Bana hiç anlatmadığın hikayenin içindeyim
Hiç duymadığım bir zamanda kendime taşıyorum
Şu güzel ağaçlara bak,gölgesi ne serin!
Ben şimdi bir tek sana göreyim
Oysa yarın çoğalacaktır kimliklerim
Bilgilerim bana emanet ben Tanrı'nın nacizane kulu
İyiliğin veyahut kötülüğün döşeğinde kaldı kırmızı kurdelalar
Şimdi kasvet dolu bir kalabalığın
Hasret dolu yakarışları içersinde güz uykularına dalmaktayız
Binlerce kezdir binlerce cümle kuruyorum
Bir tek anlama varan,sen ki hep yakın hep en uzak
Ketenden aşklar çamur kalpleri bulsun ki
Her gün daha da uzak!
Şimdi korktuğumu görüyorum
Her sabah sessizce bir bulutu özleyerek uyanırken
Her gece çığlıkları göğüs boşluğumda ezip
Külleri boğazımdan yıldızlara gönderiyorum
Kabuk bağlamış yeni nesil yaralar
Hep taze hep acıklı bakıyorlar
Kırmızı aslında zordur,siyahı çalanda odur,beyazı vuranda
Ve benim kırmızı kurdelalarım,arap saçına dönmüş
İçinde bir ben,etinde kemiğinde,sesinde...
Düşeceğin fikir mecmuasının arka sayfasındayım
En parlak sayfasında en çirkin fotoğrafımla
Düştüğüm sıcak kumların tam üstündesin
En zehirli halinle en temiz şekilde
Sana inanmayan ben ki küllerini yakıp dağıtan ben ki
Şimdi üzerine sermekteyim saçlarımı,
Kağıttan mutlulukların verandasında dağıtmaktayım umutlarımı
Şimdi sen ki nice komiksin,en az benim kadar asilce ölmektesin!
Hakkımda
- korkunç akıllılar
- Delilik kayda değer bir gelişmedir! DİKKAT BURASI BİR ANI DEFTERİ NİTELİĞİ TAŞIMAZ!!
13 Haziran 2009 Cumartesi
10 Haziran 2009 Çarşamba
Dün Geceki Sohbet
Bunun adı dram...
Trajedisini içine gömen koca bir komedi belki!
Farklı gün,farklı gece
Koca bir yılın tütsünü içime çekiyorum,
Koca koca zamanların küçücük efendisi
Küllerini sakladığım kabın adı bile yok
Hem ayrıca kabın çalıntı!
Tarihler israftan ibaret
İltifatlı düşler,kemik gibi acıtıcı
Okşayan tüm gözler birer hakaretken
Farkında değiller,eller daha dün gibi beyaz
Dokundukları yerlerse kuru yanık...
Köprüler daha dün yakılmış gibi
Geçitler tıkalı,gözler ebedi buğusuna mahkum
Suskun...
Ve tek bir söz bile yok,
Bıraktığım yerde bulmayı umduğum herkes kayıp
Var gibi görünen her şey yok!
Bunun adı da suç şimdi
Yükü kime aitse ait
Adı benim içimde ve kırık!
Hiç sanmıyorum artık,sanamıyorum
Umut,anlamı kayıp bir beklenti
Şimdi küçük bir oda bekliyor beni
Bir de büyük bir ayna,gözlerime daha yakın olayım diye...
İçinde tüm pusularımı saklamıştım,tüm yenilgilerimi
Bir de onu saklamıştım ki,hala bıraktığım yerde midir acaba?
Bak,yine oldu...
Yine o alaycı küçük gülümseme oturdu gamzelerime
Yine kendi dediğime ben bile inanmıyorum
Bir tek kendime böyle gülümsüyorum
Bunu bilecek kadar benimle değildi tabi!
Dileklerini merak ettiğim,kayıplarını merak ettiğim
Aslında sadece ruhunu merak ettiğim,
Meraklandığım...
Sen...
Beni kaybettin,zorla!
Ne çok sohbet ettik yine değil mi!
Adın bir çöp kutusunun kapağına takıldı o sırada
İçine de kavuşacaktır eninde sonunda
Layık gördüğümden değil inan
Israrın karşısında boyun eğdim yalnızca!!
Trajedisini içine gömen koca bir komedi belki!
Farklı gün,farklı gece
Koca bir yılın tütsünü içime çekiyorum,
Koca koca zamanların küçücük efendisi
Küllerini sakladığım kabın adı bile yok
Hem ayrıca kabın çalıntı!
Tarihler israftan ibaret
İltifatlı düşler,kemik gibi acıtıcı
Okşayan tüm gözler birer hakaretken
Farkında değiller,eller daha dün gibi beyaz
Dokundukları yerlerse kuru yanık...
Köprüler daha dün yakılmış gibi
Geçitler tıkalı,gözler ebedi buğusuna mahkum
Suskun...
Ve tek bir söz bile yok,
Bıraktığım yerde bulmayı umduğum herkes kayıp
Var gibi görünen her şey yok!
Bunun adı da suç şimdi
Yükü kime aitse ait
Adı benim içimde ve kırık!
Hiç sanmıyorum artık,sanamıyorum
Umut,anlamı kayıp bir beklenti
Şimdi küçük bir oda bekliyor beni
Bir de büyük bir ayna,gözlerime daha yakın olayım diye...
İçinde tüm pusularımı saklamıştım,tüm yenilgilerimi
Bir de onu saklamıştım ki,hala bıraktığım yerde midir acaba?
Bak,yine oldu...
Yine o alaycı küçük gülümseme oturdu gamzelerime
Yine kendi dediğime ben bile inanmıyorum
Bir tek kendime böyle gülümsüyorum
Bunu bilecek kadar benimle değildi tabi!
Dileklerini merak ettiğim,kayıplarını merak ettiğim
Aslında sadece ruhunu merak ettiğim,
Meraklandığım...
Sen...
Beni kaybettin,zorla!
Ne çok sohbet ettik yine değil mi!
Adın bir çöp kutusunun kapağına takıldı o sırada
İçine de kavuşacaktır eninde sonunda
Layık gördüğümden değil inan
Israrın karşısında boyun eğdim yalnızca!!
3 Haziran 2009 Çarşamba
Kalbi Gümüş Adam
Kalbi gümüş olan bu adamı kapat!
Kimsesiz ve yalnızlık cümbüşü içinde kendini kaybetmiş
Bir uyku ki derin ve duraksız
Uyanman için dua ediyorum,dürtmedi mi hala birileri!
Neden böyle olduğuna dair neden böyle olunduğuna dair fikirler
Sepet sepet yumurta sakın beni unutma
Yumurtaları kaybettik,eşek kazığıyla beraber kayıp..
Peki kim severdi kokuları,en güzellerini
Karın doyuran kokular,kalbi doyuran kokular
Bu caddedden iki sokak yukarda bir ev
Caddede bir koku,aşkı doyuran
Bir çılgınlık yontulmamış bir arzu değirmeni
Ve sen,o .. kimdiniz kuzum neydiniz kimbilir..
İçine yııları sakladığımız küçük kutu
Dünya bir duvarda asılı,duvar bir binada kapalı kalmış
Bir adamın koynuna sıkışmış notalar!
Garip bir renk,farklı bir ışık
Dünya bir adamın kalbine asılı!
Serserilik etme kuzum...
Zamanın eli ne senin ne benim üzerimde
Zaman sormaz ki giderken,durmaz ya da beklemez ki seni
Oysa her grinin açılımı bir tutam yalnızlık
Sen grisin sanırım,en çok onu yakıştırdım şimdi.
Şimdi gül biraz,ben istedim diye gül
Eskiden olduğu gibi şimdi biraz temizlen,ben istedim diye
Bana değil,kendine...
Çok acı kokuyorsun,ruhunu mu kaybettin kuzum
Çok acı çekiyorsun!
Ben sana demiştim oysa sen de bana demiştin ya neyse!
Haklımıydık yani ikimizde,ondan mıydı tüm bu kargaşa?
Hani samanlığı seyran eden şu gönüller
Bizi neden perişan etti dersin
Kim bilir artık çok farklıyız ya ondan
Hani bu devir biraz daha imitasyon sanırım!
Keyfine bak kuzum
Ne derler,elle gelen düğün bayram
Bir tek bizmiyiz bu kadar kaybolan
Boşver kuzum,tıpkı senin dediğin gibi
Fakat nolursun yapma,böyle olma!
Sen sanki biraz değiştin mi ne
Yok yok...sen sen değilsin ki artık
Ne yaptın kendine...
Fakat nolursun yapma,gümüş kalbin nerede
Serin suların veyahut saklı bakışların...
Şimdi nedense yalnızca acıtmak için bakıyorsun
Çok mu canın yanıyor kuzum,kıyamam ki sana
Ya da aslen ilk ben mi kıydım yoksa sana!!
Pardon kuzum,kusuruma bakma
Bende ki yara biraz maziden kalma!!
Kimsesiz ve yalnızlık cümbüşü içinde kendini kaybetmiş
Bir uyku ki derin ve duraksız
Uyanman için dua ediyorum,dürtmedi mi hala birileri!
Neden böyle olduğuna dair neden böyle olunduğuna dair fikirler
Sepet sepet yumurta sakın beni unutma
Yumurtaları kaybettik,eşek kazığıyla beraber kayıp..
Peki kim severdi kokuları,en güzellerini
Karın doyuran kokular,kalbi doyuran kokular
Bu caddedden iki sokak yukarda bir ev
Caddede bir koku,aşkı doyuran
Bir çılgınlık yontulmamış bir arzu değirmeni
Ve sen,o .. kimdiniz kuzum neydiniz kimbilir..
İçine yııları sakladığımız küçük kutu
Dünya bir duvarda asılı,duvar bir binada kapalı kalmış
Bir adamın koynuna sıkışmış notalar!
Garip bir renk,farklı bir ışık
Dünya bir adamın kalbine asılı!
Serserilik etme kuzum...
Zamanın eli ne senin ne benim üzerimde
Zaman sormaz ki giderken,durmaz ya da beklemez ki seni
Oysa her grinin açılımı bir tutam yalnızlık
Sen grisin sanırım,en çok onu yakıştırdım şimdi.
Şimdi gül biraz,ben istedim diye gül
Eskiden olduğu gibi şimdi biraz temizlen,ben istedim diye
Bana değil,kendine...
Çok acı kokuyorsun,ruhunu mu kaybettin kuzum
Çok acı çekiyorsun!
Ben sana demiştim oysa sen de bana demiştin ya neyse!
Haklımıydık yani ikimizde,ondan mıydı tüm bu kargaşa?
Hani samanlığı seyran eden şu gönüller
Bizi neden perişan etti dersin
Kim bilir artık çok farklıyız ya ondan
Hani bu devir biraz daha imitasyon sanırım!
Keyfine bak kuzum
Ne derler,elle gelen düğün bayram
Bir tek bizmiyiz bu kadar kaybolan
Boşver kuzum,tıpkı senin dediğin gibi
Fakat nolursun yapma,böyle olma!
Sen sanki biraz değiştin mi ne
Yok yok...sen sen değilsin ki artık
Ne yaptın kendine...
Fakat nolursun yapma,gümüş kalbin nerede
Serin suların veyahut saklı bakışların...
Şimdi nedense yalnızca acıtmak için bakıyorsun
Çok mu canın yanıyor kuzum,kıyamam ki sana
Ya da aslen ilk ben mi kıydım yoksa sana!!
Pardon kuzum,kusuruma bakma
Bende ki yara biraz maziden kalma!!
30 Mayıs 2009 Cumartesi
Mor Küme
Mor küme...
Bir iki üç...
Sayıları kadar ağırlar,saydıkları kadar çok hata
Mor küme...
Kim bilir kimin içinde bir dünya
Mor küme...
Hangi dillerde tatlı enstantenelerde
Acaba hangi şapkanın altında ki tavşan
Hangi güz,hangi güneş,hangi kış
Mor küme...
Acaba hangi şehirde sağnak bir yağmur
Kimin adının yanında daha güzel
Kimin için saf,temiz,el değmemiş
Mor küme..
Kime göre neye göre var!
Hangi dağdan esen rüzgar
Hangi uçurumun kenarından düşen çiçek
Hangi ağaçta ki kör böcek!
Mor küme...
Kime göre neye göre yok!
Pretty Man!
Mor dünya...
Kim için,ne için?
Bana,sana,ona buna ...
Pembe yanaklarının bir daha morarmaması adına
Mor kapılarının zorla aşılmaması için
Onca renginin içinden yalnızca mor görülmemen için
Mor dünya nasıl?
Uzun bir çaresizlik,delik deşik çelik yelekler
Ve belki sonunda açacak bir leylak
Ve işte hepsi birer belkiden ibaret
Belki sonunda açacak mor bir dünya!
Ellerine doğacak cennet kokulu yeni bir bebek...
Bir iki üç...
Sayıları kadar ağırlar,saydıkları kadar çok hata
Mor küme...
Kim bilir kimin içinde bir dünya
Mor küme...
Hangi dillerde tatlı enstantenelerde
Acaba hangi şapkanın altında ki tavşan
Hangi güz,hangi güneş,hangi kış
Mor küme...
Acaba hangi şehirde sağnak bir yağmur
Kimin adının yanında daha güzel
Kimin için saf,temiz,el değmemiş
Mor küme..
Kime göre neye göre var!
Hangi dağdan esen rüzgar
Hangi uçurumun kenarından düşen çiçek
Hangi ağaçta ki kör böcek!
Mor küme...
Kime göre neye göre yok!
Pretty Man!
Mor dünya...
Kim için,ne için?
Bana,sana,ona buna ...
Pembe yanaklarının bir daha morarmaması adına
Mor kapılarının zorla aşılmaması için
Onca renginin içinden yalnızca mor görülmemen için
Mor dünya nasıl?
Uzun bir çaresizlik,delik deşik çelik yelekler
Ve belki sonunda açacak bir leylak
Ve işte hepsi birer belkiden ibaret
Belki sonunda açacak mor bir dünya!
Ellerine doğacak cennet kokulu yeni bir bebek...
Gece Fısıltıları
Bu defa kasırga değil,
Fırtına ya da büyüj bir toz bulutu da
Bu defa yalnızca duru bir boşluk
Bu yolun içinde ne görmeliyim
Bu yoldan geri dönmek ne demek!
Asalete bekçi olmaktan sıkılıp
Yanlış bir mabedin kehaneti olmak istemeyiz doğrusu.
*****
Ve güneşli günler
Mevsim kış...
Beyaz bir kabusa uyandım bu yıl
Sade ve ağır bir yola bakarken buldum kendimi
Kemikleştim artık,komikleştim biraz da tabi,
Kalınlaştım!
İçe döndükçe dışa kalanların hikayeleri gibi
Yozlaşmanın bir türlüsü
Hakim olamadan,sakilce...
Sabrediyorum artık
Donmuş olabilrim
Dondum tabi...
Burası buz gibi
Yankıyla uyandım!
*****
Bu akşam bolca hava yuttum
Nefesim kesildi
Sana inanamadığım günlerdeyim
Sana inanamıyorum!
*****
Şimdi bu kapıyı açıyorum
Sokak kırmızı,güneş mavi
Gökyüzü gri bir sabırsızlıkta
Çok yağacak belli,çok ağlayacak dünyanın gözü!
Gök gürlesin istiyorum
Yağacak olan yağmur her bir kahramanlığı,şaşkınlığı
Hataları,doğruları uyutsun..
Derin bir buğuyla ısıtsın güneş boşluğu
Damlalar koza kabuklarının içine dolmalı
Ayrıntılar gibi temiz!
Koyu mavi bir boşluğa aksın zümrüt taneleri
Belki de imitasyon gümüşler
Şu kuytu saatlere dolan çığlık
Kelimesiz,kayda geçmemeli bu yalnızlık!
Uçurumun tam kenarında bir gece meçhulün adı...
Yüzün..
Yüzün yalnızca acı kadar güzel bir çalıntı!
Fırtına ya da büyüj bir toz bulutu da
Bu defa yalnızca duru bir boşluk
Bu yolun içinde ne görmeliyim
Bu yoldan geri dönmek ne demek!
Asalete bekçi olmaktan sıkılıp
Yanlış bir mabedin kehaneti olmak istemeyiz doğrusu.
*****
Ve güneşli günler
Mevsim kış...
Beyaz bir kabusa uyandım bu yıl
Sade ve ağır bir yola bakarken buldum kendimi
Kemikleştim artık,komikleştim biraz da tabi,
Kalınlaştım!
İçe döndükçe dışa kalanların hikayeleri gibi
Yozlaşmanın bir türlüsü
Hakim olamadan,sakilce...
Sabrediyorum artık
Donmuş olabilrim
Dondum tabi...
Burası buz gibi
Yankıyla uyandım!
*****
Bu akşam bolca hava yuttum
Nefesim kesildi
Sana inanamadığım günlerdeyim
Sana inanamıyorum!
*****
Şimdi bu kapıyı açıyorum
Sokak kırmızı,güneş mavi
Gökyüzü gri bir sabırsızlıkta
Çok yağacak belli,çok ağlayacak dünyanın gözü!
Gök gürlesin istiyorum
Yağacak olan yağmur her bir kahramanlığı,şaşkınlığı
Hataları,doğruları uyutsun..
Derin bir buğuyla ısıtsın güneş boşluğu
Damlalar koza kabuklarının içine dolmalı
Ayrıntılar gibi temiz!
Koyu mavi bir boşluğa aksın zümrüt taneleri
Belki de imitasyon gümüşler
Şu kuytu saatlere dolan çığlık
Kelimesiz,kayda geçmemeli bu yalnızlık!
Uçurumun tam kenarında bir gece meçhulün adı...
Yüzün..
Yüzün yalnızca acı kadar güzel bir çalıntı!
24 Mayıs 2009 Pazar
Yanlış Hesap
Dikdörtgen bir pencere,eşitkenar yanlışlıklar
Geniş açılı bir yalnızlık,
Şeytan üçgeninin iç açılarının toplamı!
Sade bir dünyamız vardı,oldukça basit problemler
İkiyle ikinin toplamıyla çarpımı aynıydı bize göre
Ayrıntılara gerek yoktu,genel geçere uygunduk
İki ile ikinin toplamı beşmiş aslında,haberimiz yoktu!
Bizim hesaplarımız çarşıya yetmedi...
Geçinmeyi de bir türlü öğrenemedik seninle
Saat on ikiyi geçerken kuru yeşil bir ışık aradı gözlerim
Seninle konuştum uzun uzun
Sanki tam karşımdaymışsın da
Her zaman ki gibi başın önünde ve kararsızca beklemekteymişsin
Yani seni hep öyle hatırlıyorum,gözlerin yarım
Sözlerin,sevgin,gülümsemen ve sen!
Ben seni hep yarım hatırlıyorum,kendimce...
Aynaları sevmezdim eskiden,
Konuşacak çok kimse varmış demek ki,
Belki de dinleyecek...
Oysa ben sağır,ben kalın ve kemirgen!
Şimdi en çok kendi gözlerimde,kendime yaranmaya gayret içindeyim!
Son zamanlar ağır geçti
Akrep yelkovanla olan aşkına ara vermiş gibiydi
Bozuk saatim günde kaç defa doğruyu gösterdi sayamadım!
Zamanın anlamsız sayıldığı şu dakikalarda
Anıların ortaya saçıldığı bu sokaktan tökezlyerek geçiyoruz
Yıllarımı kendi toprağıma gömüyorum
Ölmüş zamanların,huzurlu kucağı gibiyim
Ve sen hala benimlesin,
Adım içinde çok derinlerde esiyor sessizce,
Dilediğin kadar gürültü çıkarabilirsin
Tanımadığım tek kelimelik suretlerle.
Adımı bastırmak için,adlar yetmeyecektir!
Uyuyorum şimdi iyi geceler öpücüğümü de kendime sakladım
Sana yalnızca kuru bir gece ve hayaller
Bana da asla hatırlanamayan rüyaların kaldı...
Geniş açılı bir yalnızlık,
Şeytan üçgeninin iç açılarının toplamı!
Sade bir dünyamız vardı,oldukça basit problemler
İkiyle ikinin toplamıyla çarpımı aynıydı bize göre
Ayrıntılara gerek yoktu,genel geçere uygunduk
İki ile ikinin toplamı beşmiş aslında,haberimiz yoktu!
Bizim hesaplarımız çarşıya yetmedi...
Geçinmeyi de bir türlü öğrenemedik seninle
Saat on ikiyi geçerken kuru yeşil bir ışık aradı gözlerim
Seninle konuştum uzun uzun
Sanki tam karşımdaymışsın da
Her zaman ki gibi başın önünde ve kararsızca beklemekteymişsin
Yani seni hep öyle hatırlıyorum,gözlerin yarım
Sözlerin,sevgin,gülümsemen ve sen!
Ben seni hep yarım hatırlıyorum,kendimce...
Aynaları sevmezdim eskiden,
Konuşacak çok kimse varmış demek ki,
Belki de dinleyecek...
Oysa ben sağır,ben kalın ve kemirgen!
Şimdi en çok kendi gözlerimde,kendime yaranmaya gayret içindeyim!
Son zamanlar ağır geçti
Akrep yelkovanla olan aşkına ara vermiş gibiydi
Bozuk saatim günde kaç defa doğruyu gösterdi sayamadım!
Zamanın anlamsız sayıldığı şu dakikalarda
Anıların ortaya saçıldığı bu sokaktan tökezlyerek geçiyoruz
Yıllarımı kendi toprağıma gömüyorum
Ölmüş zamanların,huzurlu kucağı gibiyim
Ve sen hala benimlesin,
Adım içinde çok derinlerde esiyor sessizce,
Dilediğin kadar gürültü çıkarabilirsin
Tanımadığım tek kelimelik suretlerle.
Adımı bastırmak için,adlar yetmeyecektir!
Uyuyorum şimdi iyi geceler öpücüğümü de kendime sakladım
Sana yalnızca kuru bir gece ve hayaller
Bana da asla hatırlanamayan rüyaların kaldı...
17 Mayıs 2009 Pazar
Hastalık Güncesi
Ben bu çamurun içine daha çok tükürüm
Lazım imiş ya da gereksiz idi…
Durumların çokta önemi yok
Sebebini at çöpe ki sonuçları doğuranın yüzü gözlerinin önünde
Çok kez aynı çöplükten mücevherler ışıldadı gözlerine
Yeşimler,yakutlar,safirler ve falanlar filanlar…
Ki sen renk körüsün o ayrı…
Demem o ki hiçbir kelimeyi bilemeden anlamından ayırt edemeden
Göçeceksin şu kuru kara yeryüzünden tek nefeste
Mavi de görünse o da ruhların ayakbastığı yer
Unutma gökyüzünü…
Bir dilim idi,bir dilim gözyaşı
Tatlı mıydı tuzlu mu bilemeden akıttım ellerine
Sen belki öyle doyurdun karnını
Ben acıktıkça ağladım,ben ağladıkça sen doydun
En sonunda sen benden zehirlendin,bense senin yokluğundan çürüyerek geberdim!
Dedi çocuk!
Adalet,sefalet,kıyamet…
Hiç biri çözemedi bu problemi
Evet,evet bir bulmacadan çok bir problemdi senin ki
Hastalık güncesi..
Can acısı diye bir hissiyat kalmadı tasında
Temiz suların çoktan çekildi,kendi suyuna boğuldun yavaşça
Ona da şükrederken yakalandın,
Diline yenik düştün bu defa da…
Hatalık güncesi
Son kez ve cuma gecesi
Sen kraliçeydin en son,
O da bilinmeyen ülkenin yenik prensi!
Hastalık güncesi
Son kez ve cuma gecesi
Lazım imiş ya da gereksiz idi…
Durumların çokta önemi yok
Sebebini at çöpe ki sonuçları doğuranın yüzü gözlerinin önünde
Çok kez aynı çöplükten mücevherler ışıldadı gözlerine
Yeşimler,yakutlar,safirler ve falanlar filanlar…
Ki sen renk körüsün o ayrı…
Demem o ki hiçbir kelimeyi bilemeden anlamından ayırt edemeden
Göçeceksin şu kuru kara yeryüzünden tek nefeste
Mavi de görünse o da ruhların ayakbastığı yer
Unutma gökyüzünü…
Bir dilim idi,bir dilim gözyaşı
Tatlı mıydı tuzlu mu bilemeden akıttım ellerine
Sen belki öyle doyurdun karnını
Ben acıktıkça ağladım,ben ağladıkça sen doydun
En sonunda sen benden zehirlendin,bense senin yokluğundan çürüyerek geberdim!
Dedi çocuk!
Adalet,sefalet,kıyamet…
Hiç biri çözemedi bu problemi
Evet,evet bir bulmacadan çok bir problemdi senin ki
Hastalık güncesi..
Can acısı diye bir hissiyat kalmadı tasında
Temiz suların çoktan çekildi,kendi suyuna boğuldun yavaşça
Ona da şükrederken yakalandın,
Diline yenik düştün bu defa da…
Hatalık güncesi
Son kez ve cuma gecesi
Sen kraliçeydin en son,
O da bilinmeyen ülkenin yenik prensi!
Hastalık güncesi
Son kez ve cuma gecesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)