
Pamukların içinden çıkıldı.Hayallerin ve düşlerin.Gerçekler her zaman görülürdü ancak bu kadar apaçık olması uzun zamandır olamamıştı.Oysa her şey içimiz kadar,ordakilerden bir gram daha fazla yaşayamıyoruz anlaşılan.Çabaların ve yoksullaşmaların sebebi mi!
Kendini duvarlara vur canın yanmayacaktır.Kaybolmuş olan hisler,duygular,sahiplikler,yitirilmişlikler ve bedenler.Sıkışan bedenler!Dünyaya ölmeden sıkışan bedenler.Topraktan,havadan ve sudan ayrı nefesler.Sonuna kadar soyulmuş ruhlar ve civan gibi adamlar nahoş kadınlar...Onlara sormak hiç aklına gelmemiştir eminim.Hayatın farklı kokularda anlamını görmek istemedik belki de...
Sorgulamadan,soranlardan uzak durarak gitmek.Yok olmak için bahane ve icatlar bulmak.Çünkü artık çok çaresizlik var.Önünü görememek var,sesini duyamamak ve bilinmezlik var en feci!
Koklaşan köpekler gibi...Açlığın vurduğu,savurduğu kimsesizler gibi.Saldırışlar!Tenlere,gözlere,ruhlara ve kalplere.
...Ve pişmanlıklar,söylenemeyen.
Yağmur kokusunun çarptığı çarpık zihinler.Fırtınanın yüküne bırakılan vazgeçmişlikler.Rüzgarın sesiyle birbirine giren feryatlar.Bıkmışlığın ve çok çok tekliğin acısı.Tek bir çift göz,tek bir çift doğru.Şanssız kalabalık!
Civan gibi adamların açlığı ve nahoş kadınların hoş gönülleri.Boşluğa vuran kimliksiz sesler.Kimliğini kaybetmiş gözler ve yıkılmış sesler.Ölümle gezen tozan yolsuz yollular.Onlar gibi olmaya kaçan yalnız ve çıldırmış karanlıklar.
...Ve burda da sessiz çığlıklar var.Kendini sardığını sandığın aptallıklar.Sevildiğini ya da sevilebileceğinin umudunun yaygarası.Boşa kürek çekmek!Olmayacağını geç olsa da görmek.Karşılıksız yakarışlar ve susuşlar.Gözden kolay kolay çıkarılan gönüller.Civan gibi adamlara kanan yalnızlıklar.
Kimsenin görmeden onun göreceğini bildiğini sandığın bakışlar.Aslında yalnızca istekler ordakiler.Ötesi zıpçıktı beyinlerin huzursuz sohbetlerinin yüreğinde patlaması.
Aptal sanıldığın zamanlarda ki alaycı tebessümün.Sessizliğinin derin fırtınasının çığlıkları.Yakmadan ve yıkmadan olsun isterken toza dumana katmanın huzuru.Gözyaşlarının tenini yakışı ve yine yine yanlış kapıların doğru yüzleri.
Süzgeçten geçmiş hisler ve çaresizliğin bittiği andaki kör cesaret.Ölü aşkların ceset kokuları!Sonra yine yeniden cesetlerin dirilişi.Toprakla kanla ve açlıkla.Hortlakların aşk hikayeleri...Onlar da öldüğünde kokmuyor bile artık!!Sonra yine yeni yeniden sebepsiz yakarışlar,hesapsız aşk taklitleri!
....Ve ölmeden dünyaya sıkışan bedenlerin acısız sonsuz yaşam çabaları!!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder