Öylesine dolup taşan nehir
Kaç gece için uçsuz bucaksız
Ve bir dün için onlarca yarın
Harap edilmiş yastıklar, unutulmuş kamburlar
Kırık bel kemikleri ve aşifte aşıklar
Sızlayan burnunun direği
Sol omuzdan felç, sol kanattan yırtık
Cam gibi saydam ve bir o kadar karanlık
Sefalet dolu her yer, her göz, her kulak
Kalk buradan taa oraya yetiş şimdi
İçinde binlerce kilometre yol var
Sana gelene kadar daha çok iş var
Bir varmış bir yokmuş hikayeleri
Acımasız, devşirme hukuklar
Dinlendim, dinlendi, dinlendik
Yine aynı şeyleri yapmak için
Yorulduk yoruldum yoruldun
Aynı şeyleri yapmaktan
İçimde garip bir his,
Hala çatı delik, hala su sızdırıyor
Anlamadığım bir şeyler var
Bu evde kim yaşıyor?
Kim bu kadar ağlıyor ya da kim bu kadar duyarsız?
Öylesine dolup taşan nehir
Feda edilmiş olan kim, ne, neden?
Onlarca soruya tek bir cevap
Bir dün için onlarca yarın!
Yeminlenmiş günler, gecesi kafirliğe akan
Sabahı yumuk yumuk eller içinde umutlar
Öylesine dolup taşmaz hiçbir nehir
Ve bir dün için onlarca yarın düşmez elinden
Dünler cebinde ve sol tarafın uyumuşsa
Sızlayan burnunun direği yol gösterir sana
Kırık, yorgun ve emin adımlarla

2 yorum:
güzel bir şiir yazınızı beğendim yüreğinize sağlık
bir şeyler hissettirebildiyse ne güzel...çok teşekkür ederim..
Yorum Gönder