
Kim bilir kaç defa yazboz tahtasına döndü buraları
Hep aynı hikayeyi yazıp, silmekten yorulan kollarıma mı üzülmeli
Yoksa ağlayan kağıdın kararmış sıfatına mı!
Aynı bahçede hep aynı zehirli dala tutunmayı başarmanın
Ve derinde değil de hep sığ kenarlıkta boğulmanın becerisinin
İnsana yaşattığı kefaletsiz acının, aptallığa vurması yüzünü…
Sanki körmüşçesine ve bir o kadar da net görmüşçesine sonunu
Gözyaşlarıyla tutunmak sonun kaçınılmaz felaketine…
Kitlenip kalarak sözde masumiyetin kilden odasına
Yalnızca izlemek kemirgenlerin parçaladığı duvarların yalanlarını
Ve yalnızca bir tutam sıcak düşün hatrına inanmak farelerin soluk nefesine…
Bir tutam çocukluk hevesinin peşinden düşmek yollara
Ve dikilmek karşısına, karşılıksız sevdanın
Bir gece vakti, tamıyla yirmi dört saatin eşiğinde vurulmak alnından
Sen çelikten sanarken bedenini ve lastikten ucuz sevdayken sizinkiler!
Son nefesini bırakmak yollara…
Ve yıkıldı masumiyetin çelimsiz bedeni kaldırımlarda...
Kaldırımlar katil, şehir yardım ve yatakçı oldu işte.
Üzerinden geçtiler masumiyetin
Kaç tabanın adi köselesine maruz kaldı kim bilir!
Kaç defa dirilir zannederken yüzyıllık hasreti
Armağan edemedi yeniden aciz insanların mahkum dünyasına kendisini…
Ve yıkıldı masumiyetin çelimsiz bedeni kaldırımlarda…
Kucak açıp bekleyenlere, ölümsüzlük armağan edenlere
Kendine sığamayıp ona taşanlara, kınasıyla eli belinde bekleyenlere
Ve kaçanlara, korkaklara armağan olsun şimdi ölüsü!
Yıkıldı masumiyetin çelimsiz bedeni kaldırımlarda!

4 yorum:
Yıkıldı masumiyetin çelimsiz bedeni kaldırımlarda!
Kaldırımlar katil, şehir yardım ve yatakçı oldu işte.
Üzerinden geçtiler masumiyetin...
En çok bu kısım etkiledi beni.
Yalnız sana bir soru sormak istiyorum.. Bu güzel yazılarını kendi hayatından bir parça olarak mı aktarıyorsun, yoksa o durumda bir insan düşünerek onun hayatını mı aktarmaya çalışıyorsun? Yani hayal gücünün mü eseri?:]
Harika bir yazı, masumiyetin çaresizliğini, dışsal faktörlerin insan psikolojinsindeki etkisini mükemmel bir şekilde anlatmışsın.
Yürüdüğüm bu dapdar sokak daraldıkça daralmış,
Kararan dünyam karardıkça kararmış...
REngarenk düşlerim karanlık raflarda islenmiş, kirlenmiş...
Yorulmuşum bir düşü düşleyip durmaktan...
Hep aynı boş hayalleri kurmaktan...
Ve boş bir hayali damarlarımdan akan kanla sulamaktan;
Kan bitmiş damarlarımda...
Ağlamaktan şişen gözlerimde yaş kalmamış, ve muhtaç olmuş yüreğim;
Bir tutam yaşama sevincine..
Arkadaşlar çok teşekkür ederim beğenmenize,bu paylaştığım duyguların yalnız olmamasına sevindim :)
bu arada yazdığım her şey birebir hayatımdan değil tabi ama etkileyen çok şey var..Yazı başına oturunca şekilleniyor kendi kendine..bazen yaşadıklarımdan çok daha ağır çıkıyor.Bazen yazı bitiyor bi bakıyorum benle alakası bile kalmamış.Ama insan hiç yaşamadan da ne kadar hisseder bilemiyorum...
bu arada Dispiritedness,o yaşama sevinci nasıl bir şey bilemiyorum ama çok zor tükeniyor ve bazen gözyaşlarımız olmasa diyorum eminim çok daha erken veda ederdik şu hayata:)
Süpersin sen:] İnan tüm yazılarını okurken zevk alıyorum. Ve hep okuyacağım....
Yorum Gönder