Koş,sen hep koş
Ve asla arkana bakma...
Asla arkanda arama geleceği
Bugünden bile başlama yarını aramaya
O durağa gelmeden inemezsin unutma!
Bırak aksın su gibi,sakin ve çoşkulu
Boğulmazsın merak etme,
Her halükarda kaldırır bu denizin kuvveti seni
Her halükarda mecbur kalacaksın solumaya hayatı
Sen önce senden başlayacaksın sorulara
Hep en başa sarar bu film
Bu böyle bir soru işte
Hep aynı cevapla yüzyüze kalırsın
Bu böyle işte!
Gereklilikler kendilerini bedenlere emanet etmiş
Bu dünyada bu dil konuşuluyor
Korkma,öğrenirsin eninde sonunda
Boynuz kulağı geçer korkma
En adi cümleleri dünyanın en güzel iltifatlarıymışcasına savurmayı sende öğreneceksin eninde sonunda!
Koş,sen hep koş
Ve ardına dönme asla
Yaka paça bağırsalar da,vursalar da,çekiştirseler de
Cenneti de vadetseler
Dönme sen!
Arkada kalan gecedir unutma
Gün ışığı istiyorsan
Parmak ucundan tutup koşacaksın
Cehennemin içinden yeni çıkmıştın
Ne diye ateşi özlemiş olacaksın!
Sen hep koş kıymetlim
Ruhunuda sırtlayıp bir tek kendinle kaç
Zamanın içinden geçeceksin
Çelmelerin ve okşayışların yine bekliyor seni
Sen düşmeden yürümeyi de öğreneceksin,
Ruhunuda sırtlayıp kaç sevgilim
Sen yalnızca kendinle kaç!
Hakkımda
- korkunç akıllılar
- Delilik kayda değer bir gelişmedir! DİKKAT BURASI BİR ANI DEFTERİ NİTELİĞİ TAŞIMAZ!!
22 Mart 2009 Pazar
Laf-ı Güzar
Bir bütünden parça parça
Kumdan kalelerin tane tane incileri
Yerle bir olmuş masam
Keçeli kalemlerim,saman kağıtlarım çalınmış
Benim yerime bana nice masallar yazılmış
Hikaye bana emanet ben Tanrı'ya...
Sükunetimin içine dalınmış sessizce
Gürültü kıyamet çalınanların ve emanetlerin bedeli...
Oysa burdan bakınca her yer dümdüz
Binaların üzerinden,apartmanların tepelerinden güzel hayat
Uçurumun dibinde güzel
Nefes nefese,tıknaz ve kopuk!
Uzun metrajlı,kısa zamanlı bir film oldu bu
Yani olmadı bu,olmadı bu yanlış
Adı aşk oldu önce sonra laf-ı güzar
En son gereksiz bir inkar oldu bu sefalet
Şimdi yalnızca kağıt üzerinde cümle,
Cümle içinde bir kelime,kelime de bir tondan ibaret adı!
Ve sesler kaybolmaz evrende,insan ölmez
Toprak çeker kokusunu,içine çeker seni
Nemli,sıcak,karanlık ve eşsiz bir çığlık atar yüreğine
Herkes duyar ancak çok azı sarılıp uyur ona...
Uçurumun dibinde güzel işte
Toprakta,bedende,inkarlarda,sefaletlerde
Uçurumun dibinde güzel
Kanatlanıp uçana dek,göğü içine çekene dek
Kanatların kırılıp toprağa yığılana dek
Nefes nefese,tıknaz ve kopuk!
Kumdan kalelerin tane tane incileri
Yerle bir olmuş masam
Keçeli kalemlerim,saman kağıtlarım çalınmış
Benim yerime bana nice masallar yazılmış
Hikaye bana emanet ben Tanrı'ya...
Sükunetimin içine dalınmış sessizce
Gürültü kıyamet çalınanların ve emanetlerin bedeli...
Oysa burdan bakınca her yer dümdüz
Binaların üzerinden,apartmanların tepelerinden güzel hayat
Uçurumun dibinde güzel
Nefes nefese,tıknaz ve kopuk!
Uzun metrajlı,kısa zamanlı bir film oldu bu
Yani olmadı bu,olmadı bu yanlış
Adı aşk oldu önce sonra laf-ı güzar
En son gereksiz bir inkar oldu bu sefalet
Şimdi yalnızca kağıt üzerinde cümle,
Cümle içinde bir kelime,kelime de bir tondan ibaret adı!
Ve sesler kaybolmaz evrende,insan ölmez
Toprak çeker kokusunu,içine çeker seni
Nemli,sıcak,karanlık ve eşsiz bir çığlık atar yüreğine
Herkes duyar ancak çok azı sarılıp uyur ona...
Uçurumun dibinde güzel işte
Toprakta,bedende,inkarlarda,sefaletlerde
Uçurumun dibinde güzel
Kanatlanıp uçana dek,göğü içine çekene dek
Kanatların kırılıp toprağa yığılana dek
Nefes nefese,tıknaz ve kopuk!
21 Mart 2009 Cumartesi
Yazık oldun!
Meyanı zor,yokuşu dik
Beli kırık,seferleri uzun ve arbedeli
Zaman kesik başlı bir köpek
Şah damarımdan daha yakın
Kefenimden daha beyaz
Suçlarımdan daha hor
Ve martılarımdan daha özgür
Kekeliyorlar senden bahsederken ve benden
Ucuzluğumu hissediyorum,sahteliğimizi...
Eli pileli eteklerime sarılmış önlüklü katil
En doyurucu olanmış insan eti ve en kolay
Ruhları çalmak adice!
Meğer dünya eksik dönüyormuş
Meğer hala aynı mevsimde...
Bedenin çürümüş mabedi ve anıların ...
Layıkı ile ihanetin adı aşka döner yüzünü
Mecburiyatler sayfalarca
Ve pembe tozların bulandığı bir gökyüzünden
Renksiz bir betona çakılmak
Aniden!
Aniden tabutlara batmak
Toprak kokuyor üstüm başım
Şah damarımdan daha yakın
Kefenimden daha beyaz
Suçlarımdan daha hor
Ve martılarımdan daha özgür
Sesin yüzünden önce geliyor
Yüzün sesini varlığın yokluğunu aratıyor
Hakimsin sanıyorlar,hakilsin oysa ve buruk!
Bende yalnızca hükümsüz bir çocuksun
Islah edemeden buruştun
Sen bir çocuktun,
Sarhoştun,masumdun...
Bozuldun ortama feda ruhuma cefa oldun
Yazık oldun!
Beli kırık,seferleri uzun ve arbedeli
Zaman kesik başlı bir köpek
Şah damarımdan daha yakın
Kefenimden daha beyaz
Suçlarımdan daha hor
Ve martılarımdan daha özgür
Kekeliyorlar senden bahsederken ve benden
Ucuzluğumu hissediyorum,sahteliğimizi...
Eli pileli eteklerime sarılmış önlüklü katil
En doyurucu olanmış insan eti ve en kolay
Ruhları çalmak adice!
Meğer dünya eksik dönüyormuş
Meğer hala aynı mevsimde...
Bedenin çürümüş mabedi ve anıların ...
Layıkı ile ihanetin adı aşka döner yüzünü
Mecburiyatler sayfalarca
Ve pembe tozların bulandığı bir gökyüzünden
Renksiz bir betona çakılmak
Aniden!
Aniden tabutlara batmak
Toprak kokuyor üstüm başım
Şah damarımdan daha yakın
Kefenimden daha beyaz
Suçlarımdan daha hor
Ve martılarımdan daha özgür
Sesin yüzünden önce geliyor
Yüzün sesini varlığın yokluğunu aratıyor
Hakimsin sanıyorlar,hakilsin oysa ve buruk!
Bende yalnızca hükümsüz bir çocuksun
Islah edemeden buruştun
Sen bir çocuktun,
Sarhoştun,masumdun...
Bozuldun ortama feda ruhuma cefa oldun
Yazık oldun!
11 Mart 2009 Çarşamba
Önemli Değil
Anlamak için zorluyorum...
Bu kadar çok değişen ne ve bu kadar hızlı
Zaman öyle kusursuzken bir tek benim için mi bu kadar yavaş...
Bir kadeh şarabın ardından her şey daha güzel olmalıydı
Oysa olabildiğince karanlık
Ruhun sıkıştığı yeri bulamazsan orda yaşamak zorundasın
Özür diliyorlar sonra...
Hiç önemli değil!
Eğer hayatı anlarda yaşasaydık ya da kayıplarda
Aranan bir numaralı kaçak olurduk..
Bunun için hiç önemli değil!
Ve galiba benim çikolata kutumda ki o tatlı şeylerin yarısından çoğu çürük çıktı...
Küçük kızın saçları simsiyah ve gözleri...
İçinde kaybolabileceğin kadar derin bakışlar ve temiz
Şimdi ne saçları ne de gözleri eskisi kadar pırıldıyor...
Gözlerinde yalnızca sönen bir kaç dilek mumunun akıntısı...
Ve saçları içine dolaşmış gibi...
Üzerinde istemediği yorganlar vardı bazen de çok sıcak tutan incecik bir çarşaf
Yorganların rengi çok kötüydü
Çarşaf mis gibiydi..
O çarşafta uzun zamandır bir yorgan sarılı
Ve küçük kız üşüyor...
Yorganları sevmiyor ve çarşafını kaybedeli çok oldu
Yalnızca belki çok kısa sürelerde gözlerini kapadığında duyumsuyor şu kokuyu...
İçine dolduramadan kaçan koku...
Dibi gelen her şeyin tadı çok kötü...
Dileyerek içtiğin zehirin o tatlı sert buğusunu her gün istediğin halde sürekli dibinden başlarsan içmeye,tıkanırsın!
İyi ki biz her şeyi dibi gelmeden bitirdik...
İyi ki tadı damağımda kaldı
Ve bunun için önemli değil
Hem de hiç!
Bu kadar çok değişen ne ve bu kadar hızlı
Zaman öyle kusursuzken bir tek benim için mi bu kadar yavaş...
Bir kadeh şarabın ardından her şey daha güzel olmalıydı
Oysa olabildiğince karanlık
Ruhun sıkıştığı yeri bulamazsan orda yaşamak zorundasın
Özür diliyorlar sonra...
Hiç önemli değil!
Eğer hayatı anlarda yaşasaydık ya da kayıplarda
Aranan bir numaralı kaçak olurduk..
Bunun için hiç önemli değil!
Ve galiba benim çikolata kutumda ki o tatlı şeylerin yarısından çoğu çürük çıktı...
Küçük kızın saçları simsiyah ve gözleri...
İçinde kaybolabileceğin kadar derin bakışlar ve temiz
Şimdi ne saçları ne de gözleri eskisi kadar pırıldıyor...
Gözlerinde yalnızca sönen bir kaç dilek mumunun akıntısı...
Ve saçları içine dolaşmış gibi...
Üzerinde istemediği yorganlar vardı bazen de çok sıcak tutan incecik bir çarşaf
Yorganların rengi çok kötüydü
Çarşaf mis gibiydi..
O çarşafta uzun zamandır bir yorgan sarılı
Ve küçük kız üşüyor...
Yorganları sevmiyor ve çarşafını kaybedeli çok oldu
Yalnızca belki çok kısa sürelerde gözlerini kapadığında duyumsuyor şu kokuyu...
İçine dolduramadan kaçan koku...
Dibi gelen her şeyin tadı çok kötü...
Dileyerek içtiğin zehirin o tatlı sert buğusunu her gün istediğin halde sürekli dibinden başlarsan içmeye,tıkanırsın!
İyi ki biz her şeyi dibi gelmeden bitirdik...
İyi ki tadı damağımda kaldı
Ve bunun için önemli değil
Hem de hiç!
9 Mart 2009 Pazartesi
Şaheserim

Filin rüyası uçmakmış…
Onun gibi bir şey bu da
Kanda pişen, yürekte mideye sindirilen macun gibi bir aşk
Nasıl çarpıyor kalbim sanki birazdan yerinden fırlayacak
Oraya buraya sıçrayıp rezil edecek sanki beni
Riyasızdır ama, bilirim onu
Hep aklına esendedir ilk önce gözü
İster doğru dilerse yanlış
Bir mecmuanın ilk sayfası olmak istiyor bazen
Hatta ağır bir tramvaya karşı…
Kendi gibi biliyor her yahniyi
Ya tabii, o ve diğerleri
Ağır sancılar içinde, kabuksuz, kravatsız ve fi tarihinden kalma bir hikayeyle
Memnun musunuz şaheserim?
Maktulün bile yok ortalıkta ki sen hala aynı durakta esir!
Bu aynı ciğerlerine çok güvenerek dalış yapmak gibi
Vurgunu ihtimal dışı sayarak!
Ki vurgun en yakın ihtimalle çığlıklar atarak sana doğru koşarken
Senin umarsız, kemiksiz dilin ve bedenin…
Kamyonun altında kalmış gibi
Yani ya ölü ya da …
Hiç dondurma seven bir sevgilin oldu mu şaheserim?
Yani çikolatalı ya da meyveli bir tercihi olan
Yoksa seninkiler hep şu fark etmez tayfasından mıydı?
Hani neli olursa olsun mideye indiren,
Yeter ki dondurma olsun da, otuz beş derece ateşim diyen
Yani önünde sonunda ölen!
E şaheserim sen bilemezsin tabi yaz sıcağında kavrulurken
Ve serinliğe bu kadar yakınken bir tercih gözetmek
Sen bilmezsin, saçma!
Damdan atlamış saksağan ben bir aslanım diye çığırarak
Ölmüş sonra yere çakılıp…
Filin rüyası uçmakmış…
Onun gibi bir şey bu da...
Mektup...Onlara...
Öyle adamlar vardır,öyle kadınlar...Öyle zamanlar vardır. Sesini duyduğunda,yüzünü gördüğünde mutlu olursun. Her şey ne kadar kötü olursa olsun,o kişi sana hayatta en azından hala bir şeylerin doğru düzgün gittiğini hatırlatır. İşte ''onlar'' paha biçilemezdir. Kuvvet,güç,hayata karşı sorumluluklar. Hepsinin bir sonu,hepsinin yetersiz kaldığı yerde ''onlar'' bir tutam nefes gibidir. Annendir,babandır,dostundur,sevgilindir,yoldan gülümseyerek geçen amcadır belki...Herkes olabilir.
Konuklar...Hayatımıza çoğu zaman tanrı misafiri kıdemiyle dalıveren ve bir tutam nefes olmasını dilediğimiz ufaklıklar. Keşke daha dürüst olsaydınız. Dosttunuz,arkadaştınız,sevgiliydiniz,kaçınılmazdınız. Bir tutam nefestiniz ve bittiniz!Benimleydiniz,severdiniz ve çok güzel gittiniz. Hepinizin ayrı hikayesini,yol ayrımlarımızı ve sebeplerimizi,nedenlerimizi ve sizi hiç unutmayacağım. Hiç şüpheniz olmasın!Zaten her biriniz ayrı ayrı derstiniz. Hepinizden kaldım,sizde benden...Kredilerimiz kısıtlıymış,zaman da kısaymış,hele hele insanlar asla acımazlarmış.Bunları anladım ben bu derslerimizden.Çok verimli geçti her biri. Oldukça hatırı sayılır kimliklerinizi birer çöp potansiyeline çevirdiniz.Ama olsun her biriniz benim için yine de değerliydiniz hala da öylesiniz.Yalnızca bu bir tür kanama. Bu yalnızca anımsama...
Günaydın dediğiniz yerde,gece çok daha belirgindi!
Çok fazla veda gibi oldu bu gerçi..Ölüyorum sandınız belki.Evet ölüyorum.Bu da size son mektubum.Başka hayatlarda yaşamaya devam edeceğim,başka kokular,bambaşka hayatlarda nefes almaya devam edeceğim.Eğer asıl merakınız şuysa,yani ruhum ve bedenimin birbirinden ayrılmasıysa ölüm olarak nitelendirdiğiniz,hayır öyle bir gidiş değil bu.Bu kişilere mahsus,kimliklere özel ve hatırı sayılır bir sırtını dönüş. Yani şahsınız için yokluğumun tanımını en güzel ''ölüm'' tanımlar diye düşündüm.Ve tabi şahsım için...
Caddede sokakta şurda burda gördüğünüz suretime güvenmeyiniz artık.Tanıdık gelecektir elbet bir yerlerden.Boşverin!Yalnızca biriyim...Adım,şeklim dilinizin ucuna gelecektir belki.Boşverin ucunda kalsın!Siz ve biz artık birer yabancı,birer karmaşayız!Boşverin!Dillerinize en güzel yakışan kelime...Boşlukta kaybolduk zaten bizde!!!
Konuklar...Hayatımıza çoğu zaman tanrı misafiri kıdemiyle dalıveren ve bir tutam nefes olmasını dilediğimiz ufaklıklar. Keşke daha dürüst olsaydınız. Dosttunuz,arkadaştınız,sevgiliydiniz,kaçınılmazdınız. Bir tutam nefestiniz ve bittiniz!Benimleydiniz,severdiniz ve çok güzel gittiniz. Hepinizin ayrı hikayesini,yol ayrımlarımızı ve sebeplerimizi,nedenlerimizi ve sizi hiç unutmayacağım. Hiç şüpheniz olmasın!Zaten her biriniz ayrı ayrı derstiniz. Hepinizden kaldım,sizde benden...Kredilerimiz kısıtlıymış,zaman da kısaymış,hele hele insanlar asla acımazlarmış.Bunları anladım ben bu derslerimizden.Çok verimli geçti her biri. Oldukça hatırı sayılır kimliklerinizi birer çöp potansiyeline çevirdiniz.Ama olsun her biriniz benim için yine de değerliydiniz hala da öylesiniz.Yalnızca bu bir tür kanama. Bu yalnızca anımsama...
Günaydın dediğiniz yerde,gece çok daha belirgindi!
Çok fazla veda gibi oldu bu gerçi..Ölüyorum sandınız belki.Evet ölüyorum.Bu da size son mektubum.Başka hayatlarda yaşamaya devam edeceğim,başka kokular,bambaşka hayatlarda nefes almaya devam edeceğim.Eğer asıl merakınız şuysa,yani ruhum ve bedenimin birbirinden ayrılmasıysa ölüm olarak nitelendirdiğiniz,hayır öyle bir gidiş değil bu.Bu kişilere mahsus,kimliklere özel ve hatırı sayılır bir sırtını dönüş. Yani şahsınız için yokluğumun tanımını en güzel ''ölüm'' tanımlar diye düşündüm.Ve tabi şahsım için...
Caddede sokakta şurda burda gördüğünüz suretime güvenmeyiniz artık.Tanıdık gelecektir elbet bir yerlerden.Boşverin!Yalnızca biriyim...Adım,şeklim dilinizin ucuna gelecektir belki.Boşverin ucunda kalsın!Siz ve biz artık birer yabancı,birer karmaşayız!Boşverin!Dillerinize en güzel yakışan kelime...Boşlukta kaybolduk zaten bizde!!!
Ve puf...oldu!

Metin ol...
Arkamda kaldı tüm mutlulukların,kaybettin onları...
Koskaoca bir denize(neredeyse okyanusa varacak)döktün kurbanlarını!
Hepsini de ne çok sevmiştin...
Kaypak firarım benim
Sana nasıl da meltem esintileri hazırlamıştım
Çocukca,ağır ağır
Ellerimle,ruhumla,saçlarımla yarattığım o lodosun ardından
Tatlı bir okşayış bekliyordu seni
Ve o sert kabusların,haşince son buldurduğu
Melakelerden çalıntı uykular!
Perdeyi açtığımda bitmiş olacaktı gece
Hani!
Hani öyle uyuturlardı çocukları
Gözlerini kapayacaksın,açacaksın
Ve puf...
Ve puf...oldu!
Uyuttun beni,sonsuz bir geceye karşı çevirdin
Ay ve yıldızlar bile yalnızca sana layıkmış gibi...
Güneş bir tek senin ten renginmiş gibi..
Ve puf...oldu!
Kimsesiz gibi hissetmek önce ama mis kokuyormuş dünya
Yani yalnızdım,karanlıktı onca sapkınlık vardı
Fakat mis kokuyordu dünya öyle mi?
Uyuttun beni!
Ve puf...oldu!
Bir toz,bir duman,bir salgın sardı her yanı
Beklenenlerle dolu ve kayıplarla...
Sandığımda unutmuştum bebeklerimi
Sarılamadan onlara,uzandım...
Betona..soğuktu..
Uyuttun beni!
Metin ol...
Olmak kolay,olursun...
Sanki lokmayı yutamamış gibi
Yutmuşta sindirememiş gibi...
Dik durursun,kemik gibisindir.
Toprağa mahkum ve çırılçıplak,
Bir metre çarşafla sarmaş dolaş gibi...
Fidan gibi ve kurtçuklarla selamlaşırsın
Metinsindir!
Zaten olmasan da boşvermelisin
Artık kimse ninni söylemiyor!
Ya da sen bir bebekcik değilsin!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)