20 Ekim 2010 Çarşamba

benim büyümekten anladığım

ne çaba ama
neyin çabası
midem bulanıyor, sırf aptallıktan
bir hissizlik sarıyor önce her yerimi
sonra aşırı hisleniyorum aniden
bu sefer başka bir şehir diliyorum
başka bir adam, başka bir kadın
elimden ne geliyorsa o kadar gidiyor
daha hiç çoğaldığımı göremedim vermekten
almayı hiç öğrenemedim doyana kadar
açlıktan mı ölüyorum ağırlıktan mı
ama her geçen gün biraz daha eksiliyor işte
bendir eksilen, kalbimdir, iyiliğimdir, vicdanımdır belki
ne mutluluk ama
ucu açık bir denizin içinde
boğulmayı öğrendim ilk önce
nasıl büyüdüm bilmiyorum
benim büyümekten anladığım
hayal etmemekti
zaten hepsinden önce hayallerim bitti
ne güven ama
gölgesinde yalnız suretler
bana inan, ben gerçeğim
diyen her kimse yalana dönük bir yüzü
o kimsedir ki bilmez daha
öyle sızdı ki içime, bir zehir adeta bir hırsız
hepsini iyiliğinden yaptı
o böyle dedi
ben inanmıyorum.
ne inanmak ama
körlüğün kapısından şapşallığa çıkış
öyle bir inanmak
her şey güzel olacak
daha önce olmuş gibi.
şimdi yitenlerin arasından
parçalanan insanlığımdan, aşkımdan, sevgimden,benden...
bir hiç yaratılıyor yeniden.
yeniden renksizleşti evler, insanlar ve ağaçlar
bir tek yıldızlare kaldı, onlarda zaten hep ordaydılar.

Hiç yorum yok: