Gövdesi kumlara düşen çiçek,
Sersem…
Fındık kadar küçük aşk
Fındık kadar küçük olmalı
Soluksuzluk çok sevmek değil
Çok yorulmak demek
Ve bitirmemek için kendimi
Ve bendeki varlığını güneş altına yatırdım
Solman için belki, açman için belki
Ne yapmalıyım bende bilmiyorum
Seni sevmek mi daha zor
Sevmeme çabası mı
Ağrıyor aklım
Klabimde tık yok
Midem bulanıyor ama
Sen dedikçe
Gözlerimi açtıkca ve kapadıkça
Yanılmak yanılmak yanılmak
Baharda aşık olmak aptallık
Ama diğer mevsimler de şevksiz düşler için
Ama işte
Özlemek özlemek özlemek
Sana sarılmayı, kokunu, uykunu …
Ve katlanmak tabi
Tekliğe, serinliğe, üşümeye…
Yine de bir yerden uyanmak gerçeğe
Düşe kalka sıyrılmak
Ve kaçar adım
Hibir yere, hiçbir yere hiçbir yere...
Hakkımda
- korkunç akıllılar
- Delilik kayda değer bir gelişmedir! DİKKAT BURASI BİR ANI DEFTERİ NİTELİĞİ TAŞIMAZ!!
23 Ekim 2010 Cumartesi
20 Ekim 2010 Çarşamba
benim büyümekten anladığım
ne çaba ama
neyin çabası
midem bulanıyor, sırf aptallıktan
bir hissizlik sarıyor önce her yerimi
sonra aşırı hisleniyorum aniden
bu sefer başka bir şehir diliyorum
başka bir adam, başka bir kadın
elimden ne geliyorsa o kadar gidiyor
daha hiç çoğaldığımı göremedim vermekten
almayı hiç öğrenemedim doyana kadar
açlıktan mı ölüyorum ağırlıktan mı
ama her geçen gün biraz daha eksiliyor işte
bendir eksilen, kalbimdir, iyiliğimdir, vicdanımdır belki
ne mutluluk ama
ucu açık bir denizin içinde
boğulmayı öğrendim ilk önce
nasıl büyüdüm bilmiyorum
benim büyümekten anladığım
hayal etmemekti
zaten hepsinden önce hayallerim bitti
ne güven ama
gölgesinde yalnız suretler
bana inan, ben gerçeğim
diyen her kimse yalana dönük bir yüzü
o kimsedir ki bilmez daha
öyle sızdı ki içime, bir zehir adeta bir hırsız
hepsini iyiliğinden yaptı
o böyle dedi
ben inanmıyorum.
ne inanmak ama
körlüğün kapısından şapşallığa çıkış
öyle bir inanmak
her şey güzel olacak
daha önce olmuş gibi.
şimdi yitenlerin arasından
parçalanan insanlığımdan, aşkımdan, sevgimden,benden...
bir hiç yaratılıyor yeniden.
yeniden renksizleşti evler, insanlar ve ağaçlar
bir tek yıldızlare kaldı, onlarda zaten hep ordaydılar.
neyin çabası
midem bulanıyor, sırf aptallıktan
bir hissizlik sarıyor önce her yerimi
sonra aşırı hisleniyorum aniden
bu sefer başka bir şehir diliyorum
başka bir adam, başka bir kadın
elimden ne geliyorsa o kadar gidiyor
daha hiç çoğaldığımı göremedim vermekten
almayı hiç öğrenemedim doyana kadar
açlıktan mı ölüyorum ağırlıktan mı
ama her geçen gün biraz daha eksiliyor işte
bendir eksilen, kalbimdir, iyiliğimdir, vicdanımdır belki
ne mutluluk ama
ucu açık bir denizin içinde
boğulmayı öğrendim ilk önce
nasıl büyüdüm bilmiyorum
benim büyümekten anladığım
hayal etmemekti
zaten hepsinden önce hayallerim bitti
ne güven ama
gölgesinde yalnız suretler
bana inan, ben gerçeğim
diyen her kimse yalana dönük bir yüzü
o kimsedir ki bilmez daha
öyle sızdı ki içime, bir zehir adeta bir hırsız
hepsini iyiliğinden yaptı
o böyle dedi
ben inanmıyorum.
ne inanmak ama
körlüğün kapısından şapşallığa çıkış
öyle bir inanmak
her şey güzel olacak
daha önce olmuş gibi.
şimdi yitenlerin arasından
parçalanan insanlığımdan, aşkımdan, sevgimden,benden...
bir hiç yaratılıyor yeniden.
yeniden renksizleşti evler, insanlar ve ağaçlar
bir tek yıldızlare kaldı, onlarda zaten hep ordaydılar.
16 Ekim 2010 Cumartesi
Biz kaç kişiyiz
Zincirlerini kırmış gibi hızlıca koşuyorum
Kovalayan yok, kovaladığım yok
Koca bir hiçlik bulvarında
Kayda değer bir nimet aradığını sanarken
Kaybolmak, bildiklerini de unutmak.
Sızmış bir güzellik
Uyutulmuş bir sevgi
Değmeyene değişilmiş senceler
Gören göze göre yanlış
Seçilmiş kısım kısım isimler
Kaç kişiyiz, bir dönüm noktasının başında?
Kaç kişiyiz, uçurumun kenarında ?
Kaç kişi var, arkamızda
Önümüzdekiler kaç kişi
Ya sen, ya ben…
Biz kaç kişiyiz,
Biz olabilecek kadar çoğaldık mı?
Onlar kadar çok muyuz ?
Demek onca azız ki
Onlara – biz – olamadık.
Biz onlar ne dediyse onu olduk,
Birinci çoğul şahıslar cennetinden kaçarak
Aramızda bir bağlaç
Sen ve ben…
Bir ben, ben tek başıma
Önümde, arkamda.
Hiç sızmadan, hiç uyanmadan
İlk yanılgının şerefine,
Sonsuz kere yanarak.
Bir dağın başında
Bir tek ben, ben tek başıma.
Kovalayan yok, kovaladığım yok
Koca bir hiçlik bulvarında
Kayda değer bir nimet aradığını sanarken
Kaybolmak, bildiklerini de unutmak.
Sızmış bir güzellik
Uyutulmuş bir sevgi
Değmeyene değişilmiş senceler
Gören göze göre yanlış
Seçilmiş kısım kısım isimler
Kaç kişiyiz, bir dönüm noktasının başında?
Kaç kişiyiz, uçurumun kenarında ?
Kaç kişi var, arkamızda
Önümüzdekiler kaç kişi
Ya sen, ya ben…
Biz kaç kişiyiz,
Biz olabilecek kadar çoğaldık mı?
Onlar kadar çok muyuz ?
Demek onca azız ki
Onlara – biz – olamadık.
Biz onlar ne dediyse onu olduk,
Birinci çoğul şahıslar cennetinden kaçarak
Aramızda bir bağlaç
Sen ve ben…
Bir ben, ben tek başıma
Önümde, arkamda.
Hiç sızmadan, hiç uyanmadan
İlk yanılgının şerefine,
Sonsuz kere yanarak.
Bir dağın başında
Bir tek ben, ben tek başıma.
11 Ekim 2010 Pazartesi
Konu
hep bitecek, hep bitenlerle, bir gün batımında buluşulup,bu konu da kapatılacak.
Bu konu...
Hani şu yaşama mevzu olan...
Bu konu...
Hani şu yaşama mevzu olan...
Senin kalp dediğin
Kepenkler kapamak istiyorum üzerime
Hiç kimse görmeden geçip gitmek istiyorum
Hiç kimse görmesin istiyorum belki de
Yok olmak mümkün mü, bunca varlığın içinde
YOK- olmak istiyorum.
Bir delinin hatıra defterinde küçük bir çizik değil!
Elidmen düşürürüm diye korkarken ben
Elden düştüğümü görüyorum
Daha fenası anlıyorum, daha fenası biliyorum
Bilmenin yarısından bir fazla var
İşte tam orda nefes alamıyorum.
Yasaklanıyor, kenetleniyor...
İçim büyük değil ve ben nefes alamıyorum
Senin yüzünden değil
Geçmişi, geçirmediğimden belki...
Sen dediğim kimsin hem?
Sen dediğim, neresindesin tam olarak ben olmanın?
Olamamanın ya da ...
Ne arıyorsam koca boşlukta,
Koca kahramanların küçücük denizlerde boğulduğunu görmekten başka
Neye yaradı senin sözde sevgi dolu bakışların
Bir hiçe gömüldü,
Öldü!
Ve ben biliyorum...
Asla dirilmeyecek bir aşkın yasını tutmaktan başka ne yapabilir kalbim!
Hem senin kalp dediğin neresinde duruyor ki bedenin?
Hiç kimse görmeden geçip gitmek istiyorum
Hiç kimse görmesin istiyorum belki de
Yok olmak mümkün mü, bunca varlığın içinde
YOK- olmak istiyorum.
Bir delinin hatıra defterinde küçük bir çizik değil!
Elidmen düşürürüm diye korkarken ben
Elden düştüğümü görüyorum
Daha fenası anlıyorum, daha fenası biliyorum
Bilmenin yarısından bir fazla var
İşte tam orda nefes alamıyorum.
Yasaklanıyor, kenetleniyor...
İçim büyük değil ve ben nefes alamıyorum
Senin yüzünden değil
Geçmişi, geçirmediğimden belki...
Sen dediğim kimsin hem?
Sen dediğim, neresindesin tam olarak ben olmanın?
Olamamanın ya da ...
Ne arıyorsam koca boşlukta,
Koca kahramanların küçücük denizlerde boğulduğunu görmekten başka
Neye yaradı senin sözde sevgi dolu bakışların
Bir hiçe gömüldü,
Öldü!
Ve ben biliyorum...
Asla dirilmeyecek bir aşkın yasını tutmaktan başka ne yapabilir kalbim!
Hem senin kalp dediğin neresinde duruyor ki bedenin?
22 Eylül 2010 Çarşamba
Pollyanna ölmesin diye...
Boğazına düğümlendiği yerdesin yine
Tıkayan gözyaşı mı ruhunu yoksa?
Hiç mi değişmez bu küçük oyunların sonu
Nerde tutunmalıyız umuda
Yoksa umut dediğimiz
Pollyanna ölmesin diye miydi?
Hep kandırdılar bizi.
Baktığım yerden gökyüzü içime akıyor
Fakat o kadar büyük değilim ben
Ve toprak üstünde yürüyebilecek kadar da küçük
İki dünya arasında kalmak bu işte!
Nereye gideceğini bilmeden,
Nerede olduğunu bilmeden
Ve arada bir unutarak o yanılsamaların varlığını
Bir yerde, sanıyor işte insan,
Bir yerde inanıyor yine de
Mutluluğa, belki de mutlu edecek olana
Yağmur yağsa tam da şimdi
Onunla beraber ağlayınca kimse görmez belki...
Tıkayan gözyaşı mı ruhunu yoksa?
Hiç mi değişmez bu küçük oyunların sonu
Nerde tutunmalıyız umuda
Yoksa umut dediğimiz
Pollyanna ölmesin diye miydi?
Hep kandırdılar bizi.
Baktığım yerden gökyüzü içime akıyor
Fakat o kadar büyük değilim ben
Ve toprak üstünde yürüyebilecek kadar da küçük
İki dünya arasında kalmak bu işte!
Nereye gideceğini bilmeden,
Nerede olduğunu bilmeden
Ve arada bir unutarak o yanılsamaların varlığını
Bir yerde, sanıyor işte insan,
Bir yerde inanıyor yine de
Mutluluğa, belki de mutlu edecek olana
Yağmur yağsa tam da şimdi
Onunla beraber ağlayınca kimse görmez belki...
13 Eylül 2010 Pazartesi
Olmuştu ve bitti!
Adın sahtelikle,
baktığım aynadan yüzüme yansıdı bugün.
korkak, söz söyleyemez, bencil, kör
daha ötesine geçemeyecek bir bahanekar gördüm sanki...
bir kedi gördüm sanki!
unutulamayacak bir anı belirdi çevremde
sanki görülmüş yaşanmış daha önce
fakat farklıydı demek, farkını yoketmişti
salınıp geçmesine izin verildi önce
öyle saydam ve pürüzsüzdü şahaser
bir şahser değildi elbet
fakat gerçekti ve bundandı güzelliği
O tabii oldukça yalanlara
en az onlar kadar karardı gerçekleri
salt bir sevgiydi önce
sonra anın büyüttüğü körlük
sadece ordaydı sonra
anın ateşi yakmıştı
salt bir yalana dönüştü gerçek
hiç bir duman, bu kadar zehirli olmamıştı.
sadece yok oldu sonra
bunu ne ben haketmiştim
ne de ona yakışıkalmıştı!!
Susmaya karar verdi,
İncinmiş olmak, boyun bükmek için yeterli değildi
Duvarların eşiğinde bıraktı olan biteni
Adı üstünde,
Olmuştu ve bitti!!
baktığım aynadan yüzüme yansıdı bugün.
korkak, söz söyleyemez, bencil, kör
daha ötesine geçemeyecek bir bahanekar gördüm sanki...
bir kedi gördüm sanki!
unutulamayacak bir anı belirdi çevremde
sanki görülmüş yaşanmış daha önce
fakat farklıydı demek, farkını yoketmişti
salınıp geçmesine izin verildi önce
öyle saydam ve pürüzsüzdü şahaser
bir şahser değildi elbet
fakat gerçekti ve bundandı güzelliği
O tabii oldukça yalanlara
en az onlar kadar karardı gerçekleri
salt bir sevgiydi önce
sonra anın büyüttüğü körlük
sadece ordaydı sonra
anın ateşi yakmıştı
salt bir yalana dönüştü gerçek
hiç bir duman, bu kadar zehirli olmamıştı.
sadece yok oldu sonra
bunu ne ben haketmiştim
ne de ona yakışıkalmıştı!!
Susmaya karar verdi,
İncinmiş olmak, boyun bükmek için yeterli değildi
Duvarların eşiğinde bıraktı olan biteni
Adı üstünde,
Olmuştu ve bitti!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)