15 Nisan 2010 Perşembe

İçime işleyen bu körlük...

Bazen bildiğin gibi değildir hiçbir şey ve hiçbir yer.Boşluğunun gölgesi bile korkutur adamı, ıskalatır sana bir çok dünyayı.Bir başına ve küçücük hissettiğin olmuş mudur mesela hiç?Ama öyle gerçek ve öyle kaçınılmazca tek hissettiğin olmuş mudur?Manasızlaşır mı hiç olan ve olmayanlar…

Gözyaşlarının içine bir yerlere sıkıştığı olmuş mudur ve içini delercesine oralarda kaynadığı ve kalbinde, ruhunda kocaman bir delik açtığı …

Deliriyorum işte, sonunda oluyor, sonunda anlıyorum ve deliriyorum ve nedense bu beni hiç korkutmuyor, kaybedecek hiçbir şeyin mi anlamı yok ya da anlamlandırılamaz mı varolanlar arasında bazıları ? Demek ki sıkıldım bu güzel bahar günü, renkleri ve kokuları hissedemeyecek kadar yorgun, tek ama hala güçlü hissediyorum!

Hayır yalan söylüyorum, güçlü hissettiğim falan yok, tek hissettiğim, hissizleşmekten başka bir şey değil. Sizin tam da tersinize, kazandıklarınız kaybettiklerimin aynası misali iki tarafıma boylu boyunca uzanmış.

Yani ben şimdi ya tam da bu dünyanın adamı oluyorum, şefkat ve merhametten uzak ya da bambaşka bir dünyanın ruhu içime siniyor da maddelerden kaçınıyorum. İçime işleyen bu körlük, ruhumu benden kaçıran bu taş duvarlık, işte beni bana acınır kılan tam da bu!

2 yorum:

nihrir dedi ki...

sonrasında her gece senin için doğmayacak ve hissedemeyeceğin bir güneşin doğmasını beklersin, o zaman geriye bir şey kalmamış olur

korkunç akıllılar dedi ki...

duyamadıktan sonra dinlemenin bir manası kalmıyor tabi, hissedemedikten sonra doğan güneşinde anlamı olmuyor yani geriye bir şey kalmıyor dediğin gibi...