
Yaşadığın yüzlerde gördüğün gerçeklerin çarpıcılığı bazı zamanlar da boğucu olabiliyor.Bakışların altında zaman zaman mutluluk ya da tatlı anılar barınabildiği gibi kimi zaman da acıyla bütünleşen ruhlar ve görüntüleri zihninde çarpıştırmaktan çekinmiyor.Gördüklerin görebileceklerinin bir kısmı mı acaba ? Hep böyle devam edebilir mi?Hayat galiba ,yüksek ihtimalle,bu bakışların altında ki anlamlardan oluşuyor.
Geçmişten gelen bir yüzün sana yaşatacağı hali bilmek imkansız değil.Aslında kötüsü ne yaşatacağını bilmek galiba.Bu sebepten yolda yürürken ya da sadece dalıp gitmişken karşına çıkma ihtimali seni karıştırıyor.Kimi zamansa o geçmişteki yüzlerden bir tanesiyle yüzyüze gelebilmek için dua ediyorsun.Mutluluğa ihtiyacın olduğunda ya da derin bir nefesle o günleri anmaya...Belki de nasıl da aştım o darmadağın yolları demek için.Kendi isteğin dahilinde kendi iradenin çağırdığı yüzler işte onlar...Oysa tüm bunların dışında bir de diğerleri var ki o diğerleri hatırlamak istemediğin ya da senin kendinsiz kaldığın zamanların izlerini yüzünde taşıyanlar.İşte o yüzler acıtan ya da acıtmak istediklerin.
İçini böylesine sıkıştıran belki de daha fazlasını sana hisettiren bu yüzler,onlar belki de farketmediğimiz kadar hayatımızın gerçekleri.Doğruları akılda tutmak ve onlarla sık sık yüz yüze gelmek güzeldir,onur verir.Peki ya hatalar!İşte asıl onlara bakıp da yine de devam diyebilmek güç olan.Kendine en yabancı kaldığın zamanlar...
O yüzlerin,bakışların sana hatırlattıklarıyla barışmak demek aslında kendinle biraz daha yüzleşmek demek belki de...O zamanlar ne kadar sana kendinsiz olduğun ya da sen gibi olmadığın zamanlar gibi gelse de aslında onlar senin bilmediğin taraflarının aynanın karşısında da artık belirgin olarak ''sen''olması.Kabullenmek istememen başlarda ya da zorlanman tabii olarak normal ancak;reddettiğin sürece de asıl ''sensizlikle''başbaşa kalmak daha acı olur sanırım.
Doğru yollarını nasıl bir onurla sahipleniyorsa insanoğlu,yanlışlarını da bu şekilde kavrayıp benimsemeli.Ne kadar reddedilirse bu gerçekliklerinin sana ait olduğu yanlışlar da o derece artacaktır.Ruhun tarafından kabullenilen parçaların dışında hiç bir şey sana daha fazla benzeyemez ve doğru olamaz.Ancak benliğine ait olanlar seni daha mutlu ve daha sen kılar.Sana ait olan bir dakikanın reddi bile eksik kalman için yeterli.
Karşılaştığın her yüz sırf bu sebepten bile sana mutluluk vermeli.Hayatında olan kısa ya da uzun süre senin anılarının içinde barınan her yüz senindir.Yaşattıkları acılar ya da mutluluklar huzurlar tabiki de inkar edilemez.Ancak pişmanlık duygusunu içinde barındırmak demek benliğini çürütmek kendine uzaklaşmak ''sen''den kaçmak demek.
Huzurun,mutluluğun,kırgınlığın,acının bedenleştiği her dakika ya da an için sevinmelisin.Bu kadar yaşamaya ve bu kadar seni aramaya vaktin vardı.Şimdi kendine çok daha yakınsın.Tüm insani duygulara daha aşina ve belki de artık gerçek acılarına daha uzaksın.
Kendi canını yakmamayı öğrenmiş olman gerek en azından.Kendine sahip çıkmayı işte tam da bu şekilde öğreniyorsun.Hep pas geçmek istediğin,görmeye katlanamadığın yüzlere artık daha iyi bak ve her kıvrımını hafızana kazı şimdi ve her gün şükret o yüzler için Allah'a...Sana en azından bu kadarını fırsat tanıdığı için...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder