24 Haziran 2008 Salı

Zaman!Sonun Devamında


Sakın benden şimdi bekleme doğruları ya da bekle ama;yüksek bir umudun olmasın.Sana verdiğim sözlerle iligili sorunlar yaşıyoruz,farkındayım.Bilmiyorum,belki de ben yine biraz değişiyorumdur.Belki de değişiyorum dediğim hala ve hala büyümektir.Büyümekte saçma aslında ya da ille de adlandırmaya çalışmak olan biteni nasıl bir delilik!

Zamanın eli şu aralar sadece okşamakla meşgul ama sağ gösterip sol vurmayı çok sever o.Güvenmek,zamana hem de ...Ona işleri bırakmak hiç de doğru olmaz.O gerektiği yerde gerekeni yapıyor ancak sen ne kadar eğilirsen o,o kadar yol veriyor sana.

Susuzluk hissediyorum.Yalnızca dilimde değil.Sanki bedenimin ihtiyacı var gibi.

Olan ve biten.Nedir bunlar?Olanlarla bitenlerin arasında ki o derin dostluk bazen düşmanlık.

Olan yalnızlık,biten ''diğerleri''.
Olan aşk,biten ''mantık''.
Olan ölüm,biten ''nefes''.

Olan ayrılık,biten ''mutluluk''.(aslında bu kişiye göre değişir.)

Bunların hepsi aslına bakılırsa birbirine sebep haller.Bugün kayıtlarda ''olan'' adlı haller yarın bir ''bitiş''olabilir.Bu yüzden son diye bir şey de yok aslında.Her sonun devamı mutlaka vardır.Bir önceki sonun etkileri görülür devamda...Zamanın tatlı sert oyunları bunlar...

Verdiğin sözler.Bir önceki sonunun seni bugün getirdiği noktada geçersiz kalmış gibi.Devam da oynanan oyun ne kadar aynı gibi görünse de bu defa çok farklı her şey.Bu defa daha gerçek ve içinde hiç şüphe barındırmıyor.Emin ve umursamaz.

Yaşanırken bile sorgulamak tüm bunları nasıl bir fırtına yaratıyor ruhta.Büyük bir delilik.

''Ne yani,ne oluyor şimdi,doğru..Hayır yanlış....Geçmiş,son ve devam.Yine aynı şey mi?Hayır hayır tabiki de değil.Ama benziyor.Hisler,onlar bu defa farklı olan..Bir dakika dur,kes şunu!''

Beyninde ki bu akıl oyunlarını susturduğn anda ki huzur.Sonrasındaysa boşvermişlik.Belki de boşvermişlik de değil.Benim kontrolümde ama benden uzakta olmak bu.

Zaman ve getirdikleri,hem de bir aralar götürdükleriyle birlikte şimdi önümde serili,öylece bana bakıyor.

O son!O devşirme duygu,devamında gerçekliğine ulaşıyor anlaşılan.






22 Haziran 2008 Pazar

Sabaha Karşı 18 Dakika

Saat 04:53 ...

Uykum var ancak yatıp uyumak tarafımdan hala gerekli görülmüyor.Binbir çeşit düşünce aklımda fırtına halinde.Çoğu zaman bunları birbirinden ayırt edemiyorum.Hoş bazen sadece duruyorum düşünmekten ziyade.

''Vardır canım.Olmalı düşünecek bir şeyler''

Sakıncalı bir takıntı!

Saat 04.55 ...

İki dakika önce düşündüklerimden çok daha farklı şeyler var zihnimde.Daha dünyevi.Yapılacaklar edilecekler.Bu saatte ayakta olmam doğru mu?

Doğruysa veya yanlışsa kime göre olduğunu çok merak ediyorum.Ancak söylemeliyim az uyumama rağmen yine de erken uyunıyorum(çoğu zaman).

Saat 04.58...

Aklımda beliren kararlarım.Ne kadar doğrular acaba.Merak yok,kimseye göre değil bu tamamen kendi içimde sorguladığım,göreceliği benim eksenimde olan düşünceler.

Sevmiyorum bu huyumu.Aslında sevmediğim çok huyum var.Yine de bütün bunlara rağmen bir çok insana göre kendimi sevmeyi onlardan daha iyi beceriyorum.Belki de eksiklerimi bilmek rahatlatıyordur.

Düşünemiyorum mükemmel olmayı.Yani aslında saçma oldu düşünebildiğimden böyle diyorum.Mükemmel olmakta ne demek.İnsan için gerekli olan bu mudur da o deliler bu kadar geriniyorlar.Yazık,onlar bir çoklarından daha da eksik de işte..Neyse...

Kendimden biraz memnun biraz rahatsız biraz burnu havada biraz kompleksli biraz bilmem ne biraz bilmem şu...Yaşıyorum ya ona bakmalı belki de...

Saat 05.04

Ohoo..aldı başını gitti benim kafa yine.Ciddi anlamda sorun muyum neyim?Hava bariz şekilde aydınlandı.Cem Yılmaz izledim,çok güldüm ondan uyuyamıyorum diycem de genel hal itibariyle uykuyla aram iyi değil,e bir de yazmaya başladım.Ne bekliyordum ki...

Gülmekte güzel şey bu arada cidden.Bakalım beni ilerleyen günler güldürecek mi?

''İlerleyen günler''

Bu aralaren tırstığım ama en merak ettiğim en çok kurduğum bozduğum tamlama.Hayır diyorum bazen ya ilerlemezse o günler ne halt yiyceksin diye de işte dünyevi olmak böyle bir şuursuzluk!

Saat 05.09...

Yok ama artık yatsam iyi olacak.Biraz dinlenmek iyi gelir.Benim gibi kaç kırık var acaba bu saatte ayakta hala.Neyse kırıklıklara hiç girmeyeyim bir yarım saat daha net ve kesin ayaktayım demektir.İyisi mi bana iyi geceler artık.Hoş hava aydınlandı ancak henüz ayakta insan olmadığından(en azından bulunduğum ev içinde)gece diyebiliriz.

Saat 05.12..

Bitti!

Bir Takım Notlar...


Kayıpları derle topla bir sen ediyorlar mı diye bak.Bir çok şeyden daha az olduğuna bakar bu işler aslında.

Kendinden ne kadar azsın,onlardan ne kadar eskiksin ve kalbinden ne kadar geride kaldın.Derle topla hepsini.

Gidenlerden sonra,kalanlarla aran nasıl olmuş.Sen bildiğin sana ne kadar benziyorsun,bir bak dilersen.

Eklediğini sanarken nasıl da azalmışsın.

Hangi ibrete alem olmaya çalışıyorsun.Hangi yanlışına doğru yol istiyorsun.Kendine sadakatini kirleten de kim?Senden kaç tane var böyle ve sen neden duymazdan geliyorsun yakarışları?

Kızıl bir güç seni çeken.Kesin,net ve belli...Sınırları ve sınırsızlıkları açık.Beyaz dumanlardan uzak duruyorsun.Belirsiz,rahatlatıcı aslında doğru olan ama işine gelmeyecek kadar açık ve sen fazla açık olunduğunda deli gibi kaçıyorsun...

Bir Not

Dalgalı denizde sakin olmak iyidir.

O sustuğunda sen konuşursun.

O dakikadan sonra herkes anlar içinde ki durgun sulara olan özlemi!

Bir Garip Sıkıntı


Kapatalım artık bu huzursuz sohbeti.Biliyorum daha söylenecek çok şey var ama ; kapatalım yine de ...Konuşmak ve daha fazla görmek istemiyorum.Ben hiç bu kadar kuru kalmadım.Yanalarım hiç bu kadar nemsiz kalmadı.İşitiyorum,üzülüyorum ama yine de hala kupkuru yanaklarım.Hiç bu kadar korkmamıştım.

Yitirdiklerimi,benliğimdeki sızıntıları daha fazla görmek istemiyorum.Nerem bu denli canımı acıtan merak etmiyorum.Belki de merak etmek istemiyorum.Ne kadar mümkünse tabi!

Yitirirsin varlıklarını elinde olmaz.Fakat bilmediğin sürece kaybettiğinin adını,acısını da hissetmezsin.Acı bile olamaz belki de..Olan yalnızca bir garip sıkıntı.

Nerem acıyor?

Farkındayım yitirdim.Farkındayım ancak sadece kaybettiğimin.Henüz neyi kaybettiğimi bilmiyorum.Bu acı daha çok az,farkındayım.

Adaları lazım,tek tek.Yerleri...Boşlukların adları gerek.O boşluklar için taşlar lazım,yaşamayı bir nebze daha kitabına uyduracağım çünkü.

''Mış'' gibi yapmam gerek.Hiç olmamış ve gitmemiş gibi.Eksikler var,nerede?Bulmak üzereyim,adları tek tek görmeye az kaldı.

...Ve biliyorum kimliksiz acının adı sıkıntı.Oysa şimdi meşru her şey.Kimlik açık ve net.Ruhumun dili ve vicdanımın elleri yok!

Dilsiz bir ruh ne kadar ağlarsa o kadar,elleri olmayan bir vicdan ne derece sarsabilirse o kadar.İşte gerçek acı şimdi başlıyor.

Sıkıntılarım artık dert!Gömülesi beden,kör olası gözler!Nasıl oldu da kesti ruhumun dilini ve nasıl kırdı vicdanımın ellerini ve ayaklarını...Artık hangi duvara vursam bedenimi vicdanım kadar kanatır.Hangi dilin anlattıkları ruhumun edebiyatından yüksek gelir bana!

Nerem acıyor?

Artık meşru her şey.Acıyan yerim şimdi kanıyor.

...Ve ister istemez diyor ki bedenim,keşke hep öksüz ve yetim kalsaydı bu acı.Keşke hep bir sıkıntı olsaydı kenarından.Kan gövdeyi götürürken tututancak bir dalın olurdu belki!

Bir Tutam Hayat




Düşün ve inan...Belki de sırrı budur tebessümlerle yaşamanın.Seni varedecek olan düşüncedir aslında,inandığın düşünceler.Çünkü inandıkların hayatın olurken diğerleri,hayal dünyasının parçacıklarıdır.Hayal kurmak sakinleştirir insanı ancak;gerçeklikte yaşar insan.Hayallerine inanmaksa,gerçekliğini mutlu kılmaktır.

İmkansızlıklar önce dilde gelir hayatımıza ve yavaş yavaş bize sokulurlar.Zamanla zihinlerimizi ele geçirirken,bir adım sonra yaşantımıza tabessümlerimize kastederler.İmkansızlıklar ancak onlara inanan bedenlerde can bulurlar.
Öyle ki gerçek anlamda imkansızlık bir ölünün asla direnemeyeceği gerçeğidir(maneviyat dışı maddesel olarak).Oysa diri ve canlı olmak demek,toprağın altında değilde üstünde olmak ya da nefes almak veyahut maddesel bir gerçekliği taşımak demek değildir.Tam tersini idda edenler için imkansızlık ölümle kanıtlanabilir.Oysa ben istersem ve hayal edersem ölüm bile yşamın en renkli en canlı noktası olur icabında...

...Ve zihnim bu yüzden tüm yalnızlıklarıma arkadaştır.

Düşünmenin ve inanmanın yanı sıra istemekte bir hayli önemli.Çünkü,ancak ve ancak isteyen insan inanır.İstekler,inancın en büyük güçleri...Ne derece imkansız ya da ne derece yanlış gibi görünse de ''düşünerek yüksek bir inançla isteyen kişi''dilediği o saçma sapan ,yanlış yola yine dilediği türden haritalar çizebilir.

''Varolmanın dayanılmaz hafifliği''harika bir cümle özellikle şu dönemler de biz insancıklara ağır gelen ruhlarımızı düşünürsek,imrenilecek bir his.Öyleyse bu da mı mümkünsüz şimdi!Bu günlerde bir şeyler daha zor diye,bu da mı mümküniyetlerimizin dışında.

Oysa şöyle sormak gerek belki de:

'Neden bu günler daha zor?''

Zor ...Belki de biz kanatıyoruz bu derece.Farkında değiliz belki ama bizler inanmayı bırakalı çok oluor.Unuttuğumuz şeyler var aslında.Kendimiz,bizim olan zihnimiz,bedenimiz ve ruhumuz...

Bizim olan bu nacizane varlıkları emanet ettiğimiz saçma sapan akıl oyunları.Oysa yapılcak olan çok basit.Biraz inanç ve biraz sorgu eşliğinde bir tutam hayat...

20 Haziran 2008 Cuma

YÜZLER


Yaşadığın yüzlerde gördüğün gerçeklerin çarpıcılığı bazı zamanlar da boğucu olabiliyor.Bakışların altında zaman zaman mutluluk ya da tatlı anılar barınabildiği gibi kimi zaman da acıyla bütünleşen ruhlar ve görüntüleri zihninde çarpıştırmaktan çekinmiyor.Gördüklerin görebileceklerinin bir kısmı mı acaba ? Hep böyle devam edebilir mi?Hayat galiba ,yüksek ihtimalle,bu bakışların altında ki anlamlardan oluşuyor.

Geçmişten gelen bir yüzün sana yaşatacağı hali bilmek imkansız değil.Aslında kötüsü ne yaşatacağını bilmek galiba.Bu sebepten yolda yürürken ya da sadece dalıp gitmişken karşına çıkma ihtimali seni karıştırıyor.Kimi zamansa o geçmişteki yüzlerden bir tanesiyle yüzyüze gelebilmek için dua ediyorsun.Mutluluğa ihtiyacın olduğunda ya da derin bir nefesle o günleri anmaya...Belki de nasıl da aştım o darmadağın yolları demek için.Kendi isteğin dahilinde kendi iradenin çağırdığı yüzler işte onlar...Oysa tüm bunların dışında bir de diğerleri var ki o diğerleri hatırlamak istemediğin ya da senin kendinsiz kaldığın zamanların izlerini yüzünde taşıyanlar.İşte o yüzler acıtan ya da acıtmak istediklerin.

İçini böylesine sıkıştıran belki de daha fazlasını sana hisettiren bu yüzler,onlar belki de farketmediğimiz kadar hayatımızın gerçekleri.Doğruları akılda tutmak ve onlarla sık sık yüz yüze gelmek güzeldir,onur verir.Peki ya hatalar!İşte asıl onlara bakıp da yine de devam diyebilmek güç olan.Kendine en yabancı kaldığın zamanlar...

O yüzlerin,bakışların sana hatırlattıklarıyla barışmak demek aslında kendinle biraz daha yüzleşmek demek belki de...O zamanlar ne kadar sana kendinsiz olduğun ya da sen gibi olmadığın zamanlar gibi gelse de aslında onlar senin bilmediğin taraflarının aynanın karşısında da artık belirgin olarak ''sen''olması.Kabullenmek istememen başlarda ya da zorlanman tabii olarak normal ancak;reddettiğin sürece de asıl ''sensizlikle''başbaşa kalmak daha acı olur sanırım.

Doğru yollarını nasıl bir onurla sahipleniyorsa insanoğlu,yanlışlarını da bu şekilde kavrayıp benimsemeli.Ne kadar reddedilirse bu gerçekliklerinin sana ait olduğu yanlışlar da o derece artacaktır.Ruhun tarafından kabullenilen parçaların dışında hiç bir şey sana daha fazla benzeyemez ve doğru olamaz.Ancak benliğine ait olanlar seni daha mutlu ve daha sen kılar.Sana ait olan bir dakikanın reddi bile eksik kalman için yeterli.

Karşılaştığın her yüz sırf bu sebepten bile sana mutluluk vermeli.Hayatında olan kısa ya da uzun süre senin anılarının içinde barınan her yüz senindir.Yaşattıkları acılar ya da mutluluklar huzurlar tabiki de inkar edilemez.Ancak pişmanlık duygusunu içinde barındırmak demek benliğini çürütmek kendine uzaklaşmak ''sen''den kaçmak demek.

Huzurun,mutluluğun,kırgınlığın,acının bedenleştiği her dakika ya da an için sevinmelisin.Bu kadar yaşamaya ve bu kadar seni aramaya vaktin vardı.Şimdi kendine çok daha yakınsın.Tüm insani duygulara daha aşina ve belki de artık gerçek acılarına daha uzaksın.

Kendi canını yakmamayı öğrenmiş olman gerek en azından.Kendine sahip çıkmayı işte tam da bu şekilde öğreniyorsun.Hep pas geçmek istediğin,görmeye katlanamadığın yüzlere artık daha iyi bak ve her kıvrımını hafızana kazı şimdi ve her gün şükret o yüzler için Allah'a...Sana en azından bu kadarını fırsat tanıdığı için...