12 Şubat 2009 Perşembe

Kasabanın Acısını Çıkarıyorlar




Kasabanın acısını çıkarıyorlar
Küçük yerlerin sultanları fakirleşiyor her gün şefkatten!
Gün geçtikçe küçülen yıldızların azizlerin olduğu söyleniyor
Hepsi öldü mü yoksa teker teker!
Kadim dostlar sözün ilk hecesinde ,
Yalnızlık kavimleri cümlenin bittiği yer...
İçine girdikçe bir muhabbetin eşiğinden dönüyorsun usulca
Yansımalarının da sanrıları olduğunu görüyorsun!
Adına yazıyorlar birtakım düşleri
Sen bir karalamsın not defterlerinde ...
Çok konuşuyorlar ve edebin hakimi oluyor her süzük!
Tavandan bakamazsın yıldızlara
Biraz daha aşağıda durursan göreceksin ışığını
Ve o zaman seveceksin belki de sığınmayı bir parıltıya..
Düşler kuracaksın bu sığ seferlerde
Belki köşeyi dönemeden vuracaklar seni bir kez daha sulh ile!
Seni yine senin aşkınla boğacaklar belki de...
Ver!O da onların olsun!
Aşkı da hakları bilsinler
Safirden köşklerine gömsünler onu da!
Pırıltılar içinde,söndürsünler aydınlığını!
Ver!Saçlarını da ver onlara
Dolasınlar ellerine,avuçlarına sarsınlar
Bir serenatı bin küfür gibi okusunlar kalbine..
Ver!Gözlerini de ver onlara
Biraz da seninle baksınlar dünyaya
Oysa manzara aynı,çerçeve değişmiş ne yazar!
Fikir aynı,zikire hükmetmişsin nereye kadar!
Bırak oldukları yerde, oldukları gibi kalsınlar en güzeli...
Onlar kasabanın acısını çıkarıyorlar azizler ölürken!

1 yorum:

Dispiritedness dedi ki...

Sıradanlaşan dünyada, sıradan insanlar arasında sıkışıp kalan azizler, artık onları bulmak zor, onlarda kendilerini belli etmekten çekinirler zaten, düzensizliğin düzen olduğu bir dünyada, basit ve tekdüze yaşamda onların arasına karışırlarsa, onlardan bir farkları kalmaz, hepsi ölmedi belki ama azizler için "diğer" insanlar öldü...