
Bu kokuyu anlamıyorum.Dışardan mı geliyor içerden mi?Henüz bilemiyorum.Nereye gitsem de benimle.Sanki çürümüş bir şeyler.Çürüyenler içimde
Kaçaklar korkar ama ben burdayım.Her zaman bildiğim gibi.Gitmeden,gidemiyorum.Bu kokuyu anlamak mümkün değil!Kıskıvrak sarıyor tüm neşemi ve boğuyor beni.Burda olmak,orda olmaktan da beter olmaya başladı.
Susacağımı bilenler,görüyorlar da şimdi.Değmeyenler için cümle sarfedilmez ama bu çıkmaz sokak farklı.Hem kirli hem dar.Sağ ya da sol en fazla.Büyük
hareketlere yer yok.Acı bir kokunun düşsel izlerini taşıyor zihnim.Her bir düş bir önceki hikayenin başlangıcı ve sona doğru kabuslarla doyuyoruz.Kimseye yetişemiyor cümlelerim.Daha havadayken kapıyor yanlış olan birileri.Daha hızlı olsaydım belki bu kadar dibinde kalmazdık hayatın.
Benzetemiyorum da bu kokuyu.Güzel bir düş gibi hatırlatıyor kendini hemen ardından çürümüş et kokusu duyumsuyorum her yanımda.Yakmışlardır belki de..Öyle
içerden ve öyle yakın ki,korkutuyor artık.Geçmişe bakıpta,geldiğim yolu görmek istiyorum.Anımsamaktan fazlası için,gitmek için lazım her şey.Kelimelerimi sıkıştırmayan adamlar ve kem gözleri olmayan kadınlarla beraber.Kaçmak değil bu,korunmak belki!
Hatırlatan gözler istemiyorum.Benzer kıyafetler,aynı cümleler,öperken bile aynıymış her şey.Oysa tüm dünya karanlıktı o zaman.Aniden yanan ışıklardan kaçarken dalıverdim bu yola.Belki de hep üzerimdeydi bu çürük koku ya da o şaşkınlıkta birilerinin kanı üzerimde kaldı.Bu sokakta öyle sakin ve öyle ıssızdı ki düşünmeden yürüyordum.Bir son aradığım yoktu yalnızca yürüyordum.Güzel evlerine bakıyordum,tıpkı hayalimde ki gibiydi.Renkler,sesler ve sözler!Her şey loştu ve sevindirici.Yine geldiğim gibi aniden gördüm sonunu.Ardımda ki tüm kapılar kapalı ve önümde koskoca bir duvar.Koskoca bir sahne gibi aydınlanıverdi bütün bir çıkmaz yol.O geliyor sanırken kokusuyla,bir düş kadar yakın zannederken elleri,çürüdüğünü duyumsamaya başlamıştım.Ardımdakilerler,karşımdakiler,elimdekiler ve şu kahrolasıca koku!Bir güneş vardı hem de sıcacıktı.Ama engelde vardı hem de büyük bir çıkmaz.Hem kokuyorum da...Yalnızca ben biliyorum belki ama çürüyorum da...Hatta bu çok iyimser bir kaçış,cesedime bile dokunurum istesem şu an.
Ahh güneş!Aydınlığından kaçarken,yalnızca ay ışığı sanmıştım bu kadranı.Yanılmışım!Koskoca bir çatının buğusuymuş bu yalancı gece.Bak şimdi perdeler de kalktı.Sen ordasın ve ben burda.Gece de bitti ve gün de batmak üzere.Gerçek geceye kalmak için çok çaresizim.Sana varamadan geceye kalacağım.Hem ben belki hiç çıkamam artık bu sokaktan.
Yoruldum güneş,bilir misin ne demek!Korkuyorum da senden,yine bir sahneyse bu koskoca umut.Yine yalnızca bir çocuk kandırmacasıysa bu çokluk.Ben artık bu duvarı tırmanamam güneş.Ancak biliyorum bu gece bu kokuyla da yaşayamam.Kaçtığım kaldırımları bir bir yeniden tepip geri de dönmem.Çürüyorum ben hem de sensiz ve sessizce.Kaçamıyorum bile artık.Hem ardımdan kovalayan da yok.İçimde hissediyorum bu nahoş sesleri ve halleri.Orda öylece yiten mutluluğummuş gibi bakma bana.Seni de bitirirdim eğer dokunabilseydim ya da sen de beni yakardın eğer o kadar kolay görebilseydin.Gözlerimden bir iki damla sızması gerekti şimdi ama akmıyorlar onlar da artık.Kurumuş pınarlarım ve içeri göçmüş gözlerim ve yara bere içinde ki ellerim ne kadar layık gelir sana artık bilemiyorum.Belki de biliyorum da ondan öylece duruyorum.Kızma bana güneş,sakın kızma!Yetebilseydim eğer beraber parlardık daha nice hallerde.Yetebilseydim eğer!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder