10 Nisan 2010 Cumartesi

Pamuk Prenses

Burada bir yokuş uzanıyor pamuk prenses
Yokuşun üzerinde dikenler
Dikenlerin tepesinde güller yatıyor
Gülleri koklayan yağmur damlaları
Onlar kimin gözyaşları?

Saadeti kumar oyunlarına benzetiyorlar
Zarlar hep aynı elde can veriyor
Köpüklenmiş yaşamlarımız, kitlenen gözler
Anlam veremediğim bir uyanış bu sabah
Yedi cücüleri özleyişim, zehirli elmaya susayışım,
Bilmediğim bir sefilliğe gözlerimi açışım
Sonra o sefillerden oluşum aniden
Ve aniden kıvranışım, kıvranışımız
Nefes almak için savaşımız

Bu renk oluyor sonra her yer
Böyle bir buğuya doyuyor sokaklar
Sana doyuyor , bana doyuyor
Hem de biz acıktıkça oluyor tüm bunlar...

Yani anlıyor musun, pamuk prenses
Pamuk kadar beyaz olman da yetmiyor
Isırdığın elma, soyundan ademe hediye olan hani,
Hani şu boynumuza borç kalan
O günden gayrı seni ancak bir oğlan öpüyor da öyle can buluyorsun
Oğlan acıkmadıkça öpmüyor da ,
Sonra sen sonsuz bir uykuda mahkum kalıyorsun
Sen bir prensessin ve cadı olamıyorsun!

Hiç yorum yok: