
Çok erkendi yaralanmak için.Çok erkendi küsmek için kalplere,kalbime...
Ama korkular ..onlar insanı sardığında soğuktan koruyorsa da bazen bir yılan gibi de boğuyor.
İlk güven,ilk çarpıntı,ilk hayaller...İlk inanç!
Bir bittiği ana bir de gittiği ana uzun zaman inanamıyorsun.Bir onu nasıl sevdiğine bir de şimdi nasıl da sevemediğine ağlıyorsun.
Üzüldüğün gibi üzdüğünü görmek acı veriyor.Ne onu alıyor artık için,ne de diğerlerini..Benziyorsun sen de onlara.O kalpsizlere...
Üzüldüğün gibi üzdüğünü görmek acı veriyor.Ne onu alıyor artık için,ne de diğerlerini..Benziyorsun sen de onlara.O kalpsizlere...
Hayat bir yerde bağlarını senden koparıyor ve sen sınırlarını yeniden keşfetmeye çıkıyorsun.Kırıp,döküp,yakıp,acıtıp,sarhoş edip sonra da basıp gidiyorsun.Sen de bir bakmışsın,en az üzüldüğün kadar üzüyorsun.
Ne kadar yanmışsa canın bin mislini kusuyor bedenin.Ruhun ne kadar ağlamışsa o kadar unutuyorsun bir ruhun olduğunu.
Günahlar hiç geliyor.Acımak kalmıyor...
Günahlar hiç geliyor.Acımak kalmıyor...
Aslında hala bir yerler de umutların saklı,tüm bunlar bu sebepten oluyor.Umutların her seferinde belki bu defa yeniden diyor ama hayır.Belki de umut dediğin şey sadece senin bencilliğinden ibaret..
En çok üşüdüğünde ve titrediğinde için çekiliyor.Derin bir nefes alıp sonra veremiyorsun.Boğazında düğüm düğüm düğüm...
Gözyaşların olsun istiyorsun,deli gibi ağla,bağır çağır ama;hayır!Tıpkı bir deli gibi yaşayıp geçip sonra da ardından bir aptal gibi bakıyorsun.Elinden hiç bir şey gelmeyen bir aptal.
Gözyaşların olsun istiyorsun,deli gibi ağla,bağır çağır ama;hayır!Tıpkı bir deli gibi yaşayıp geçip sonra da ardından bir aptal gibi bakıyorsun.Elinden hiç bir şey gelmeyen bir aptal.
İki satır sevgi istiyorsun bu ruhsuz bedene.Biraz merhamet bu katılaşmış yüreğine.Biraz masumiyet...
Nereler de bıraktığını kimse bilmiyor benliğini.Sen onu görmeyeli çok oluyor.Sanki bir eski tanıdık,aynadakiyle içindeki hiç benzeşmiyor artık.Bu kadar zor olabildiğine inanamıyorsun...Huzurun bu kadar uzak kalmasına bu memleketlere inanamıyorsun.
Oysa kabullenmenin tam da zamanı..görüyorsun.
Yoksa,yok!
O üç harfli masumiyetin,şeytanın kılıcına dönüştüğü bu zamanlarda,yoksa yoktur;görüyorsun!
O üç harfli masumiyetin,şeytanın kılıcına dönüştüğü bu zamanlarda,yoksa yoktur;görüyorsun!
Kendini kanatsız bir melek sanarken,ateşin kavurduğu bir tüyün üzerinde uçup durduğunu biliyorsun;görüyorsun!
Hayatı öğrenmek dedikleri şeyin,aslında tam anlamıyla ''insaniyetini yitir'' demek olduğunu anlıyorsun;farkediyorsun!
Sen oyununu,sahneni seçmeden,etten kemikten mi yoksa tahtalardan bir bebek mi olacaksın,bilemeden,oluveriyorsun.
Etten kemikten bir beden olsan da,tahtadan bir kukla ya da...
Ateş geldiğinde ve yandığında bu cisim,küller kalıyor geriye...
Ne söyleyecek bir sözün kalıyor ne de söyletilecek..
Ateş geldiğinde ve yandığında bu cisim,küller kalıyor geriye...
Ne söyleyecek bir sözün kalıyor ne de söyletilecek..
Hayatta ateşten bir gömlek madem;hepimizin sonunu tek tek söylemeye ne hacet!
Ateşte olsa insaflı olsa bari!
Ateşte olsa insaflı olsa bari!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder