19 Eylül 2009 Cumartesi

Cüzzamlı Adam

O cüzzamlıya bakıyorum
Lanet dağıtıyor en makbullerinden
Düşünmeden ayaklarımıza serdiği halılar
Halılar çamur, bataklık
Halılar gülmüyor
O cüzzamlı, melek sanıyor kendini
Sanrısında oluşan tatlı menekşeleri kokluyor
Ellerinde dört mevsim,
Oysa elleri çiçeklere yakışmıyor
O cüzzamlıya bakıyorum
Ne güzel, ne düzgün bir yüz bu
Onun kalbini görüyorum
Yara bere ve matem içinde
Güzel bir adamın neden hasta olduğunu şimdi anlıyorum
Cüzzamlıyı görüyorum,
Umutları toprağın altında
Kendi üzerinde bir çamur
Ruhu emaneten asılı duruyor kapıda
Sanki birazdan çıkıp gidecekmiş gibi
Sanki yanlış zili çalmış, hiç içeri girmemiş gibi!

7 Eylül 2009 Pazartesi

RÜYA

Bir rüya gördüm
Gözlerim açıktı
Henüz gece olmamıştı
Geceler vardı ve gündüzler
Hep uykudaydım, hep uçuyordum sessizce
Bir rüya gördüğümü anladım
Hışımla uyandım bir gün
Bu kadar güzel olur muydu yalanlar?
Yürümeye çalıştım o sersemlikle
Takıldım sonra, düştüm
Dizlerim yarıldı tabi
Ama hala yürüyebiliyordum, durmadım
Bir tutam suya ihtiyacım vardı
Dilim damağım kurumuştu
Su sandım, içtim
Boğazımda kaldı, çürüttü!
Hışımla tükürdüm bu sefer
Ne yuttuysam, çıkardım
O sersemlikle oraya yığılıp kaldım
Yürüyemedim, koşamadım, doğrulamadım
Baktım gidemiyorum daha fazla
Son durağı evim yaptım!

...

Kelimelerim ağır geliyor
Yorgun duruyorum aşağıya bakarken
Sessizliğim beni kementliyor
Çok canım acıyor, çok!
Susmak için o kadar zaman bekledim ki…
Artık diyorum,
Batsa şu gemi ve yenisine taşınsak biz
Daha mavi bir denize, daha çok yıldızı olan bir gökyüzüne
Nil’in kenarında uyusak,
Ya da birileri öyle huzurlu uyutsa
Belki de hiç uyanmamalıydık,
Ya da fazla uyuduk!
Çok mu istiyorum diyorum sonra
Azaldıkça, çok mu istiyorum diyorum...
Azalıyorum ama bir türlü bitemiyorum!

6 Eylül 2009 Pazar

Seni yağmur sesi kurtarır..

Ellerini tuttum buz gibi
Gözlerin yorgun ve hırçın
Öyle mutsuzsun ki, hissedebiliyorum
Uyutmuyorsun geceleri,
Sen uyusan bile…

Kaç defa da harcanır bir kalp
Kaç kere geçmelidir elinden
Ellerden geçmesi kaç saat sürer
Kaç yıl biçmeliyim bir yürek adına
Nereye kaçtığını zannediyorsun acaba?
Boş bir arsa yok bu dünya üzerinde
Senin sığabileceğin kadar büyük!

Topla, tüfekle vuran mı vardı?
Yoksa intikam mıydı senin ki,
Kimin gölgesinden kimi kaçırdın?
Neyle, nasıl cezalandırdın dünleri?
Şimdi soluksuz koşuyorsun,
Oysa ben görüyorum yürüyorsun sadece!
Bir damla su istemek için bile doğrulmuyorsun
Oysa muhtaçsın evveline…
Çok mu gururlusun, çok mu utanıyorsun yoksa
Yoksa çok mu kötüsün, iyiyim diyebilecek kadar?
Onun için mi bu nahoş mealler!

Sanıyorsun ki kurtarır küçük bir pencere
Az biraz sıcaklık,
Belki ince beller, belki yüksün karılar
Belki iki ter atarsın omzundan
Ya da iki saç teli düşer aklına
Sende düşersin sonra
Aydan yıldızlara
Oradan dünyaya çakılırsın,
Gömülürsün inceden,
Günah toplamış yastığına!
Her sabah aynı güne uyanırsın
Her gece uçurumlar bekler kapında...

Seni yağmur sesi kurtarır
Ağaç kavuğu kurtarır
Kuş sesleri affeder
Sabah sessizliği anlatır
Gece karanlığı dinletir
Seni önce bir kadın affeder,
Sonra sen affedersin,
Sonra vesselam yine aynı gün, aynı gece!
Sonra bir ezan sesine kapılırsın,
Bakmışsın bir adım atmışsın sadece
Milyonları geride bırakmışsın!

Kum götürdüm, yağmur getirdim

Şimdi ben düşeceğim birazdan
Boş bir kovuktan boş bir ağaca
Ya da kendini toprak sanan bir veledin yanına
Her veledin olduğu gibi
Onun da acıları olacak, çocukça!
Hiç yormak istemese de,
O da düşürecek elinden...

Büyüklerin dünyası, çocukların dalgası…

Sessizlik çok konuşur,
Kafa şişirir
Ve hatta sınırına düşürür seni deliliklerin
Kimsenin bilmediği sarnıçlarda bulursun kendini
Yıkanırsın cücelerle, olmayanlarla
Yine de tuzlusundur hala,
Tatlı suya kavuşmak, meşakkat buyurur!
Ne kadar delirirsen delir,
Hala sahipsizliğini kanıtlayan bir akla aitsindir!

Baş aşağı bakıyorsundur
Düz görüyorsundur dünyayı
Ayaktayken yerde gibi
Yerdeyken devleşiverirsin
Hani kendinden korkarsın bir süre
Korkutmayı da öğrenirsin tabi...

Onca kümes hayvanı
Onca yalnızlık nereye kaçabilir?
Elinden gelenleri ardına koymaya alışmakta bir hal!
Öyle bir hal geldi bu sıralar işte
Ateşken, su olmak gibi
Yanarken sönmek…
Ağlarken gülmek değil ama,
Tebessümlerle kardeş belki
Yani hiç olmadı, sevmek gibi biraz
Kendini, seni,
Şunu, bunu…
Hani biraz kum götürdüm, yağmur getirdim gibi
Anlamadın değil mi?
Merak etme, anlatmadım zaten!

Mecazen

Açtım bir sayfa
Okuyorum kendimden
Gece gündüz demeden biriktiriyorum
Mecazlarımı bulaştırdığım çok olmuştu
Ama hiç böyle derinden hissetmemiştim
Mecazen yok olduğumu…
Karnı aç kedilerim varmış
Sırtı pek aşklar.
Kediler nankördür, en az aşklar kadar
Kim bırakır deme,
Yolun sonundayken göremeyebilirsin başını
Ve mübalağ yapma sevgilerine
Onlar ki dünden daha eski çiçekler
Ki kopunca dalından, kuruyorlar biliyorsun,
Ölüyorlar yani…

Hani camdan vuran gün ışığı,
Onun gibi taze misin!
O kadar merhamet dolu…

Gün ışıdı!
Yani çok matahmış gibi yeni bir günün azmiyle boğuşuyorum
Geçecek benden biliyorum
Gidecek sonra ve ben hatırlamayacağım
Tıpkı duman gibi…
Sis gibi ya da..
Ya da her neyse artık
Ama işleyecek ciğerlerime
Belki bronşlarımı tıkar
Yahut kanser olurum,
Kim bilir artık!

Bugün günlerden Cuma olsaydı diye geçirdim içimden
Sanki yorgunum
Hazır değilim yeni azimlere
Bugünün Pazar olduğu gerçeği içime sinmedi bir türlü

Zaten gözlerimi ovuşturuyorum habire
Kim derdi ki diyorum,
Kim demişti,
Sonra diyorum ki demiştin!
Yanılmamışım, yanılmamış
İlk defa hata yaptım sanki
İlk kez çaldım kendimden
İlk kez can yaktım ama ilk değildi aslında
Sadece bu defa,
Çığlıklar yanıbaşımdaydı.

Vicdan azabı,
Temiz sayfa,
Kötü sokak, pembe bina
Okuyorum kendimden
Mecazlarımı bulaştırdığım çok olmuştu
Ama hiç bu kadar derinden hissetmemiştim
Mecazen yok olduğumu!

1 Eylül 2009 Salı

Her istediğimi yapamıyorum ben

Kocaman kar tanelerinin altından uyumak istiyorum
Yorgunluğumu buzların serinliğine bırakmak
Kalbimi çöpe atmak istiyorum
Her istediğimi yapamıyorum ben

Küçük bir ev istiyorum,
İçinde yalnızca ben dolu olan
Kimseden hiçbir ses istemiyorum
Kaybolsun istiyorum sebepler
Sebeplerimi sevmiyorum,
İstediklerim korkutuyor beni bile
Belki bir can istiyorum, belki bir nefes!

Yalnızca zamanı durdurmak istiyorum
İlersinden korkuyor, gerisine bakamıyorum bile
Yoğrulduğumu hissediyorum zamanla
Hamurumda ki acıyla katılaşıyorum
Katran gibi oluyorum
Yağlı, koyu, sıcak, lanet!

İstemiyorum iyilik güzellik
Bedelli özgürlükler istemiyorum
Kapım kapalı olsun istiyorum ben
Her gelen giremesin,
Çıkmak kolay olsun istiyorum kapalı kapılardan
Her istediğimi yapamıyorum ben

Söyleyemiyorum içimi,
Anlatamıyorum ne onlara ne sana
Kendimde sıkışıp kaldım, kendimi unutarak
Şimdi ben yok olmak istiyorum
Yok etmekten de geri duramam öyleyse
Ama ne yazık,
Her istediğimi yapamıyorum ben!