8 Ocak 2011 Cumartesi

Düşmeden Düşünmeye Çalışanlar _ II _

Ve işte başlıyorum yazmaya çünkü, artık hayata dair olan bazı şeylerden eminim. Tüm bunları yazmak içinse fona harika eserler seçtim; je crois entendre encore ve Kieslowski’nin harika filmlerinden biri olan veronikanın ikili yaşamı’nın soundtrack’i. Okurken dinlemenizi tavsiye ederim.
Evet, sanıyorum ki artık insanın ne olduğunu biliyorum. Az ya da çok. Ama artık onlar sebebiyle daha az üzüleceğimi düşünüyorum. Çünkü anladım ki, insan kadar değersizliğe mahkum edilecek bir başka canlı yok bu dünya üzerinde. Evet yanlış anlamayın ama kediler değil, nankör olan bizleriz.
Ve bir gönül ilişkisi ne öğretebilir ki demeyin sakın !
Sevgi ilişkileri üzerine kuruludur bu dünya. Arkadaşlıklar, aşklar, aile ilişkileri hatta iş ilişkileri bile. Dünyamız sevgi ilişkileri üzerine kuruludur ya da sevgisizlik ilişkileri üzerine. Öyle ki sevgi yanında şefkati, vicdanı ve merhameti taşır. Sevmediğiniz birine dokunamazsınız hayatınızı paylaşamazsınız, sevgi duymadığınız bir arkadaşınıza dürüst ve yeterince paylaşımcı davranamazsınız, sevgisiz bir ailede büyüyerek sevgiyi öğrenemezsiniz, sevmediğiniz bir işi yapmak devamlı bir eziyet demektir. Tabi tüm bunların yanında söylediklerimin tam tersi halinde yaşayan milyonlarca insan olduğunu reddetmiyorum yanlış anlaşılmasın, işte onlar benim size anlatmak istediğim güruh. Çünkü diyeceğim şu ki, sevemeyen insanlardan korkmalısınız! Çünkü sevgisizlik bir sonuçtur, merhametsizliğin ya da vicdansızlığın sonucu.
Ve daha acısı bu vicdansızlıklarla karşı karşıya kalmış bir insan sevmekten vazgeçebilir. İşte bu dünyanın en büyük suçudur. Bir başkasının elinden, sevebilme yetisini almak. Çünkü o acı güruha bir kişi daha eklemek, bu dünyayı biraz daha az yaşanılır kılıyor her seferinde. Canı bunca yanan birininse ilk yapacağı kendisine yapılanı hızla bir başkasına yapmak olacaktır. Çünkü taraf değiştirdiğine göre ve artık üzülmek istemediğine göre bunu yapabilecek gücün kendisinde varolduğunu kendisine kanıtlamalıdır. Bu bir hastalık gibi yayılır. Bilinç dışı bir örgütlenme adeta. Ve Kafka’nın da dediği gibi iyiliği bilen bir kötü olarak sinsice bir başka ‘’iyi’’ olan hayatın içine dalar.

Hiç yorum yok: