha şaşırtıcı oluyor.

Garip bir boşlukla sarsılıyorum.Sanki artık koca birer et yığınıymışız gibi.Kelimelerimin anlamlarını yitirdim.Eskisi gibi her şeye sinirlenemiyorum.Yine huysuzum ama öyle aniden parlayamıyorum artık.
Belkide sömürüldüm.Sömürdüm ya da kendimi.

Ne olduğumu hatırlamıyorum.Hatırladıklarımsa vicdan azabıma sebep olmaktan öteye geçirmiyor beni.İnançlarım,algılarım,anlayışlarım değişiyor.Korkuyorum kendimden.İnsan sanki büyüdükçe gücünü yitiriyormuş gibi.Büyümek sanki bir tür yenilgi.Kazansanda daimi bir kayıptasın.

İyi olmak,şevkatli olmak,merhametli olmak,paylaşımcı olmak...bunlar güç istiyor ve insan büyüdükçe kasları zayıflıyor.Çocukken aç diye üzüldüğün kediciğin yanından şimdi umarsızca geçip gidebiliyorsun ve bu çok normal.Hatta bazı bazı olması gereken.Arkadaş kalbi kırmayı artık çok iyi beceriyorum.Adaletin yerini ihanet aldı ki,bu korkutucu.Bencil olmayı öğrendim.Yüreğimi kavlatmayı,üzerini çelikten bir naneyle sarıp,gözyaşı pınarlarımı kurutmayı öğrendim,öğrendik zamanla.

Aşkmış,sevgiymiş,öyleymiş,böyleymiş,sonsuzmuş,sonsuzlukmuş...vesayre hani...
Pardon,duyamadım!Güvenden mi bahsediyoruz yoksa?
Kime?
Bir çocuğa,kadına bir adama mı?Oysa bunların hepsi de insan değil mi?
Ve insan büyüdükçe küçülürken,silmiyor mu değerlerini?
Hangi ölünün yasını tutayım ki şimdi!Neresinden başlasak biter ki bu kara liste!

Hani hep derler ya;kaçıp gitmeli diye.Sanki kaçacak bir yer varmışcasına.İnsan tüm dünyadan kaçsa da kendinden kaçamıyor nihayetinde.

Özünde iki kişi olan bir varlık.Hep sohbet halindedir yalnızken insan.Kendiyle konuşur.''Ben..'' der mesela ''Ben neden böyle oldum...''
Ben'den cevap gelir hemen ''malsın ulan sen!Aç gözlerini artık...''

Hıhh..Kendi kendine konuşan deliymiş.Öyle diyorlar.Tüm dünya delirmiş,ben eksik kalırsam olmaz!

Kahvemin tadı çok hoş.Tam kıvamını bulmuş.Her zaman ya tozu fazla kaçar ya da kahvesi.Bu gece elimin ayarı yerinde anlaşılan.Bir benzetme yapacak olursak da galiba hayatımın süt tozu bir eksik.Kahvem acı değil aslında ama süt tozum eksik olunca kahvem de bok yoluna gidiyor.Oysa kahveyi çok seviyorum.Sade içince de midem yanıyor.Hayat...sevdiğim her şeyden azar azar alıyorum sayende.Belki de oyunun tarzı budur.
Az verip,çok al!!

Sağ mı çıktım şimdi ben bu savaştan?

Bana bir düş verin.
İçinde kaybolabileceğim bir sır.
Bana dünden kalma bir bugün gerekmez.
Siz bana dokunmayın en iyisi
Kim demiş zaman öylece akar gider diye
Zaman eskitir giydiği her bedeni
Dokunduğu her ruh ispatıdır ateşinin
Öyleki kesişen yollar destekçisidir
Tanıdık yüzler komşusu.
Yangınına körük olur kötülük,
İyilikse nacizane bir cana tutunur
Yarına dek!

******

Soğuyup akan ellerim mi
Gözlerimi ışığını kaybeden
Bedenim mi öylece gençken çürüyen
İçinde bıraktığım sessizlik mi onu böyle körelten
Attığı adımı göremeyen adamın ezdiği ilk beden
Vurduğu ilk ruh,kaybettiği ilk oyun
Oyun zannettiği ilk gerçek!!
Kim bilirdi ki durmaksızın sızlayacak bu yara
Gün geçtikçe dibine çökecek bu acı
Olağan sayılacak tüm gözyaşları
Tüm tebessümler sıradan kalacak orospu kahkahalarının yanında
Dik duruyorsun diye, kamburunu isteyecekler
Bükülmeyen bedeninse ruhunu gömecekler
Doyana kadar aç kalacaklar!

******

Kim görebilirdi ki yarını bugünden
Sır gibi saklıyorum içimi
Sır olup düşeceğim yola
Kapanırsa bunca kapı yeniden
Sırtımı sıvazlayacağım naif bir yalnızlıkla
Tek kelime edilmeyecek bundan sonra
Cümle içinde geçmeyecek sureti
Sıfatı yok sayılacak,
Hiçbir zaman yok olmadan ölecek
İçimde can çekişen bu aşkın adı
Aşk bile olamayacak dillerde
Ruhum bunalmış, öyle diyorlar
Kalbimi hissetmeyecek kadar hem de!
Yazık…
Sağ mı çıktım şimdi ben bu savaştan?

30 Haziran 2009 Salı

Düşe Emanet

Bu düşe bir emanetsem eğer diye başlayan cümleler
Bu düş bir matemi bekliyorsa içinde
Tırmanıyorsa bir huzur
Ve tepeleme boşalıyorsa acı üzerine
Kendini alamazsın korkudan
Kaçmak gerektiğini söylüyorsa melekler
Anlaman lazım kini ve nefreti
Sancının güzel yüzü
Kapıları yüzüme çarparken uzun bir öykü
Tutam tutam kayıp akıyor elime yüzüme
Sevgi dolu evin bahtsız kalbi gibi
Öylesine taş,öylesine mahkum
Öylece imkansız görüyor yüreğin sesini
Tadı kaçınca geçmişin,gelecekte bekliyor umudu
Azından kaçarken,çoğuna mahkum
Öylesine taş,öylesine duvar
Ve öylece buz gibi
Sandığından kaçırır kendini,
Bir gerçek ki hayalde saklıdır
Rüyandan uyandınsa az evvel
En az bir gece daha gerek sana
Senin sen sandığına bir gerçek daha gerek
Korkusuz!
En az bir cümle daha gerek sana
Kaçırılmış olandan hediye
Bir uçurum daha gerek,gökyüzüne yakın
Bir el daha gerek,yeryüzünden uzak
Senin sen sandığına bir gerçek daha gerek
Usulca…