7 Eylül 2010 Salı

Yitirmek

Karanlığın huzura doğru açması kapılarını
Deliliğin sınırlarını zorlamak
Çok düşünmek, çok yormak her şeyi
Ve bir yanda sen…
Diğer yanda kendim
Hiç bu kadar zorlanmamıştım
Anlamakta ve yaşamakta
Ne kadar içerdesin ne kadar dışarıda
Aslında sen de biliyorsun ki, hiç girmemeliydin o kapıdan
Ve biliyorsun ki,
Kalmak, harcamak demek oluyor.
Seni, beni, zamanı, yoksulları, zenginleri, meraklıları…


Hep söyleyecek çok şeyim var
Çok konuşuyorum ama en çok kendimle.
Ve hep unuttuklarım, unutmak istediklerim
Sohbetlerim…
Hiç duymadıklarınız…

Bir kere diyorum, bir kere oluyor her şey.
Bir kere bu yaşının içinde olacaksın
Bir kere bu kadar içten güleceksin
Bir kez bu kadar seveceksin
Bir kere bu kadar isteyip,
Bir defa bu kadar iteceksin
Sonra belki diyorum,
Belki bir kere bu kadar çok yitireceksin!

Diyorum…

Ve didikliyor yine kuşlar aklımı.
Benim kuşlarım…
Bir kere öyle mi diyorlar, emin misin?
Hiç yitirmedin mi şimdiye dek ?

Sonra bir aynaya ihtiyaç duyuyorum.
Algılamakta zorlandığım adım, rengim
Tek bir yerde duruyorum,hepiniz gibi
Gözlerimde…

Kendim diyorum, telaş içinde korkuyla
Beni bulmakta güçlük çekerken yalnız olmam deliliğe özendiriyor.
Sonra ivedi bir cesaret yükleniyor sırtıma
Ama bu kamburu seviyorum
Şimdi,
Beni bulana kadar hepiniz yoksunuz diyorum.
Yitirmek böylece manasını kaybediyor.
Daha fazla neyi yitirebilirim ki…

Hiç yorum yok: